26 Yıl Sonra Ulaşan Mektup

sayfa-4

Mehmet Kanbur’un son mektubunun verildiğine dair haberleri birçok gazetede, dergide başkaca iletişim araçlarında duymuşsunuzdur. Mehmet Kanbur, yoksul bir Kürt aileden geliyordu. Evli ve bir çocuğu olan Mehmet Kanbur ‘Devrimci Mücadelenin ön saflarında yer aldı. Gölcük Donanma Sıkıyönetim Komutanlığı’nda “Üçüncü Yol” davasında yargılanan Mehmet Kanbur, Ramazan Yukarıgöz, Ömer yazgan ve Erdoğan Yazgan 20 Nisan 1981’de idam cezasına mahkum edildi ve 29 Ocak 1983’te idam edildiler.

Ömer Yazgan, Ramazan Yukarıgöz, Mehmet Kanbur ve Erdoğan Yazgan hakkında Direnişçiler olarak biz yazdığımızda, bu insanları dergimizde andığımızda veya mektuplarını yayınladığımızda “suçu ve suçluyu övme” gerekçesi ile dergimiz kapatılıyor ve toplatılıyoruz, para cezaları alıyoruz, hapse atılıyoruz, yayın yapma özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Bunun içindir ki 26 Temmuz 2009 tarihli Hürriyet gazetesinden Mehmet Kanbur’un 26 yıl sonra verilen son mektubu ile ilgili haberden bölümler vermenin daha uygun olacağını düşündük.

“26 yıl sonra gelen mektup” başlıklı ve 22 Temmuz 2009 tarihli haberde (link) Mehmet Kanbur’un eşi Zeynep Kanbur’un ”Bu mektubu çok bekledim” dediği yazılıyor. Haber şöyle devam ediyor:

“Milliyet Gazetesi’nin haberine göre Genelkurmay Başkanlığı, Gölcük Donanma Mahkemesi’nde ‘Üçüncü Yol’ davasında yargılanıp idam edilen 4 kişiden Mehmet Kanbur’un 26 yıldır gizlenen son mektubunun da ailesine teslim edilmesine karar verdi. 78’liler Federasyonu’nun girişimleriyle, idam edilmeden 10 dakika önce kaleme aldıkları mektupları sakıncalı bulunan 4 kişiden Ömer Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz’ün mektupları, Genelkurmay’dan alınarak ailelerine teslim edilmişti. Federasyon, son olarak idam edilen Kanbur’un ölmeden 10 dakika önce karısına yazdığı mektubu da almayı başardı.

Ziyaretine gitmiş gibi

Federasyonun, mektubun alındığını haber vermesi üzerine, oğlu Murat ile birlikte yaşadığı Fransa’dan Türkiye’ye gelen Zeynep Kanbur, şöyle konuştu:
‘Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan mektubu önceki gün aldım. Tahmin edemeyeceğiniz kadar heyecanlandım. Eşimin ziyaretine gitmiş gibi oldum. İdamdan sonra ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı Fransa’da yaşamaya başladım. Burada kalmak istemedim. Mektubu verirken çok iyi davrandılar. Mektubu veren memur sanki hüzünlü gibiydi. Bu mektubu çok bekledim. Neden verilmedi yıllarca bilmiyorum. Eşim idam edildiğinde oğlum Murat 9 yaşındaydı. Bir daha evlenmedim.'”

Mehmet Kanbur şunları yazmış:

Değerli karıcığım. Biz tarihi son görevimizi yerine getirirken, seni görmek isterdim. Öyle sanıyorum ki hiç haber verilmedi. Veya göstermelik olarak, bilinçli, gecikeceğiniz şekilde haber gönderildi. Bu namussuzlardan farklı bir şey de beklenmez. Göremedim diye üzülmene hiç gerek yoktur. Senden bunu beklerim. Ben hayatım süresince özellikle birlikte olduğumuz zamanlarda gerçek anlamda belli şeyler anlatmaya çalıştım. Ve bu uğurda gücüm oranında üzerime düşen görevleri yerine getirmeye çalıştım. Son olarak da halkımın mutluluğu uğruna canımı severek feda ediyorum. Bu görevimi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin celladına fırsat vermeden halkımın mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Senin bundan sonra özel yaşamın hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Sana güveniyorum. Tek başına yapayalnız kalsan dahi doğruluktan, dürüstlükten ayrılmayacağına, namusluca yaşamını sürdüreceğine inanıyorum. Ayrıca sana ve halkıma armağan ettiğim Murat’a da yeterli ilgi göstereceğine, halkına yararlı olacak şekilde yetiştireceğine eminim. Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur. Devrimciler öldü, yaşasın devrim. Kahrolsun faşizm. Tek yol devrim.

Mektuba okur yorumları

26 Temmuz tarihli web sayfasından aldığımız haberin altında toplam 270 yoruma rastladık.
Yorumcuların çoğunluğu Mehmet Kanbur’un idamına karşı görüş belirtiyor. Bir kısmı idama fikir ögürlüğü, yaşam hakkı ve geride bırakılan aileler açısından karşı çıkmış. Örneğin, ‘Dağlar Kızı Reyhan’ takma isimli okuyucunun yorumu şöyle:”Hangi ülke olursa olsun hangi Millet olursa olsun insanın düşüncesinden dolayı yargılanıp idam edilmesi; bir eşin kocasız bir çocuğun babasız bir anne ve babanın çocuksuz bırakılmasına hiçbir devletin hakkı olmamalı diye düşünüyorum.”

Mehmet Kanbur’un ve onun gibi düşünen diğer devrimcilerin halk için savaştıklarını dile getiren yorumlara da rastlamak mümkün. Nayil Kaplan: “Ben bankacı oldum paraları indirdim cebe; Ben sahte dinci oldum, din dedim indirdim cebe; Ben oy avcısı oldum, oy aldım kandırdım indirdim cebe; Ben hep aldım aldım cebe indirdim de; Ben bir senin gibi soylu olmadım ne yazık ki…” demiş. Başka bir çok okur da Mehmet Kanburlardan saygıyla söz ediyor.
Kimi okurlar ise Mehmet Kanbur’un yaşadığı dönem ile yaşadığımız dönem arasında farklılıkların arttığını, o mücadeleci insanların şimdilerde sönükleştiğini, insanların yaşama amaçlarının para olduğunu, geçmişteki mücadeleci insanların emeklerinin boşuna gittiğini, bir hiç uğruna öldüklerini dillendirerek halka güvenmediklerini ve umutsuzluklarını belirten yorumlar yapmışlar. Örneğin, Sinem Turha’nın yapmış olduğu yorumda bu çok hissediliyor:
“Acaba bu ülkenin şimdiki halini görseydiniz güzel halkım güzel vatanım deyip ; o güzelim canınızı vermeye değer miydi? Nice sizin gibi vatan evlatları yok pahasına bir bildiri dağıttı diye idam edildi. Acaba zaman sizin hakkınızı soracak mı? Canlar toprak oldu gerisi yalanmış!”
Bazı okurlar ise Mehmet Kanbur’un idam edilişine ve mektubunun 26 yıl sonra verilmesine tepkili olmasının yanında, insanların böyle mücadele ederek değil; bireysel çözüm arayışları ile herkesin kendini geliştirerek daha mutlu olabileceğini, toplumun böyle gelişebileceğini belirten yorumlar yapmışlar. Bu düşünceleri de Mehmet Nesilli’nin yorumu ile örneklendirebiliriz:
“Gençlere öğüt. Hiçbir zaman toplumun kabul etmediği değerleri doğru diye diretmeye ve yerleştirmeye çalışmayın. Boşuna ızdırap çekersiniz. Dürüst olun ama önder olmaya çalışmayın. Menfaat sahipleri doğru söyleyeni dokuz köyden kovmaz; hemen yok ederler. Kendinizi geliştirin , toplumda yer edinin. Eğer toplumdaki dürüst akıllıların oranı artarsa toplum zaten düzelir.”

Mehmet Kanbur’un 26 yıl aradan sonra mektubunun verilmesine dair yayımlanan habere 20 kişi tarafından karşı yönde yorum yapılmış. Saldırıların çıkış noktası olarak ise, Akyazıda’ki eylemin ölümlere yolaçan bir silahlı eylem olması. Bunun yanında; Mehmet Kanbur ve onun gibi düşünenlerin sosyalist olmaları, komünist olmaları, devrimci olmaları, bir ütopyaya inanıyor olmaları gibi gerekçeler de itiraz noktaları olarak sunuluyor. Bir okur yorumunda şöyle diyor: “Komünizmin, sosyalizmin yani tamamen kandırmacadan ve ütopyadan hareket eden bir sistemin peşinden gidip gençliklerini harcayan insanlara acıyorum. Bütün dünya komünizmden özellikle komünist olan ülkeler kurtulmak isterken, bu uğurda bizim de başımızı yakacak olan insanların ölümüne acımıyorum.”

Böyle yorumlarda MHP milliyetçisi bir tavrı yoğun olarak görmek mümkün. Bu tarz yaklaşımla yorum yapan çoğu kişi ‘devrimci’ insanların ölümünü dahi haklı bulabilmekteler.

Genel itibariyle neredeyse bütün yorumlarda dini terimlerle dilenmiş iyi dilekler mevcut, insanların dini duyguları ön planda. Vatanseverlik, milliyetçilik gibi düşüncelerin önemine vurgu yapılıyor ve bu anlamda Mehmet Kanbur takdir ediliyor. Ancak halka yönelik bir güvensizlik de var, geçmişte yapılan mücadeleleri bu halkın hak etmediği düşünülüyor. Her birimizin farklı düşüncelerde olabileceğini; fakat birbirimizin düşüncelerine saygı duymadığımız ifade ediliyor. Mehmet Kanbur’un son mektubunda ifade ettikleri, yaşamı, düşüncelerini savunmadaki kararlılığı; yorum yazan okurların çoğunluğu tarafından onurlu ve ahlaklı bulunuyor.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir