Basına ve Kamuoyuna

Tarih; 28 Mayıs 2009… sayfa-20-alt-21

Sabaha karşı basılan evler, okullar, sendika binaları…

İzmir, Ankara ve Van’da aynı anda gözaltına alınan 34 sendikacı…

Onların evleri ve işyerleri arandı, bilgisayarlarına el konuldu, cep telefonlarının imajları alındı. Hukuka aykırı olan bu işlemlerin çoğunda ne kendileri ve ne de bir avukat hazır bulunabildi. Yapılan işlemler sırasında kendilerine hakları bildirilmedi. Evlerde bulunan kişilerin üzerleri çırılçıplak soyularak aranmak istendi. Bazı yerlerde arandı da.

Avukatlar tarafından soruşturmayı yürüten savcılığa, arama ve el koyma işlemleri başta olmak üzere yapılan birçok işlemin usulsüz olarak yürütüldüğüne dair dilekçeler verildi, hukuka aykırılıkların giderilmesi için görüşülmek istendi. Savcı, “bu benim usulüm”, “istediğiniz yere şikâyet edin, tazminat davası açın” dedi ve avukatları koruması marifetiyle odasından dışarı çıkarttırdı.

Göz göre göre pek çok hukuksuzluğun yaşanmakta olduğu bu soruşturmada KESK emekçilerinin gözaltına alınma gerekçesi ve dosyadaki deliller, hâkim tarafından verilmiş kısıtlama kararı nedeniyle halen öğrenilemedi.

Yakalananlar KESK’in eski ve yeni yöneticileri, denetçileri, eğitim ve örgütlenme uzmanları, işyeri temsilcileri ya da aktif çalışanlarıydı. Dolayısıyla temel görevleri örgütlenme olan ve bu kapsamda iletişim araçlarını sürekli olarak kullanan kişilerdi.

Soruşturmayı yürüten Jandarma tarafından yöneltilen soruların tümü; aylarca dinlenen telefon kayıtları ve takip edilen internet iletişimlerinin “anlamlandırılması” üzerine kuruluydu.

Sendikacılar, telefon görüşmelerinde geçen bazı kelimeler yorumlanarak yapılan çıkarsamalarla sorgulandılar ve KESK’ in sendikal faaliyetlerinin tamamı illegal örgüt yapılanması ve çalışması şeklinde gösterilmeye çalışıldı.

KESK’e bağlı sendikaların her yıl, özellikle Ocak-Mayıs arası, yoğunlaştıkları örgütlenme ve eğitim çalışmalarının yanı sıra yakın bir tarihte gerçekleştirilmesi planlanan KESK Tüzük kurultayı nedeniyle yönetici, eğitim ve örgütlenme uzmanları ile aktif çalışan sendikacıların yaptıkları yolculukları sorgulandı. KESK’in, bölgede yapılan 1 Mayıs kutlaması kapsamında Urfa’ya gidişleri sorgulandı.

Sendikacılar, 31 Mayıs sabahı ikişerli olarak birbirlerine kelepçeli şekilde adliyeye getirildiler. Avukatlar tarafından ikişerli kelepçe uygulamasının hukuka aykırı olduğu, adliyede kelepçe takılamayacağı soruşturmayı yürüten savcıya iletildiği halde, tüm talepler reddedildi. Avukatların müvekkilleri ile kelepçesiz görüşme çabaları büyük uğraşlar sonucunda zorlukla sağlanabildi.

Yaklaşık olarak saat 19.00’da biten savcılık işlemleri sonrasında da 24 sendikacı, tutuklama talebiyle sorgu hâkimliğine sevk edildi. 1 Haziran günü yaklaşık 03.30’a kadar devam eden sorgu nedeniyle, üç günlük gözaltı sürecinin ardından 15 saat adliye sandalyelerinin üzerinde bekletilen sendikacılardan üçü fenalaştı ve 112 acil servis çağrılarak, kendilerine müdahale edildi.

Herhangi bir somut delil ve vakıa ortaya konulmadan yapılan sorgu işleminin sonucunda 14 sendikacı hakkında tutuklama kararı verildi.

Ancak, “Bu 14 kişi neden tutuklandı?” sorusuna verilecek “HUKUKİ” bir yanıt yok. sayfa-20

İletişim kayıtlarında geçen bir isim nedeniyle, aynı ismi taşıyan iki sendikacının, kolluk tarafından arananın hangisi olduğuna karar verilemediği için soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra her ikisinin de tutuklanmasına verilecek bir yanıt bulunamadığı gibi…

Dosya halen incelenebilmiş değil. İletişim kayıtlarının dışında, dosyada herhangi bir delilin varlığı bilinmiyor, tutuklanan sendikacılara da sorguları sırasında başka herhangi bir şey sorulmuş değil.

Faşizmin ayak sesleri bu kez kendisini “postal gürültüsü” olarak değil; “kuvvetli suç şüphesi”, “mevcut delil durumu”, “kaçma ve saklanma şüphesi” gibi “hukuksal nedenler” olarak göstermektedir.

Emek hareketinin en önemli temsilcilerinden olan KESK’e yönelik bu saldırı; her geçen gün biraz daha yakıcılaşan küresel kapitalist krize karşı emekçilerin yükselmekte olan sesinin, hukuk araç edilerek kısılmaya çalışıldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yürütülen sendikal mücadele, “illegal çalışmalar” olarak lanse edilip emekçiler sendikalardan uzak tutulmak istenmektedir. Halkların birbirlerine düşman edilmesi, Kürtlerin yalnızlaştırılarak tecrit edilmesi ve böylece çözüme giden yolların her gün biraz daha tıkanması amaçlanmaktadır.

Ancak operasyon, gözaltı ve tutuklama terörü ile bir korku toplumu yaratmak isteyenlerin çabalarına, KESK emekçileri ve demokratik kamuoyu kararlı bir karşı duruş sergilemiştir ve sergilemeye devam etmektedir. Emekçiler, bu süreçte yaşanan hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayacaklarını açıkça göstermişlerdir.

“İllegal örgüt” bağlantısı gibi asılsız iddiaların arkasına sığınıp emek hareketini yok etmek isteyenler, bu ülke emekçilerinin, birbirine düşman edilmek istenen halklar da dâhil, dayanışması ve emek kardeşliği karşısında gözaltı, tutuklama, operasyon terörünün bekledikleri etkiyi yaratmadığını görmüşlerdir. Bugün sınıf dayanışması, vurulan her “darbe”nin ardından daha da güçlenerek şehir meydanlarına akmaya devam etmektedir.

ÇHD İzmir Şubesi olarak bizler de;

Bu süreçte gözaltı ve tutuklama saldırılarının hedefinde duran Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nu ve tecrit edilerek demokratik alanın dışına itilmek istenen tüm emekçileri mücadelelerinde yalnız bırakmayacağımızı,

Toplum üzerinde oluşturulmaya çalışılan baskı rejiminin her zaman olduğu gibi bugün de karşısında duracağımızı,

Ülkemizin barış yolunda ilerlemesi ve demokratikleşmesi için atılan tüm adımları önemli bulduğumuzu, bu doğrultuda çaba ve emek sarf eden örgüt ve kişilerin yanında yer alacağımızı ve onlarla birlikte mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyururuz.

Saygılarımızla. 02.06.2009

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir