ARINÇ – GÖKÇEK KAVGASI

Seda ŞANLIER

Her iki taraf da eteklerindeki taşları ortaya dökmek için hazır durumda bekliyor. Bu açıdan bakıldığında AKP bu seçimlerde dört yüz milletvekili çıkarsa (çok zor bir ihtimal) bile geriye doğru düşüşü kaçılmaz olacaktır. Çünkü AKP’nin sunnileştirme politikası artık rolünü tamamladı. Hele bir de Türkiye’de ekonomik krizin büyümesi AKP’nin güç kaybetmesini ve gerilemesini hızlan dıracaktır. Bu da tarafların açıktan karşı karşıya gelmelerine yol açacaktır.”

AKP’li belediye Başkanı Gökçek ile AKP’nin başkan yardımcısı Bülent Arınç arasında çıkan tartışma, yakın zamanda gündemin en önemli konusu olmuştu. Bu tartışmada taraflar birbirine öyle laflar etti ki AKP’ye bağımlı cumhuriyet savcıları bile sessiz kalamadı ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturma açtı. Tartışmanın başlamasına sebep olan olay ise HDP’li milletvekilleri ve hükümetin, Dolmabahçe Sarayı’nda çözüm sürecine yönelik yaptıkları ortak basın açıklaması idi. Erdoğan yapılan ortak açıklamayı eleştirdi ve Ukranya dönüşü yandaş gazetecilerine şu açıklamayı yaptı:
“Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin Başbakan Yardımcısı ile şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesini ben şahsen doğru bulmuyorum. Daha önceleri gerektiğinde bir arkadaşımız onlarla görüşmeler yapar ve açıklama yapılırdı. Ama o toplantıda olduğu gibi medyanın karşısına çıkmak suretiyle, iki ayrı metin deklare edilmiyordu. Böyle bir şey hiç yaşanmamıştır. Bunu doğru bulmuyorum.” (http://www.aljazeera.com.tr/haber/erdogan-dolmabahceyi-de-10-maddeyi-de-elestirdi).
Bu eleştiri üzerine Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, Erdoğan’a ‘’ Hükümetimiz heyeti faydalı görüyor ve uygulamakta kararlıyız. Ülkeyi yöneten hükümettir, sorumluluk da hükümettedir’’ diyerek açıkça rest çekti. Hükümet içinde gelişen bu tartışma, AKP’de önceden beri varolan bir sorun olmalı ki tartışmaya başka isimler de katılmaya başladı. Bunlardan en dikkat çekeni Melih Gökçek’ti. Gökçek twitter hesabı üzerinden Arınç’ı; parallel yapının ajanı olmakla suçladı ve sonunda şöyle yazdı: ‘’ Bülent Arınç… Seni İstemiyoruz…’’. Melih Gökçek’in bu darbesinden sonra tartışma başka bir hal aldı. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası gazetecilere bilgilendirme yapan Arınç’a, Gökçek’in yazdığı tweet soruldu. Bülen Arınç sorulan soruya yönelik şu açıklamayı yaptı:
‘’Benim görevden alınmamı isteyecek kadar benim haysiyetli bir insan değildir. Bu görevden bugüne kadar da zamkla yapışmış ko ltukta oturan bir insan değildim. Benim bir sevdam vardır ama makam sevdası değildir. O sevda koltuk sevdası, mevki-makam sevdası, çıkar-parailişkisi, adam kandırma değil, birilerinin yaptığı gibi… Ama Gökçek bunlardan daha fazlasını yapmıştır. Bu yapının kucağında oturmuş, bu yapıya Ankara’ya parsel parsel satmıştır. Zengin işadamlarına okul yaptırmıştır.’’ Arınç sözlerini Gökçek’i tehdit ederek bitirdi: ‘’ 8 Haziran’a kadar müsaade. Hesabını sorarım Gökçek’ten. Birileri de kuklacılık yapıp bunu kullanırsa benim kulaklarım iyi duyar teşhir ederim”. (http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/03/150323_gokcek_arinc)
Arınç’ın bu açıklamalarına karşı Gökçek twitter üzerinden uzunca bir mektup yayınladı. Durum o kadar aşikar hale geldi ki sonunda hükümet müdahale etti. Davutoğlu her iki taraf ile görüşüp, tartışma ilgili daha fazla konuşmama kararı alındı. Seçime kadar şimdilik sular durulmuş gibi gözükse de seçimden sonra AKP içindeki görüş ayrılıklarının tekrar su yüzüne çıkması olası gibi duruyor.
Bazı kesimler bu tartışma ile AKP’nin içinde görüş ayrılıklarının oluşmaya başladığını ve parti içinde gittikçe açılan bir çatlak oluşacağını söylüyor. AKP’nin bu gidişle kendi içinden parçalanarak bölünebileceği gerçeği yaşanılanlara baktığımızda çok uzak durmuyor. İktidar ve çıkar ilişkisi öyle bir hırs haline gelmiş ki aynı parti içinde bulunan kişiler, birbirinin pisliklerini açığa dökme tehditleri savurmaktan geri kalmıyorlar. Fakat AKP içindeki bu
çatlak, Bülent Arınç ve Melih Gökçek tartışması ile ortaya çıkmadı. Parti içinde özellikle cemaate yakın isimlerle Erdoğan arasında uzun süredir bir anlaşmazlık hakim. Bunu belki de en açık eden isimlerden biri Bülent Arınç.
Erdoğan ile Bülent Arınç’ı karşı karşıya getiren olaylardan en önemlisi Gezi Direnişi idi. Erdoğan Gezi Direnişi’nde çok sertti hatta meydanlarda eylemcileri öldürme emrini polislere kendisinin verdiğini ima ediyordu. Arınç ise Erdoğan’ın bu durumunu daha da sivri hale getirmek ve prestijini sarsmak için yalandan eylemcileri anlama görüntüsü sergiledi. Bu konuda ikisinin açıklaması birbiriyle çelişkiliydi. Erdoğan, direnişi baskı ve zor kullanarak dağıttı fakat öyle bir hale geldi ki hem uluslararası alanda hem de Türkiye’de ciddi tepki topladı. Sürekli destek gördüğü emperyalist ülkelerle dahi karşı karşıya geldi. Sonrasında cemaat Erdoğan’a; 17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu, kaset furyası, Suriye giden tırlar, MİT’in Suriye politikaları ile tekrar saldırdı.
Bir başka olay ise kadınlı- erkekli yurt meselesiydi. Kürtaj meselesi, içki meselesi derken AKP hükümeti ‘’namus bekçiliği’’ görevine soyundu. Erdoğan, öğrencilerin kadınlı- erkekli aynı evde ya da yurtta kalmalarının muhafazakar yapıya ters olduğunu ve bunun denetiminin yapılacağını açıkladı. Hatta komşular, ev sahipleri bu konuda ajanlaşacak ve bu şekilde kalan öğrenciler için polise ihbarda bulunabilecek. Meselenin ardından Arınç, bu haberlerin asparagas olduğunu ve maksatlı yayıldığını açıkladı. Erdoğan’ın da bu haberleri en kısa sürede yalanlayacağını belirtti. Erdoğan ise haberi değil Arınç’ı yalanladı. Söylediğini arkasında olduğunu ve söylediğinin altını daha kalın çizdi. Çelişki öyle bir hal aldı ki Arınç’ın görevinden istifa etmesine kadar vardı. Olay çok uzayınca müdahale gecikmedi. Erdoğan ve Arınç görüşerek durum ‘’kontrol altında’’ imiş gibi sunuldu. Arınç, Erdoğan ile görüşmesinin ardından görevine devam edeceğini açıkladı.
Bülent Arınç katıldığı tv programlarında da aradaki çatışmayı dillendirmekten geri kalmadı. CNN Türk ile yaptığı bir programda şunu demişti: ‘’Biz yüzde 50 oy alıyoruz. Fakat geriye kalan yüzde 50’de bir nefret söylemine dönüşüyor. Eskiden sokağa çıkardık taraftarımız bizi çok severdi. Karşıdaki muhalifler de saygı duyardı. Şimdi bir nefretle bakış seziyorum. Kemişleşme, kamplaşma var.’’ Konuşma sırasında, Türkiye’deki kutuplaşmanın sebebi olarak Erdoğan’ı gösteriyordu. ‘’ Siyasette yumuşak dil çok önemlidir. Bağırarak, çağırarak, küçülterek onu güçsüz kılarak bir noktaya getirdiğiniz zaman misal doğru mudur bilmiyorum ama kediyi çok sıkıştırırsanız sonunda yüzünüzü cırmalar.’’ (http://www.radikal.com.tr/politika/bulent_arinc_yuzde_50_bize_nefretle_bakiyor_siyaseti_biz_yumusatmaliyiz-1288847)
Haberlerden okuyup, televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla AKP’nin arasındaki çatışmanın fitili Melih Gökçek ve Bülent Arınç tartışmasından çok daha öncesinde ateşlenmiş. Her iki taraf da eteklerindeki taşları ortaya dökmek için hazır durumda bekliyor. Bu açıdan bakıldığında AKP bu seçimlerde dört yüz milletvekili çıkarsa (çok zor bir ihtimal) bile geriye doğru düşüşü kaçılmaz olacaktır. Çünkü AKP’nin sunnileştirme politikası artık rolünü tamamladı. Hele bir de Türkiye’de ekonomik krizin büyümesi AKP’nin güç kaybetmesini ve gerilemesini hızlandıracaktır. Bu da tarafların açıktan karşı karşıya gelmelerine yol açacaktır.gokcek-arinc-ara-foto

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir