ANADOLU’DA ALEVİ OLMAK

Alevi isen bileceksin ki açık tehdit altındasın. Alevilerin tarihsel öz geçmişlerine şöyle bir baktığımızda bunu açık şekilde fark edebiliriz. Taa Anadolu Selçuklu Devleti’ne uzanan ‘çok tanıdık olduğumuz kelimeler’ imha, asimilasyon ve yok etme siyaseti.

Göçebe Türkmenlerin devlet merkezinden uzak tutularak sınır boylarında açlığa ve sefalete mahkum edilmesiyle, göçebe Türkmenler “Baba İshak” etrafında örgütlenmeye başlarlar ve Anadolu Selçuklu Devleti’ni Moğol istilasına karşı duramayacak düzeyde zayıflatmayı başaran Baba İshak isyanı başlar. Türkler İslamiyeti çoktan kabul etmişlerdir o dönemlerde, Halifelik makamı ile de yakın ilişki içindedirler.

Osmanlı Devleti’nde ise Şeyh Bedrettin ile başlayan başkaldırı ve isyan kültürü 1500’lü yıllarda Yavuz Sultan Selim’in halifeliği elde etme iktidarlık mertebesini yükseltme hırsı, Osmanlı Devletince ezilen yok sayılan Anadolu Alevileri’ni Şah İsmail’i sahiplenme gerekliliğine yöneltmiştir. İşte bu yıllarda Anadolu’da Şah kulu isyanı yaşanmıştır. Ve isyan Anadolu’nun büyük bir bölümüne yayılmış. Resmi kaynaklara göre 40.000; gayri resmi kaynaklara göre ise 100.000’den fazla Alevi katledilmiştir ve birçok Alevi de Mora’ya sürgüne gönderilmiştir.

Hazır Yavuz Sultan Selim döneminden sözetmişken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çoğu mitingde övgüyle bahsettiği Yavuz Sultan Selim’in meşhur Şeyh’ül İslam’ı Ebu Suud Efendi’sine de değinelim. Kendisi Osmanlı Devleti’nin çok önemli din adamlarından, 27 yıl Şeyhülislamlıkta bulunmuş biri, denildiğine göre önemli alimlerdenmiş. Bakın Aleviler için nasıl fetvalar veriyor: “Alevilerin canları, malları, namusları size helaldir.”, “İster okla, ister mızrakla, ister bıçakla olsun Alevilerin kestiği mındardır, yenilmez.” Ve yine aynı kişi “Yakaladığımız Alevi kadınlarını ne yapalım?” diye sorulduğunda, “Belinize Kuvvet”, cevabını veriyor.

İşte bu çirkin anlayış Kanuni döneminde de Fatih döneminde de sürüyor ve hatta Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Aleviler biraz olsun nefes almasına alıyor fakat bu sefer de Dersim Katliamı kanları ile sulanıyor Anadolu toprakları. Değişen devletin yalnızca adı oluyor, kirli zihinler bir türlü değişmiyor. Malatya ile, Çorum’la, Maraş’la, Sivas’la, Ortaca katliamları ile öldürme kültürü sürdürülüyor. Bakın bugün hala Suriye’de Alevilere yönelik büyük bir saldırı söz konusu. Ve Suriye’de yaşanan çatışma havası Türkiye’ye de hissettirilmeye çalışılıyor. Başımızı yukarıya kaldırıp baktığımızda aynı maviliği, aynı güneşi, aynı bulutları her birimiz görüyoruz. Gökyüzü ortak, güneşimiz aynı.. Bu ortaklığın hatrına kan ve göz yaşına dur demenin gerekliliği adeta kulakları sağır ediyor.

Ben de Halimce Bedrettinem (Radi Fiş) kitabından küçük bir bölüm aktarmak isterim. “Baskı iktidarı, iktidar zenginliği getiriyor, zenginlikse baskının daha da artmasına katkıda bulunuyordu. İşte seksen küsur yıl vardı ki müezzinler İznik minarelerinden günde beş kez halkı kurtuluşa çağırıyorlardı… Tıpkı yüzyıllar önce çeşitli ibadethanelerin gonglarından ve kliselerin çanlarından aynı çağrının yapıldığı gibi.. Oysa baskı, soygun ve yağmanın tekerleğinin dönüşünde değişen bir şey yoktu.” XV. yy. tarihleri yaşanmışlığı dikkate alınarak söylenmiş bu sözler bugün de hala güncelliğini korumuyor mu sizce? Minarelerden fetva sesleri belli belirsiz, bazen de çok yüksek sesle yükselmiyor mu hala? Ve tekerleğin dönüşünde hala değişiklik yok..

Günümüzde de cem evi kundaklamaları, ev işaretlemeleri ile sürdürülen baskı ortamı içerisinde..

Aşağıda Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu ile yaptığımız görüşmeyi sizlerle paylaşmak isteriz.

ODAK: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Beni Alevi düşmanı olarak gösterenler var. Ben Aleviliği, Hazreti Ali’yi sevenler olarak biliyorum. Ben bugünkü Aleviyim diyenlere baktığım zaman hepsinden daha Aleviyim. Hiçbiri Hazreti Ali gibi yaşamıyor, ben onun gibi yaşamaya çalışıyorum.” açıklaması hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? Ayrıca açıklamasının devamında Aleviler arasında ateist olanlar da var diye vurgulama yapmıştı.

A.K: Alevilere yonelik bu söylem yeni değil. Bu söz Aleviler üzerinde yürütülmek istenen asimilasyonun ilk cümlesidir. Başbakan da arada bir bu sözü söylüyor. Bunu söylerken de Aleviligin Hz.Ali’yi sevmekten ibaret olmadigini iyi biliyor. Tıpkı Hz.İsa’yı sevmenin Hristiyanlik, Hz.Musa’yı sevmenin de Musevilik olmadığı gibi. Bu söylem Aleviligi kendi mecrasindan uzaklastirmak, Alevilerin hak ve taleplerini reddetmek için söylenmiş bir bahanedir. İnanç özgürlügü için Aleviliğin ne olup olmadığını tanımlamaya ihtiyaç yoktur.

Ateist söylemi için sunu soyleyeyim; bu başbakanı ilgilendirmez. Aleviliği inancın ötesinde bir kimlik olarak gören insanlar var. Bunlar Alevi anne babadan doğmuş ama inaçsal bir tavrı yok. Bu tür kişiler kendilerine Aleviyim diyorlar ve diyebilirler. Alevilik orada bir inanç degil kimlik olarak kullanılıyor. Alevilik inancin ötesinde bir kimliktir.

ODAK: Alevilerin Hz. Alisi ile Sünnilerin ve Şiilerin Hz. Alileri yaklaşık aynı insandır denebilir mi? Aleviler nasıl bir Ali’yi rehber görüyor?

A.K: Denemez. Alevilerin İslam, Kuran, Peygamber ve Hz.Ali algısı ve inanışı Şiilikten ve Sünnilikten cok farklidir. Alevilerin Ali’si Şah’ı Merdan Ali’dir. O Allah’ın yer yüzündeki yansımasıdır.

Ali’dir her sey için can, Ali’dir yar ile mihman
Ali rahim Ali rahman, Ali’dir cümleye server (Nesimi)

ODAK: Aleviliği nasıl tanımlayabilirsiniz?
A.K: Aleviligi tanımlamak zordur. Aleviliğin dört kapisi vardir. Yani herkes için bir Alevilik vardır. Tabi ki bir kurallar bütünü ve hiyerarşik yapısı olan bir inanç, bu inancın oluşturduğu bir kültür ve öğretiye sahip. Kendine özgü bir Tanrı algısı, inancı, ibadeti, yaptırımı, doğa bütünlüğü ve doğa kutsallığı olan bir öğretidir. Aleviligi; “Alevilerin, Alevilik adına yaşadığı her şey” diye geniş tutmakta fayda var.

ODAK: CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün Aleviliğin bir din olduğunun kabul edilmesi ve TBMM’ye cemevi açılması talebiyle önerge sunması hakkında ne diyorsunuz?

A.K: Gayet yerinde bir talep ve yerinde bir tanımlamaydı. Alevilere; “Siz müslümansınız, müslümanların da tek ibadethanesi vardır, o da camidir. Buyrun Camiye!” denmeye devam edildiği sürece Alevilere tek seçenek kalıyor o da: “Alevilik ayrı bir dindir ve ibadethanesi cemevidir.” demek.

ODAK: Türkiye toprakları çok eskiden beri çok çeşitli inanışların olduğu bir yer. Bu çeşitlilik içerisinde Aleviler nasıl yaşamak istiyor, talepleri nedir?

A.K: Aleviler diğer ötekileştirilen inançlar gibi, kendi inançsal yapılanmaları içinde özgürce ve müdahalesiz inançlarını yaşamak istiyorlar. Bunun için de öncelikle ibadethanelerinin, dergahlarının kendilerine teslimini, asimilasyon politikalarına son verilmesini, cemevlerinin diğer ibadethaneler gibi eşit koşullara sahip olmasını, din eğitimi dahil tüm dinsel iş ve işlemlerden devletin elini çekmesini ve inancı inananlara bırakmasını istemektedir.

ODAK: Son gelişmelerle ilgili de görüşlerinizi alabilir miyiz? Kartal‘daki ev işaretlemeleri ve cemevi kundaklaması gibi.

A.K: Özellikle bir yıldır Aleviler sadece inanç özgürlüğünden yoksun olma sıkıntısı değil aynı zamanda ev işaretlemeleri ve Kartal Pir Sultan Cemevi’nin kundaklanması, Surgu’da yaşanan katliam girişimi gibi fili saldırılara ve tehditlere maruz kalıyor. Bu saldırıların iktidarla doğrudan ilgisi var. İşaretlemeleri yapanlar bulunamadığı gibi saldıranlar da ya bulunamıyorlar ya da korunuyorlar. Bu saldırıların Suriye ile de ilgisi olduğunu düşünüyorum. Başbakan, Suriye’ye Alevilik üzerinden saldırırken kendi ülkesindeki Alevileri de hedef haline getiriyor.

ODAK: 30 Eylül 2012’de Alevi Federasyonları bir araya gelerek bir Alevi mitingi yapılacağını duyurmaya başladı. Bu mitingin Alevilerin tepkilerini, taleplerini duyurma konusunda ne derece etkili olacağını düşünüyorsunuz?

A.K: Niye miting yapılıyor diyecek değilim, tabi ki bu tür demokratik eylem yöntemleri yapılmalıdır. Ancak mitingler artik sonuç alıcı ve etkileyici değil. Aleviler daha etkili demokratik eylemler yapmalılar. Sürekliliği olan eylemler olmalı. Tıpkı “Cumartesi Anneleri” eylemi gibi.

 

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir