BALYOZ CEZALARI ÜZERİNE

”Adalet herkese lazım” sözü çok kullanılır. Bugün başta olan yarın aşağıya düşebilir. Bugün baştayken hasımlarını yasadışı yollarla ezenler yarın iktidarlarını kaybettiklerinde aynı durumla kendileri karşılaşabilirler. Balyoz Davası buna çarpıcı bir örnektir.

Ordu on yıl öncesine kadar Türkiye’de asla devletin tepesinden düşmeyecek bir kurum bilinirdi. Bu ülkede general olmak en güçlü konumda olmaktı. Şimdilerde generaller polis şeflerinden daha az iktidara sahip görünüyorlar. Hatta hangisinin Başbakan’dan ne zaman tekme- tokat yiyeceği belirsiz.

Yeni düzenin yargısı, yıkılan eski düzenin egemeni generalleri darbeye teşebbüsten cezalara çarptırdı. Davanın hukuk ihlalleriyle dolu olduğunu belirtmeye gerek bile yok. Yargılananlar bunu fazlasıyla kanıtladılar. Fakat mahkeme itirazları önemsemeyip cezaları yağdırdı. Ceza alan generaller bu kez temyize gittiler. Temyiz, itirazlara itibar etmeyip cezaları onayladı.

Yargı daima kurulu düzeni korur. Fakat gene de yargıda şekli bir hukuk ve herkesi bağlayan yargılama ilkeleri vardır. Aksi halde hukuk düzeninin yerini kaba zorbalık düzeni alır.

Türkiye’de 12 Eylül ve 28 Şubat cuntaları yargıyı politikleştirmişlerdi. 12 Eylül askeri darbesi bunu açıkça yapmıştı. Cuntacılar o zaman bir karar çıkarmış ve kendilerinin kararlarıyla bağdaşmayan her şeyin geçersiz sayılacağını belirtmişlerdi. 28 Şubat darbecileri daha hafif bir darbe yapmışlar fakat onlar da mahkemelere vb. bir hayli müdahale etmişlerdi. Fakat 12 Eylülcülerin devrimci subaylara ve askeri öğrencilere yönelik tasfiyeleri bugünkü tasfiyeler karşısında hiç kalır. AKP orduyu tasfiye etti ve bunu çok daha büyük hukuk ihlallerine başvurarak yaptı.

Mesela 12 Eylül döneminde bir kısım subay ve astsubaylar 3.ncü Yol Davası’ndan devleti yıkmayı amaçlayan Marksist örgüt kurmak o örgüt bünyesinde Ankara’da MHP Genel Merkezi, MİSK Genel Merkezi, polis karakolunu basmak, İstanbul’un gecekondu mahallelerinde fuhuş yuvalarına karşı silahlı baskınlar yapmak gibi eylemlerle suçlanmışlardı. Bütün o eylemler adeta bir kişinin üstüne yıkılmıştı. Eylemlerden örgütün 1 numaralı sanığı olan Hamza Yalçın ceza aldı. ”Eylemleri Hamza Yalçın ile birlikte biz yaptık” diye polis zoruyla ifade veren subaylar beraat etmişlerdi. Hakkındaki suçlamaları ve polis zoruyla alınan ifadeleri, ne işkenceli polis sorgusunda ne mahkemede hiç bir yerde kabul etmeyen Hamza Yalçın ise beraat etmiş sanıkların polisteki sözde itiraflarına dayanarak ceza aldı. Hakkında delil olmadığı için onu yargılayan mahkeme Hamza Yalçın’ı iki kez üst üste beraat ettirmişti. Ceza Genel Kurulu’nun zorlaması sonucu verilen cezayla Hamza Yalçın bütün eylemleri tek başına yapmış duruma düştü.

Şimdi o dönemin güç sahipleri kendilerinin sol eğilimli subaylara yaptıklarının kat be kat fazlası hukuk ihlalleriyle karşılaştılar. Hiç değilse Hamza Yalçın’ı cezaya çarptıran mahkeme 28 Şubat döneminde beraat kararında direnebilmişti. Şimdi o bile yok. Generaller ”Hukuk herkese lazım” sözünü hatırladılar mı acaba?

28 Şubat döneminde yani 2 bine bir kaç yıl kala generaller Erbakan’a karşı başlattıkları sürecin bin yıl süreceklerini belirtmişlerdi. O zamanın güçlü generali Çevik Bir’in şimdilerde namazda niyazda kimseden geri kalmama yarışında olduğunu okuyoruz. Erbakan döneminde içki servisi isteyerek dinci yasaklara meydan okuyan generaller Amerikan çuvalı ve sopa muamelelerinden sonra şimdi Ramazan ayında masaya su bile isteyemiyorlar. Cemaat ve Erdoğan karşısında başları kolay eğildi.

3ncü Yol davasında baskıyla karşılaşanlar için “Hepsini Hamza Yalçın ayartmış, başlarını o yakmış” denirdi. Yılgınlık ortamında böyle şeyler bilindiği gibi kolay inandırır. Devrimci subaylar davasında arkadaşlarının başını yaktığı iddia edilen devrimciler ne poliste ne mahkemelerde arkadaşlarını ele vermedi. Yiğitçe direndiler ve mücadeleye devam ediyorlar. Fakat göründüğü kadarıyla Balyoz sanıklarını ordunun başındakiler düpedüz satmış.

Genelkurmay Başkanlarından Hilmi Özkök ile Yaşar Büyükanıt’ın ve Kara Kuvvetleri eski komutanlarından Aytaç Yalman’ın arkadaşlarına, kurumlarına ve antlarına sahip çıkmadıkları sık sık iddia ediliyor. Dünün laiklik şampiyonlarından Çevik Bir ise namaz ve niyaz yarışında. (http://www. hurriyet.com.tr/gundem/24945295.asp)

Orduyu egemen güçlerin baskı aracı gördüğümüz halde böyle haberleri okudukça sevinemiyoruz. Biz devrimciler, generallerin aldığı cezalara da sevinemedik. AKP onlara o cezaları halkın başına başka belalar açmak için verdi.

 

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir