Bağımsız ve Birleşik Bir Sol Hareket İçin

 Türkiye solu siyaset yasakçılığını ve sol içi çatışmaları gündemine almalıdır. Türkiye solu orman kanunlarına teslim olamaz. Ortak bir hukuka, ortak bir kültüre ve ortak bir üst örgüte ihtiyacımız var. Bu doğrultuda çalışmamız gerekiyor.

fft81_mf2341715

Erdoğan beklendiği gibi seçimleri ilk turda aldı. Aldığı oy çok büyük olasılıkla geçerli oyların bile yüzde 50’sinin altındadır ve üzerini hile ile tamamlamışlardır. Kaldı ki Erdoğan seçim kampanyasını devletin olanaklarıyla yaptı. Devletin televizyonu sırf ona çalıştı. Üstüne üstlük halkın sadece 3 adaya oy vermeye mecbur bırakıldığı anti demokratik bir seçim yaşantı. Ayrıca seçimlere katılımin son yılların en düşük düzeyinde gerçekleştiği de biliniyor. Yani Erdoğan halkın yarısından azının hileyle kazanılmış oyuyla cumhurbaşkanı oldu.

Bu başarısı bile ona hediye edilmiştir. Şimdi Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verenler seçime katılmayanları suçluyorlar. Oysa seçime katılımın düşük olmasının sebebi başta CHP yönetimidir. CHP yönetimi, eski cumhurbaşkanlarından Sezer’in bile sandığa gitmemesine yol açacak bir adayı koymuştu. Seçim ittifakının bir heyecan ve enerji yaratmamış olması bir yana alınan oylar CHP ile MHP oylarının toplamına bile ulaşamadı. Hayat aritmetik hesaplara uymuyor. Gerçek hayatta 2 + 2 nadiren 4 ediyor; çok zaman daha az çok zaman daha fazla ediyor.

Kürt ulusal hareketi, adayını çıkararak kendi gelişmesi açısından gayet başarılı bir çalışma yaptı. Kürt ulusal hareketi bu çalışmada Türkiye solunun HDP’yi de aşan kesimlerini ve liberalleri etkiledi. Ayrıca sol içi çatışma yoluyla Halk Cephesi’nin İstanbul’un bazı bölgelerindeki yerini ciddi şekilde sarstı. Hatta son zamanlarda kendisinden uzaklaşmaya çalışan EMEP’i, Halk Cephesi ile çatışmaya sokarak kendine çektiği bile söylenebilir. Demirtaş’ın aldığı oy miktarından daha önemlisi, Kürt ulusal hareketinin toplumda sağladığı meşruiyettir. Şimdi PKK’nin eli güçlü. Kaldı ki PKK’nin asıl gücü oy oranında değil savaşma gücünde ve Ortadoğu’da lehlerine gelişen süreçtedir. Erdoğan’dan her türlü hile beklenir ama bir olasılıkla genel af da çıkacak. Sadece Öcalan’la sınırlı bir af zor olasılık çünkü genel bir affa, açığa çıkmış yolsuzluklar ve Suriye’ye karşı savaş suçları nedeniyle, Erdoğan ve arkadaşlarının da şahsen ihtiyaçları var.

Seçimler sürecinde sol içi çatışma Türkiye soluna yeni bir darbe oldu. Kürt ulusal hareketi bu çatışmadan kazançlı çıkarken sol hareket bir bütün olarak prestij kaybetti. HDK’yi oluşturan sol grupların bu çatışmadan bir kazançları olamazdı. Ayrıca işin içinde Kürt ulusalcıları olmasaydı onlar bu çatışmaya girmezlerdi. Sol adına siyaset yasakçılığı elbette çok önemli bir sorundur. Kürt ulusal hareketi Halk Cephesi’ne özgürlükçülük adı altında müdahele etti ama kendisi yeri geldiğinde siyaset yasakçılığını Halk Cephesi’nden daha güçlü uygulayan bir gruptur.

Diğer yandan HDP çevrelerinin Nurtepe’de seçim sonuçları hakkındaki aaçıklamalarına göre Nurtepe’de seçimlere katılım Türkiye ortalamasının altında değil ve oylar İhsanoğlu’ya gitmiş. Bu durumda Halk Cephesi’nin boykot taktiği sadece sola uygulanan yasak anlamına geliyor. Türkiye solu siyaset yasakçılığını ve sol içi çatışmaları gündemine almalıdır. Türkiye solu orman kanunlarına teslim olamaz. Ortak bir hukuka, ortak bir kültüre ve ortak bir üst örgüte ihtiyacımız var. Bu doğrultuda çalışmamız gerekiyor.

Seçimlerde kendi içinde birlik yaparak davranamamış olan olan Türkiye solu bu seçimlerin mağlubudur. Birlikte bir kampanya yürütme çabalarımızda yetersiz kaldık.

Şimdi CHP ile MHP’nin içlerinin karışması beklenir. Ağır bir yenilgi aldılar. CHP, zamanında Ecevit’in başını yemiş olan sermaye gruplarının ve onların yanında Gülen Cemaati’nin aklıyla davranıp ısrarla kendi sağına yöneldiği için kendi içinde ve toplumda hiçbir heyecan yaratamadı. CHP ayrı aday çıkarsaydı ikinci tura kalabilirdi. Hiç değilse toplumda bir direniş yaratılmasına katkıda bulunmuş olurdu. Erdoğan’ın yolunu esas olarak Kılıçdaroğlu açtı.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi Baykal dönemindeki şovenizme mesafeli tutmuş olması onun artısıdır ama o diğer yandan kendisini başa getiren komploya teslim oldu ve CHP’yi Baykal dönemindekinden bile daha sağa çekti. Kılıçdaroğlu Kürt ulusal hareketi ile AKP arasındaki barış sürecine güçlük çıkarmadı. Ancak CHP örgüt olarak bunun karşığını da alamadığı gibi Kürt ulusal hareketi, CHP = MHP propagandasıyla ve CHP’yi daha da sağa itme çabasını sürdürdü. Şimdi alınan seçim başarısızlığının ardından CHP içinde ulusalcı solun aktifleşmesi beklenir.

Bugünkü dünya koşullarında Erdoğan’ın bir şahıs diktatörlüğü kurması mümkündür. Türkiye ABD’ye ve AB’ye bağımlı ama Rusya ile Çin hızla yükseliyorlar. Erdoğan Batı’yı kendisine mahkum edebilecek koşullara sahip. Batı Erdoğan’dan istediğini alabildiği sürece onu düşürmek için zorlamaz. Erdoğan da onların bir dediklerini iki etmiyor.

Erdoğan’ı esas olarak Türkiye’nin iç dinamikleri dizginleyebilir. Bu güçler arasında en örgütlü ve dinamik olanı PKK’dir. Ama PKK kendi milli amaçları uğruna mücadele etmektedir ve Türkiye solu ile de onu yedekleme ilişkisi kurmaktadır. Bugüne kadarki süreç gösterdi ki Kürt ulusal hareketinin başarıları otomatik olarak Türkiye’de solun önünü açmıyor. Birçok saf sosyalist Türkiye solunun Kürt ulusal hareketine yedeklenmesine dayanan birliği büyük bir devrimci potansiyel görüyorken Kürt ulusal hareketi Türkiye’de sırf kendisine destek olacak liberal bir sol istiyor. Kürt ulusal hareketi ile birlik Türkiye soluna ancak Türkiye solu kişilikli, sıkı örgütlü ve aktif olursa fayda sağlayabilir.

Türkiye’de PKK’den sonraki ikinci önemli muhalif güç ise Türk ulusalcılığının sola yakın kesimidir. Ona Sol Kemalizm de denebilir. Türkiye’nin burjuva aydınlanmacı birikimine denk düşen, Alevi kitlelere ve laiklik yanlılarına özellikle hitap eden bu eğilim Erdoğan iktidarı ile kitlelerde güç kazandı. Erdoğan ve Cemaat (hatta Öcalan dahi) onu tasfiye etmeye çalışıyor. Gezi direnişinin asıl gücünü bu eğilimdeki kitle oluşturuyordu. İşçi Partisi bu eğilimi kendi safına çekmeye çalışıyor.

Önümüzdeki süreçte Türkiye solunun yapacakları çok önemli. Sürece güçlü girmemiz gerekiyor. Kürt ulusal hareketi de Sol Kemalizm de önümüzdeki dönem dikkatle izlememiz gereken güçlerdir. Bağımsız ve birleşik bir sosyalist hareket hem Türk hem de Kürt ulusalcısı sol ile kişilikli ve etkin ittifaklar yapabilir.

Odak, 11 Ağustos 2014

 

One comment on “Bağımsız ve Birleşik Bir Sol Hareket İçin
  1. ZULÜMLE ABAD OLUNMAZ

    * Gücün kadar egemensin.

    * Egemenliğin kadar güçlüsün.

    * Özgürlüğün kadar güçlüsün.

    * Güçlü olduğun kadar özgürsün.

    * Güç, zorbalığın ve zulmün sofrasında bağdaş kurmak, diz çökmek, kelle kırmak ve baş eğmek değildir.

    * Erk, kudret ve iktidar olmak, güneşin sofrasında hak, adalet ve özgürlük ekmektir.

    * Gücü bu ilk fıtrattaki pratik eylem gibi zulmün, zorbalığın ve sömürünün ezme sopası olarak algılayanlar değil dünyaya, bir kuş yuvasına ya da bir köpek kulübesine bile gardiyan olamazlar ve zabitlik yapamazlar.

    * Aklın kadar tutsaksın.

    * Yaşamın kadar özgürsün.

    * Akıl, her ortaya çıkan ve her var olan sorunu çözer.

    * Bilgi, her ortaya çıkacak veya çıkabilecek olan ve her var olabilecek olasılıktaki bütün potansiyel sorun – çözümleri önlemeye yarar.

    * ‘ Aynı güneşle ‘ esvap kurumaz, kurutulmaz.

    * ‘ Aynı suyla ‘ iki kere yunulmaz.

    * Dağ yürümez.

    * Su hiç geri dönmez, geri yürümez.

    * Tarih toprağa gömülmez.

    * Güneş ne gündüz ne de gece batmaz.

    * Sürekli bir batan ve bir çıkan bu dünyanın diyalektik eksenidir.

    * Suya yazı yazılmaz.

    * Dünya hiç kimse ve hiçbir şey için değil, kendi – kendisi için döner.

    * ZULÜMLE ABAD OLUNMAZ.

    * Bir zamanlar göğün yüzüne yıldız serenler ve ekenler, şimdi yerin üzerinde adım – adım iz ve yüz sürüyorlar. Yarın toprağın dibinde olacaklar! Adab ı mahşerin mahşeri divanında hak hesabına ve gerçek davasında asıl kim darda dara duracak göreceğiz bakalım. / (!)

    * Bohçası yalan dolanın serüveni erken biter.
    (+)Nuh’a salıncağı – hamağı ve o gemiyi kim yaptı & kimler yaptı… ? Bunu kim biliyor & kaç kişi biliyor & kimler biliyor (?)

    * Ölülerimizin hak çığlığı, dirilerimizin adalet kılıcından keskindir.

    Şahin KANBUR & 24 Ağustos 2014

    **(!)**

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir