AKYAZI ŞEHİTLERİNİ ANMA ETKİNLİKLERİ

Ankara’da Ömerleri Andık!

Hüseyin KARAKOÇ

Bu yıl bir kez daha, 29 Ocak 1983’te idam edilen Ömer Yazgan, Mehmet Kambur, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz’ü andık.

Anma programımız, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Devrimci 78’liler Federasyonu, Emekçi Hareket Partisi, ESP ve İHD temsilcileri ile yazar Temel Demirer, şair-fotoğrafçı Mehmet Özer’in de katılımıyla, 29 Ocak Salı günü 12.30’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan basın açıklaması ile başladı.

Yüksel Caddesi’ndeki basın açıklaması saygı duruşu ve idam edilen 4 önderin son sözleri ile başladı. Okunan basın metninin ardından Yüksel Caddesi’ndeki açıklama  “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!” sloganlarıyla sona erdi.

Basın açıklamasının ardından Polatlı’ya Ömer Yazgan’ın mezarı başına gidildi. Mezarlıkta bizleri Ömer Yazgan’ın ablaları ve eniştesi karşıladı. Mezarı başında Ömer Yazgan’ın ailesine yazdığı son mektubu okundu. Mektupların ardından ailesi “Yıllardır sizlerin varlığı sayesinde acımız hafifliyor, iyi ki varsınız.” diyerek duygularını dile getirdi. Ömer Yazgan’ın mezarına karanfiller bırakıldı ve sloganlarla mezarlıktan ayrıldık.

Yüksel Caddesi’nde okunan basın metni:

1981 yılı 17 Ocak’ta Ali AKTÜRK ve Metin Adil TORAMAN Akyazı’da polislerle girdikleri çatışmada öldürüldüler. Amaçları 12 Eylül askeri cuntasına karşı direnişe hazırlanmaktı. Aynı çatışmada sağ kurtulan Ömer YAZGAN, Ramazan YUKARIGÖZ, Mehmet KAMBUR ve Erdoğan YAZGAN arkadaşlar ise 1983 yılı Ocak ayında, Ömer YAZGAN’ın doğum günü olan 29 Ocak’ta asılarak idam edildiler.

Ömerlerin idama kahramanca giderken yazdıkları ve devlet tarafından 25 yıl gizlenen son sözlerden anlaşılacağı gibi Akyazı faşizme karşı direniş azmidir. Akyazı devrimcilerin davaya, halka ve birbirlerine bağlılığının simgesidir. Akyazı direnişçiliğin simgesidir.

Ölümlerinin üstünden on yıllar geçti. Onların başlattığı mücadeleyi yokluklarına rağmen zor koşullarda sürdürmeyi başardık. Onların rehber olduğu, geliştirdiği direniş ruhunu mücadelemizde yaşatmaya, 12 Eylül faşizmine ve onun uzantısına karşı örgütlü mücadeleye devam ettik. İçinde bulunduğumuz dönemde ise biz Direnişçiler bu görevi Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak yorumladık ve mücadelemizi bu doğrultuda sürdürüyoruz. İdam edilen yoldaşlarımızın en önemli özelliği olan sevgi ve sorumluluk duyguları, düşündüklerini hayata geçirecek samimiyete sahip olmaları, davaya ve arkadaşlarına kuvvetli bağlılıkları Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak yorumladığımız sürecin temelini oluşturdu.

Ömerlerin bıraktığı onurlu mirasla geliştirdiğimiz Hareketimizi ilk günden bu yana sekteye uğratmak istediler. Onları mezarları başında andığımız her yılın ardından düzenlenen düzmece operasyonlarla bizleri dağıtmak istediler. Ölülerimizden, onlara sahip çıkmamızdan bile korktular. Bugün göstermelik olarak yargıladıkları cuntacıların idam ettiği yoldaşlarımızı andığımız için bizleri tutukladılar.

Her şeye rağmen bizler, dün olduğu gibi bugün de Ömerleri, Cemalettinleri, Denizleri, Mahirleri, İboları anmaya, onların bıraktığı yerden mücadelelerini sürdürmeye devam ediyoruz. Biliyoruz ki onların geride kalanlara vasiyetleri de budur!

Bugün buradan bir kez daha söylüyoruz ki; Direnişçiler olarak bizler Akyazı kahramanlarının insan sevgisini, halk sevgisini ve direnişçiliklerini mücadelemizde yaşatmaya devam edeceğiz.

Yolumuz Devrim Yolunda Düşenlerin Yoludur!

Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!

ÖMER’leri Mehmet Kanbur’un Mezarı Başında Andık

27 Ocak Pazar günü 1983 yılında idam edilen arkadaşlarımızı İstanbul’da Mehmet Kanbur’un mezarı başında andık. Mezar ziyaretimize polisin yoğun ilgi göstermesi(!) dikkat çekiyordu. Saygı duruşu ile başlayan ziyaretimizde, saygı duruşunun ardından genç bir arkadaşımız aşağıdaki metni okudu. Metinden sonra ise yine 12 Eylül’de idam edilen Mustafa Özenç’in “O büyük gün geldiğinde” adlı şiiri okundu. Şiirden sonra “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganı atılarak ziyaretimiz sonlandırıldı.

Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin
Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa
ve silahlarımız elden ele geçecekse
ve başkaları mitralyöz sesleriyle
savaş ve zafer naralarıyla ölülerimize ağıt yakacaksa
ölüm hoş geldi, safa geldi!

Bundan tam 30 sene evvel 1983 yılının 29 Ocak gecesi İzmit Cezaevi’nde idam edilen Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Ramazan Yukarıgöz, Erdoğan Yazgan yoldaşlarımızı ve 17 Ocak 1981 tarihinde Akyazı’da çatışmada şehit düşen Ali Aktürk ve Metin Adil Toraman yoldaşlarımızı bir kez daha selamlamaya, anmaya geldik.
12 Eylül darbesinden sonra birçokları cuntaya boyun eğmiş, teslimiyetin teorisini yaparken; bugün burada andığımız bu 6 şehidimiz, cuntaya teslim olmamanın, direnişin yolunu seçtiler. Mücadele arkadaşları ve diğer devrim şehitleri gibi bedel ödemeyi en büyük onur olarak gördüler. Che Guavera’nın “diz çökerek yaşamaktansa, ayakta ölmek yeğdir” sözünü kendilerine yol bildiler. Dışardaki arkadaşlarına idam sehpasına giderken Pir Sultan’a ait

Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kement, işte boynum asarsa
İşte hançer, işte başım keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

dizelerini söyleyeceklerini yazmışlardı.
Mehmet Kanbur ve Ali Aktürk arkadaşlarımız evli idi. Ömer Yazgan okulundan başarı ile mezun olmuş bir teğmendi. Metin Adil Toraman durumu iyi bir ailenin çocuğu idi. Hepsinin bir hayatı, sevdikleri, ailesi oldu. Hepsinin iyi bir gelecek kurabilme şansları vardı elbet. Fakat bunca adaletsizliğin, sömürünün, haksızlığın içinde nasıl sadece kendilerini düşünürlerdi ki?
Devrimci olmak paylaşımcılık demektir; alçakgönüllülük, fedakarlık, iyi niyet gerektirir. Hepsi bu özellikleri taşıyordu. Çevrelerinde sevilen, saygı duyulan insanlardı.
Onlar bedelleri korkusuzca canlarıyla ödediler. Kimi arkadaşları onların davalarına sahip çıkmadı, savruldular. Kimi arkadaşları ise onların bayrağını devraldılar. Bu haklı davayı sürdürmeye devam ettiler, ediyorlar. İşte bizler de o gelenekten geliyor, direnişçi geleneğe sahip çıkıyoruz.
İddianamelerde şehitlerimizin anmaları, resimleri sözde deliller olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü seçtiğimiz yol, Ömerlerin isimlerini istismar eden değil, onların mücadelelerini yaşatacak ve zafere ulaştıracak yoldur. Bundan ötürü böyle anmaların önümüze çıkarılmasını onur biliriz. On yıllardır anıyoruz, ömrümüz yettiğince de anacağız.
Bizler de devrimci mücadelede militanca yer almanın verdiği mutluluğa dayanarak devrim yolunda bedelleri ve acıları göze aldık.  Dost-düşman bilsin ki biz kazacağız!

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir