AVRUPA’DAKİ GENÇLER NİYE IŞİD’E KATILIYOR?

Hamza YALÇIN

Londra Belediye Başkanı, IŞİD’e katılan İngilizleri kız arkadaş bulamadıkları için sürekli porno izleyen mastürbasyoncular olduğunu” söylemiş.*

ABD yetkililerinin açıklamalarına göre.** Batılı ülkelerden 3400’ü aşkın kişinin dincilere katılmak üzere Irak ve Suriye’ye geçmiş olduğu saptanmış. 26 Eylül 2014 tarihli bir BBC haberi de IŞİD’e Avrupa’dan 3000’in üstünden insan katılmış olduğunu yazıyordu.***

25633200IŞİD’in yerleşim yerlerini basarak kadınları kaçırıp tecavüz ettikleri; insanları kafalarına kurşun sıkarak, boğazlarını keserek, yüksek binalardan yere atarak, yakarak vb öldürdükleri biliniyor. Nasıl oluyor da bu denli canavarca yöntemler Avrupa’da yaşayan gençleri cezbedebiliyor? Hele ki Ortadoğu’dan her yıl on binlerce insan varlarını yoklarını satıp, denizlerde boğulmayı bile göze alarak Avrupa’ya göçüyorlarken cihatçı gençler neden Avrupa’daki rahatlığı tepip de Irak ve Suriye gibi yerlere öldürmeye ve ölmeye gidiyorlar?

Londra belediye başkanına bakılırsa sorun bu gençlerin kızlarla ilişkisinde:

“Bu adamlar kızlarla ilişkilerinde başarı sağlayamıyor ve bu nedenle ruhani bir rahatlama bulmaya çalışıyor. Elbette bu işe yaramıyor. Ben içtenlikle bu kişilerin üzerindeki gizem havasını kaldırıp gerçekleri söylemeye başlamamız gerektiğini düşünüyorum”.

Londra Belediye Başkanı Johnson, gençlerin IŞİD’e katılma nedenleriyle onların uyuşturucu çetelerine veya başkaca kriminal gruplara katılma nedenleri arasında da ortaklık kurmuş: “Bunlar sadece kendilerine olan güvenlerini artırmaya çalışan delikanlılar. Hayatta bir amaçları yok. Kendilerini kaybedenler gibi hissediyorlar ve bir çıkış yolu arıyorlar. Bütün bunlar da onların kendilerini hayatta kazananlar gibi güçlü hissetmesini sağlıyor”.

Hayatta amaçları olmayan, kendilerini kaybedenler gibi hisseden ve kendilerine güvenlerini artırmaya çalışan delikanlılar.

Adam işin gizem havasını kaldırınca ortaya şahsi yetersizlikler ve seksüel gerçekler çıkmış. Bu açıklamalardan sonra Londra’da yabancı kökenli kız ve erkek gençlerin buluşmalarını esas alan entegrasyon projelerin artmış olacağını sanıyoruz. Batılı sistemler sistemi desteklemeye yönelik bu tür projeleriyle ünlüdürler. Peki IŞİD’e kadın katılımını nasıl açıklayacağız?

7 Ekim 2014 tarihli bir BBC Türkçe kaynaklı haberde**** IŞİD saflarında savaşan erkeklerin internet hesaplarının kadınlardan gelen evlilik teklifleriyle dolup taştığı yazılıyor. Kadınların katılımları da ilginç:

”Suriye’den gelen fotoğraflarda kalaşnikof taşıyan, üzerlerinde bombalı intihar ceketleri bulunan ve ellerinde kesik bir başla poz veren kadınlar görülüyor. Ama aynı zamanda yemek yaparken, ev işleriyle uğraşırken, birbirlerine kahveye oturmaya giden, annelik yapan kadınların görüntüleri de var.

Ev kadınlığını kalaşnikofla buluşturan bu toplumsal manzara, gözlemcilerin aklını karıştırıyor. Ümmül Baraa adıyla bilinen Malezyalı kadın doktor geçen Ocak ayında attığı Twitter mesajında ‘Boynumda steteskop, omzumda kalaşnikof, en büyük hayalim şehit olmak.’ diyordu.”

Demek ki örgüte kadınlar da ve üstelik doktor kadınlar da katılabiliyorlarmış!

Hüsnü Mahalli Yurt Gazetesi’ndeki yazılarında Suriye’ye ve Irak’a cihata giden insanlara “ruh hastaları” diyor. Binlerce insan nasıl sosyal ve ruhsal sorunlar yaşıyor da ölmeye ve öldürmeye gidecek kadar hastalanıyorlar? Bu gençlerin IŞİD’e gitmesinde Avrupa sisteminin hiç mi kabahati yok: Ortadoğu insanına ve uzaktan bakanlara cennetmiş gibi gelen Avrupa ülkelerinde bu gençler kendilerini niye kaybedenler gibi hissediyorlar, niye bir amaçları yok? sözkonusu gençlerin büyük kısmının aileleri işsiz olmasınlar? Gençlerin okullardaki başarı durumları nedir? Bu insanlar Avrupa ülkelerinde işsiz ve düşük ücretli göçmen kökenli ailelerin yoğun olduğu kenar mahallelerde yetişmiş olabilirler mi? Bu insanlar ayrıca toplumdan nasıl bir eğitim alıyorlar da kendilerini kaybedenler olarak görüyorlar ve çıkış yolları arıyorlar?
Paris’in 2000-2001 yılı arası Paris’in Malakoff adlı banliyösünde oturdum. Orada ölmeye ve öldürmeye yatkın çok sayıda Arap ve Afrika kökenli genç gördüm. O gençler mahallede bizi sabahlara kadar uyutmuyorlardı. Bazılarıyla tartışırken “Başınızı sokacak eviniz, yiyecek yemeğiniz var; eğitim bedava, hastalansanız tedavi ediliyorsunuz; burada sahip olduklarınızı benim geldiğim ülkede çok genç bulamıyor; niye böyle yapıyorsunuz, niye insanlara rahatsızlık veriyorsunuz?”, diye sorduğumda bana “Hiç bir şey bilmiyorsun” demişler ve dıştalanmışlıktan sözetmişlerdi.
Sonra İsveç’e döndüm ve yabancı kökenli gençleri gözlemek için Halmstad şehrinin en göçmen yoğun mahallesinde kaldım. Halmstad şehrinde de Paris varoşlarının dıştalanmışlık havasını ve gençlerin bunalımlı havasını gördüm. Aileleri yaşadıkları ülkenin dilini iyi konuşamayan işsiz ya da düşük gelirli, kendileri derslerinde başarısız ve aynı zamanda da parayı ve gücü çok önemseyen gençler gördüm. Bu insanların kriminalleşmeye de dinci veya milliyetçi savaşlara katılmaya da meyletmeleri normaldir. 11Eylül 2001 tarihinde ABD’de ikiz kulelere saldırı olduğunda Paris’te yaşayan göçmen kökenli gençlerin Bin Ladin’i öven yazılamalar yaptıklarını duyduğumda şaşırmadım. Onlar Bin Ladin şahsında muhtemelen düzene isyanı görüyorlardı. Gençlerin IŞİD’e meyletmelerine de şaşırmadım. IŞİD sistem içinde dışlanmış durumda olup da çıkış yolu bulmaya ihtiyaç duyan gençlere bir çare gibi görünüyor.

IŞİD’ katılım sadece sistem içindeki dışlanmışlığa karşı değil aynı zamanda Batı’da ve dünya genelinde egemen olan neo-liberalizme karşı da bir tepkidir. Neo-liberal Batılı sistem insanlara, sisteme uyum sağlayarak kendilerine birer bireysel gelecek kurma stratejisini kabul ettirdi. Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku yıkıldığında emperyalizmin ideologlarından Francis Fukuyama adlı bir profesör ”Tarihin Sonu mu?” başlıklı bir makale yazdı. Bu yazının Türkçe birinci basımı 1995 yılında Rey Yayıncılık’ta çıkmış. Emperyalistlere hizmet ettiği için birden bire çok ünlenen makalede kapitalizmin reel-sosyalizme karşı zafer kazanmasıyla artık kitlesel mücadeeler, devrimler ve kahramanlık devrinin sona erdiği, insanların mevcut sistem içinde rasyonal bireyler olarak düşünmeye başlayacakları yazılıyordu.13062014152233-OI2PU_o

Sosyalizm özgürleşme konusunda Brecht’in”Kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber ya da hiçbirimiz!” dizesinde dile gelen anlayışı benimsiyordu. Kapitalizm ise insanlara bireysel kurtuluş projelerini dayattı. İnsanlar arasında karşılıklı sevgi, saygı ve sorumluluk temelindeki insancıl dayanışma ”out” ilan edildi ve onun yerine karşılıklı menfaate dayanan burjuvaca işbirliği geldi. Sendikalar ve emekçi örgütleri sisteme zararlı görülmeye başladı. İşçi sınıfına güvenceli istihdam yerine sözleşmeli istihdam ve taşeron sistemi, toplu pazarlık yerine bireysel pazarlık sistemi dayatıldı. Sadece sistemin kenara attığı insanlar değil sistemde görece daha iyi yere sahip ailelerden gelen gençler de sistemden bunalmaya başladılar. Çünkü neo-liberalizm insanın sosyal yanını yok sayıyor. Sosyalizm alternatifi çöküp de saf dışı olunca insanlar sosyal dayanışmayı ve insancıl ilişkileri yaşamak için dine yönelmeye başladılar. Londra Belediye Başkanı’nın ”çıkış yolu arıyorlar” dediği IŞİD’e giden gençler orada sosyalliği ve dayanışmayı yaşayacaklarını sanıyorlar.

Müslüman kökenli gençlere Batılı düzene karşı alternatif görünen El Kaide ve Nusra gibi IŞİD de Batılı güçlerin yönlendirmesiyle hatta onların eserleri olarak ortaya çıkmışlardır. Hepsi de Suudi Arabistan’dan beslenen Vahabi ve Selefi dinci akımlardan geliyor. Dinci güçler 1970’li ve 80’li yıllarda Afganistan’da Batılıların müttefikiydi. Sonra İttifak Çeçenistan savaşında sürdü. IŞİD’in yolunu ABD’nin Ilımlı İslam Projesi açtı. ABD bu projeyi İngiltere ile birlikte geliştirdi. Proje Ortadoğu’da belli rejimleri yıkarak işe başlamayı amaçlıyordu. Hedef alınan rejimlerin ortak özelliği, onların Sunni dinciliğin önünü siyasal olarak tıkayan rejimler olmalarıydı. Saddam Irak’ı öyleydi. Tunus, Mısır ve Libya öyleydi. Bu rejimler demokratik değillerdi ama dinciliğin de önünü tıkıyorlardı. Türkiye’de dinciliğin önünü ise Birinci Cumhuriyet adı verilen ve AKP ve Gülen eliyle yıkılan rejim tıkıyordu. Körfez rejimleri demokrasi bakımından onlardan daha kötüydü ama hedef alınmamışlardı, çünkü dinciliği onlar geliştiriyordu. İngiltere ve ABD, İslamı kullanarak Ortadoğu’da daha güçlü bir egemenlik düzeni kurmayı, Rusya ve Çin’i zora sokmayı düşünüyorlardı. İngiltere Saddam’ı ve Kaddafi’yi yıkanların en ön saflarında oldu. Zamanın İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Saddam’ın kimyasal silahları konusunda yalanları hatırlansın. Hemen saldırmazsak o saldıracak, diyordu Blair. Sonra görüldü ki Saddam’da kimyasal silah yokmuş.

Kaddafi ölmeden önce Batılıları uyarmış, Libya’da ve bölgede istikrarsızlığın sürmesi halinde Akdeniz’in kaos denizi haline geleceğini söylemişti.***** Ancak Batılılar uyarıları görmezden geldiler.

Irak’ın işgali ve Batılıların Ilımlı İslam Projesi bölgede din ve mezhep kavgalarını körükledi. Ilımlı İslam Projesi’nin taşeronlarından Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar dinci cinayet şebekelerini desteklediler. MİT eski Başkanı Hakan Fidan’ın devlet yetkilileriyle bir toplantıda Suriye’ye 2 bin TIR silah ve cephane gönderdikleri yolundaki sözleri Cemaatçılar tarafından medyaya yansıtılmıştı. Türkiye bu pis işleri ABD ve İngiltere’nin müttefiki olarak yaptı. Sadece Suriye’de 250 bin insan öldü. Sırf Türkiye’ye 2 milyon  insan göç etti. IŞİD işte o bataklıkta gelişti. Öyle ki işler ABD’nin dahi kabul edemeyeceği noktaya geldi.

Ortadoğu şimdi bir kaos coğrafyası. Kaos İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor. Şiiler ile Sünniler birbirini boğazlıyor. Sünniler de birbirini boğazlıyor. Kürtler İsrail’e müttefik olarak hazırlanılıyorlar. Türkiye de karışıklıkların içine doğru ilerliyor.

Londra Belediye Başkanı’nın neredeyse cinsel soruna indirgediği olay aslında Batılı ülkelerdeki entegrasyon sorunudur. Batılı ülkeler ciddi entegrasyon sorunu yaşıyorlar. Bu ülkelerde toplum eşit, özgür ve mutlu insanlardan oluşmuyor. Batılı ülkelerde gelir dağılımı kötüleşiyor. Gençlik arasında işsizlik yaygınlaşıyor. Toplumda İslam düşmanlığı gelişiyor. Göçmenler görece daha zayıf oldukları için dıştalanma sorununu daha çok yaşıyorlar. Irkçılık özellikle Müslüman kökenli göçmenleri hedef alıyor. Bu da o kesimin fanatikleşmesini körüklüyor. Sistemin kenara ittiği, birer hiç konumuna getirdiği insanlar IŞİD gibi saçma sapan örgütler yoluyla bir şey olmaya çalışıyorlar. Şiddet ise zaten sistemin filmler ve bilgisayar oyunlarıyla övdüğü bir şey. O zaman insanların şiddete yönelmeleri zor olmuyor.

Londra Belediye Başkanı “Bu insanların sorumlusu biziz” demeliydi. Çünkü yukarıda değindiğimiz gibi IŞİD’in ortaya çıkması da bugünkü Irak ve Suriye sahası da onların eseri. Sisteme uyum sağlayamayan 3000’i aşkın insanın Suriye ve Irak’a gitmesi Batılı ülkelerin kendi sorunlarını dışarıya ihraç edip rahatlamalarını sağlıyor. O insanlar çareyi dinci fanatizmde aramak yerine kapitalist düzene karşı sosyalizm yolunda mücadelede arasalardı Batılılar için o zaman mesele olurdu. Çünkü sistemden bunalan insan sayısı 3 bin değil milyonlarca!

Batılı ülkeler bu sayede hem barsaklarını temizliyorlar hem de sistemlerine meşruiyet kazandırıyorlar. IŞİD’in, Nusra’nın Müslümanlığında kapitalizme karşı bir şey yok. Öz olarak kapitalizmle aynı temelleri paylaşıyorlar. Diğer yandan ise Batılı kapitalizmden çok daha geri bir sistem için savaşıyorlar. Üstelik kaybetmeye de mahkumlar. Bütün yaptıkları Batılı emperyalistlere ve neoliberal düşünceye yarıyor. “Bakın, sistemimize uyum sağlamayan insanların haline”, “Düzene alternatif arayanların varacağı yer IŞİD’dir” deme olanağına kavuşuyorlar.

IŞİD belki de kısa zaman sonra ezilecek. Fakat Avrupa’da ezilen gençliğin sorunları bitmeyecek. Avrupa’da sosyalist bir dayanışma hareketi geliştirme görevi karşımıza çıkıyor. Avrupa’daki Türkiye solu bu sorunu grupçu, mezhepçi veya milliyetçi yaklaşımlardan uzak bir sorumlulukla ele almalıdır.

 

*(http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28090914.asp)

**(http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28309013.asp?noMobile=true)

*** (Islamic State crisis: ‘3,000 European jihadists join fight’, http://www.bbc.com/news/world-middle-east-29372494)

**** (Avrupa’nın cihatçı kadınları IŞİD’e neden katılıyor?, Dr. Katherine Brown, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/10/141007_isid_batili_musluman_kadin)

*****(Mail Online, 18 February 2015, http://www.dailymail.co.uk/news/article-2958517/The-Mediterranean-sea-chaos-Gaddafi-s-chilling-prophecy-interview-ISIS-threatens-send-500-000-migrants-Europe-psychological-weapon-bombed.html)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir