AKP-Cemaat Çatışması

AKP’nin Cemaat’i devletten ayıklaması çok zor. Cemaat MİT’i de ele geçirmiş olsaydı devlete tümden sahip olacaktı. Şimdi AKP devleti Cemaat’ten temizlemeye çalışırken hem art arda gelen yolsuzluk haberleriyle gitgide daha çok yara alıyor hem de kendisini korumak için giderek daha baskıcı ve yasakçı bir rejim kuruyor.

Gelinen aşamada Erdoğan, Erbakan’ın yarım asır emek vererek yaptığını yıkmış oldu. 28 Şubat darbecileri eğer önlem alınmazsa Erbakan’ın oylarının giderek yüzde 70’lere varacağını iddia ediyorlardı. Erdoğan oyları yüzde 50’ye çıkarmayı başardı ama artık yüzde 100 oy alsa bile işi bitti. Böylece Erbakan’ın uyarıları da doğru çıkmış oldu. Erbakan AKP yöneticilerini cahil bulmakla haklı çıkmış oldu.

Erdoğan iktidar için kendisini ABD ve İsrail’e kullandırttıktan sonra çöpe atılmamak için direniyor. Erbakan, AKP liderlerine Cemaat’in ipiyle kuyuya inilmeyeceğini defalarca belirtmişti. Hocalarını dinlemediler. Cemaat altlarını oydu. AKP hükümetinin eskiden sadece dar bir kesim tarafından bilinen yolsuzlukları 17 Aralık operasyonuyla birlikte herkesin dilinde. Özellikle Başbakan rezil oldu.

İyi ki yanıldık

Odak olarak Gezi sürecine varan gelişmeleri tahmin etmekle birlikte AKP-Cemaat çatışmasının bu aşamaya ulaşacağını tahmin edememiştik. Gelişmeyi bizden iyi izleyenler vardı.

12, 13, 14 Şubat 2012 tarihli çeşitli internet medya sitelerinde Sırrı Süreyya Önder’in bir açıklaması çıkmıştı. “Mesela Cumhurbaşkanlığı için rekabet var hiç biri yazmıyor” diyordu Sırrı Süreyya ve ekliyordu: “Mesela Cumhurbaşkanlığı için rekabet var hiç biri yazmıyor. Herkes etrafından dolanıyor. Bu ülkede iktidarı oluşturan koalisyon çatırdıyor kimse bir şey yazmıyor. Bakın bu işten cemaat kazançlı çıkacaktır. Çünkü değer üretiyorlar, diğerleri bir değer de üretmiyor. Cemaat ne yapacağını biliyor nasıl yapacağını biliyor. Öyle dış destek falan emperyalizm, hükümet, statüko demekle olmaz bunlar izah etmez. İnsan yetiştiriyor. Sebat etmiş, yıllarca beklemiş çalışmış bir fikir uğruna, didinmiş, elini taşın altına sokmuş. Sen kendi Cumhurbaşkanın için sınırlama getiriyorsun, bir daha aday olamazsın diyorsun kimse bunu söylemiyor, yazmıyor. Sayın Başbakan’ın çevresinde kendini işin içine katmadan şu dosyayı alıp şuradan şuraya götürecek yüz tane adam yoktur. O nedenle bu kavgada cemaat kazanacak.” http:// haberdesin.com/video/politika/sirri-sureyy-adan-cemaate-ilginc-ovguler#sthash.TsH1u-vHU.dpuf”

Saptamayı okuduğumuzda şaşırmıştık. Çünkü ifadelerde Sırrı Süreyya’nın taraf tutuyor olduğu hissi almıştık. Haber de zaten “Sırrı Süreyya’dan Cemaate ilginç övgüler” şeklinde başlığıyla verilmiş. Sırrı Süreyya’nın kontrgerilla konumundaki Cemaat’e övgünün maksadını anlamak zor. Şimdilerde Öcalan bu çatışmada AKP’nin yanında yaraladığı için Sırrı Süreyya Önder’in zor durumda olduğunu düşünüyoruz.

İktidar mücadelesinin iki tarafa da çok zarar veren bu düzeylere gelmeyeceğini, tarafların birbirlerine yaşamsal ihtiyaçları olduğunu, çıkar ve kader ortaklıkları nedeniyle bir noktada anlaşmak zorunda olduklarını ve rasyonel davranacaklarını tahmin ediyorduk.

Yanılmışız. İyi ki yanılmışız! ABD ve Batı ile anlaşmış dinci gericiliğin Türkiye’yi 15-20 yıl daha yönetmesi ihtimali vardı. Eğer taraflar birbirleriyle anlaşabiliyor olsaydı işimiz zordu. Sırrı Süreyya Önder 17 Aralık’tan sonra “taraflar anlaşacaklar” diye bir beyanat daha verdi. Umarız dediği çıkmaz.

Çatışmanın tarafları ve tavrımız

Erdoğan bu çatışmada genelkurmayı yanına almış görünüyor. Öcalan da Cemaat’e karşı Erdoğan’la birlikte davranıyor. CHP ile MHP çatışmada Cemaatle saf tuttular. Fakat İşçi Partisi ile bazı ulusalcılar Cemaat’in daha büyük tehlike olduğunu düşünüyor ve onun AKP tarafından tasfiye edilmesini istiyorlar. Erdoğan’ın bir uluslararası operasyonla karşı karşıya olduğu açık. Cemaat burada sadece kendi iktidarı için savaşmıyor. Aynı zamanda ABD’nin Erdoğan’ı tasfiye etmesine de aracılık ediyor.

tayyip-erdogan-fettullah-gulen

AKP’nin Cemaat’i devletten ayıklaması çok zor. Cemaat MİT’i de ele geçirmiş olsaydı devlete tümden sahip olacaktı. Şimdi AKP devleti Cemaat’ten temizlemeye çalışırken hem art arda gelen yolsuzluk haberleriyle gitgide daha çok yara alıyor hem de kendisini korumak için giderek daha baskıcı ve yasakçı bir rejim kuruyor.

Süreç AKP’siyle Cemaatçisiyle dincilerin ahlaklarını içki ve uçkur yasaklarına bağlamış olduklarını gösterdi. Gizli-gizli içki içip içmediklerini, cinsel hayatlarını bilmiyor ve merak da etmiyoruz. Ama milyarları yürütecek kadar azılı hırsız, servet düşkünü ve sahtekar oldukları ortada. Dincilik demek ahlak adı altında hırsızlık ve sahtekarlık demektir. Sırrı Süreyya’nın “değer yaratıyor” dediği Cemaat’in ahlaksal seviyeleri hakkında kanaat edinmek için, devlete kendi insanlarını doldurmak maksadıyla sınav soruları hırsızlıkları, ulusalcılara ve Türkiye soluna karşı kurduğu polis-basın-yargı tertipleri, ahlak infazları, dinleme ve takipleri yeterlidir.

Erdoğan şimdi bu kavgada kendisini ağır yaralamış olan Cemaat’i teslim almaya çalışıyor. Başarılı olursa ABD’yi kendisini tasfiye etmekten vazgeçireceğini umuyor. CHP ile MHP Cemaat’ten beslenmeye çalışıyorlar. Öcalan AKP ile birlikte davranarak gücünü koruyup geliştiriyor. Türkiye solunun ise bu çatışmada tarafların peşine takılmaktan kaçınarak kendi gücünü ve birliğini geliştirmesi gerekir. Pisliği süpürecek yeni bir halk hareketine ihtiyaç var. Solun birliği, bu hareketin düzenden bağımsızlaşma yolunda gelişmesine yardımcı olacak.

02.03.2014

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir