Basılı Reklamlar ve Reklam Filmlerinde Kadın

Miraç ÖZDAL

Reklamlar günlük hayatın içinde sıkça karşımıza çıkan ve bireylerin yaşantısını adeta yönlendiren araçlardır. Kapitalizmin gelişmesi ile birlikte de git gide yaşantının bir parçası olmuşlardır. Öyle ki insanlar ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satın aldıkları ürünleri reklamların yönlendirmesi sonucu seçer, hatta ihtiyacı olmayan bir ürünü bile sırf reklamlarından etkilenerek satın alırlar. Hal böyleyken markalar ürünlerini satmak için reklamı ilk tercih olarak kullanırlar. Piyasada aynı anda yüzlerce ürünün olması da her yanımızın reklamlar ile adeta kuşatılmasını kaçınılmaz kılar. Şöyle bir düşündüğümüzde televizyonlardan, radyolardan tutun da metro merdivenlerine, gazetelerden tutun da tramvaylardaki tutunacaklara kadar her yanımız reklamdır.

Peki bunca reklamın amacı yalnızca rekabet ortamı içinde kendi ürününü sattırmak mıdır?

Elbette hayır. Reklamların içerisinde yer alan gizli mesajlar ile toplumu yönlendirmek de reklamların temel amaçları arasında yer alır. Bu durumu televizyonlarda rastladığımız 25. Kare meselesine benzetebiliriz. Fakat reklamlarda biraz aha açıktan mesaj verilir. Şimdi bu mesajları kadın meselesinden ele alalım.

Reklamlara Kadının Yansıtılış Biçimi

Toplumsal hayat içinde her zaman aşağı görülen, gerek fiziksel gerekse psikolojik şiddete maruz kalan, aile içi sorumluluğun büyük bölümünün yüklendiği kadınlara elbette reklamlardan da bir pay düşüyor. Özellikle temizlik ürünlerinin reklamlarında bu tip durumlarla sık sık karşılaşmaktayız.

Örneğin bir temizlik ürünü reklamında kadın evin tuvaletini temizliyor. Arkasından çocukları ve eşi tuvalete giriyor ve çıkıyor. Kadın her seferinde tekrar tekrar tuvaletin temizliğini yapıyor. Ve saçı başı dağınık bir şekilde durumdan şikayet ettiğine dair bir kelime söylüyor. O markanın ürününü kullandığında ise bunu yapmasına gerek kalmıyor. Ve gayet düzgün bir şekilde tebessüm ediyor. Burada hem temizliğin sorumluluğu kadına yüklenirken hem de temizlik yapmaktan başka bir uğraşı olmayan kadın “dağınıktır” mesajı verilmiştir.

Yine bir örnek olarak çamaşır deterjanı reklamlarını inceleyebiliriz. Karşılaşacağımız durum öncekine benzer nitelikte. Çocuk üstünü kirletir, yalnızca “anne” bunu temizlemek zorunluluğundadır. Yine bulaşık deterjanı reklamlarında da kadınları özne olarak görürüz. Çünkü çamaşır, bulaşık, çocuk bakımı ve buna benzer nitelikte bütün ev işleri kadının birincil yükümlülüğüdür (!).
Bu tip reklamlarda erkek oyuncuları özne olarak görmek adeta mucizedir. Fakat aynı reklam içinde aldığı yeni ürün ile kadını işin zorluğundan kurtaran “kahraman eş” olarak gözükebilirler.

Olaya başka bir açıdan bakacak olursak kadın bedeni de reklamlarda öne çıkartılan bir öğedir. Kadın bedeni reklam filmlerinde ve reklam afişlerinde adeta metalaştırılmıştır. Basit bir çikolata ya da cips reklamından araba reklamlarına kadar hep kadın bedeni kullanılmış, teşhir edilmiştir.

Kadını aşağılamaya ve teşhir etmeye dayanan bu tip reklamcılık anlayışı acil olarak çözümlenmesi gereken sorunlardandır. Çünkü bu tarz bir anlayış kadını yalnızca aşağılamak ve teşhir etmekle kalmıyor. Aynı zamanda toplumun kadına (zaten kötü olan) bakışını iyice kötüleştiriyor. Zamanla kadın evin kölesi konumuna getiriliyor. O kadar ki çalışma hayatı kadınlar için olmaması gereken bir şeymiş gibi algı yaratılmaya çalışılıyor. Şiddet, taciz ve tecavüz olayları, kadın cinayetleri de buna paralel olarak hızla artış gösteriyor.

Bizler ısrarla “kadın bireydir” derken reklamlar bunun tam tersini söyleyerek algılarımızı kontrol etmeye gayret gösteriyor. Bu durumun önüne geçmek şimdilik bizler için elbette güç. Bunun için medya gücünün elimizde olması gerekiyor. Ama medya gücünü elimize alamıyorsak toplumdaki birey algısına yönelmek durumundayız. İstediğimizi başarmak için elimizden geleni dayanışma yoluyla yapmak birincil sorumluluklarımızdan olmalıdır. Kadın mücadelesi yalnızca kadınların değil tüm bireylerin sorumluluğudur. Çünkü kadın mücadelesi kadınların yaşaması ve yaşatması için zaruri bir ihtiyaç durumundadır. Bunun için mücadeleye dört koldan sarılmak zorundayız .

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir