BASKILARA RAĞMEN YAŞAMAK!

Eğitim ve Dayanışma gecemizi 24 Aralık Cumartesi akşamı 150 kişi ile birlikte şarkılar, türküler söyleyerek; halaylar çekip, oyunlar oynayarak birlik ve beraberlik içerisinde geçirdik. Gecede Eğitim ve Dayanışma amaçlı bir öğrenci yurdu açma önerisi getirildi.

 

Eğitim ve Dayanışma Hareketi geliştirme yolunda Kadıköy Kültür Kafe’nin yeni açılacağı zamanlar Eskişehir’de bulunan arkadaşlarımız tutuklanmıştı. Böylelikle Kültür Kafe’de çalışacak arkadaşların gelişi engellenmişti. Daha kurum açılmadan başlayan baskılar kafe açıldıktan sonra da sürmeye devam etti. 2011 yılının Temmuz ayında Kültür Kafe’ye Karargah davası gibi absürd bir gerekçe ile polis baskını gerçekleştirildi. Kafe çalışanı arkadaşımız Yeşim gözaltına alındı. Yaşadığı gözaltıdan olumsuz etkilenen arkadaşımız kafede çalışmayı bıraktı. Yeşim’le birlikte Kafe sahibi Doğan arkadaşımızın da evi basılmıştı.  Bu süreçten sonra İstanbul’da bir dayanışma gecesi yapmaya karar vermiştik.

 

Dayanışma gecesiyle ilgili çalışmalara başladığımız sırada Doğan arkadaşımız dışarıda aramızdaydı. Dayanışma gecesinin düzenlenmesi için aktif rol alan arkadaşlarımızdan biriydi. Eğitim ve Dayanışma düşüncemize baskılar sürmeye devam etti. Dayanışma gecesini yapacağımız yeri bulmuşken, Doğan arkadaşımızın gözaltına alındığını öğrendik ve çıkarıldığı Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklandı.

 

Eğitim ve Dayanışma Hareketini baltalamayı kafalarına koymuş yetkililer ”Karargah davası olmadı bu sefer de THKP-C davası uyduralım” diye düşünmüşler! Bu bizde moral bozukluğu yarattı, Dayanışma yemeğini organize etme çalışmalarımızda yavaşlama oldu, ağır-aksak ilerlemeler kaydediyorduk. Doğan’ın tutuklanmasını takip eden 3-4 gün içerisinde bu sefer de Ankara, Denizli, Bolu, Eskişehir illerinde yapılan eş zamanlı operasyonlar ile yedi arkadaşımızın daha gözaltına alındığını öğrendik. Onlar da birkaç gün sonra çıkarıldıkları mahkemede yasadışı gizli örgüt iddiaları ile tutuklandılar.

 

Bu tutuklamaların üzerine Eğitim ve Dayanışma gecemizi ertelemeyi düşünmüştük. Sonrasında ise arkadaşlarla bir araya gelip konuştuğumuzda bu yemeği her şeye rağmen yapmamız gerektiği konusunda anlaştık. Bu hem içerdeki arkadaşlarımıza hem de bizlere çok güzel bir ses bir enerji olacaktı. Çünkü baskılar karşısında içimize kapanarak yaşamak değil; daha çok dayanışma ile daha çok mücadele yaşamak bizi biz edecek ve varlığımızı anlamlı kılacaktı. Diğer yönü ile yaşamak bizi bir masadan bir sandalyeden bile daha anlamsız ve önemsiz hale getirecekti.

 

İşte bütün bu gözaltılara ve tutuklamalara rağmen Eğitim ve Dayanışma gecemizin çalışmalarını sürdürdük. Gecenin biletlerini bastırdıktan sonra hemen dağıtımına başladık. Çevremizde bulunan bütün dostlarımızı, tanıdıklarımızı gecemize davet ettik. Bizimle dayanışmada bulunmaya çağırdık. Sürecin daha çok birlikte olmamızı gerektirdiğinden bahsettik.Ve bütün bu emeklerimiz sonuçsuz kalmadı, yılbaşından bir hafta önce İstanbul’un denizine nazır bir mekanında gecemizi gerçekleştirdik. Sunucu arkadaşın ‘Hoşgeldiniz’ konuşmasından sonra gece Kadıköy Kültür Kafe çalışmalarını ve Odak dergisi çalışmalarını görselleri ile dolduran slayt gösterimi ile devam etti. Hemen ardından Odak Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ümit Güler, Eğitim ve Dayanışma düşüncemizi ve öğrenci yurdu açma önerisini dile getiren aşağıdaki konuşmayı yaptı.

 

Merhaba Arkadaşlar!

Başka bir dünyanın gerekli ve mümkün olduğuna olan inancımızla düzenlediğimiz,

Dayanışma gecemize hoş geldiniz!

Sevgili arkadaşlar, bu akşam hep bir ağızdan türkü söylemek de, hep beraber toprağı sürebilmek de çok daha büyük bir anlam ifade ediyor. Çünkü şu an ülkemizde devrimcilere ve neredeyse muhalif olan herkese aşikar bir biçimde baskı uygulanıyor. Her gün yeni bir gözaltı haberi ile açıyoruz gözlerimizi sabaha. Oysa gün aydınlıktır, günlerimizi karartmaya çalışıyorlar.

Şu anda sekiz Odak okuru ve yazarı arkadaşımız Eğitim ve Dayanışma Hareketini savundukları için tutsaklığa mahkum edildiler.

Çünkü onlar tahakküme karşı özgürlüğü savundular, çünkü onlar sistemin pedagojik adı “bankacı eğitim” denen itaatkarlaştırıcı, köleleştirici eğitim modelini reddedip karşılıklı birbirini anlamaya dayalı olan diyalogcu yani devrimcileştirici eğitim modelini savundular; çünkü onlar alternatif ve özgürlükçü eğitim modelini savundular.

-Eğitim ve Dayanışma Hareketi, bir yenilenme hareketidir. Hem ezilen insanları, hem ezilen halkları hem de sosyalist hareketleri kapsayacak olan bir yenilenme hareketidir.

-Yeni-insan ilişkilerine ulaşma yolunda ezilen insanların ezilmişliklerinin farkına varması, yani eleştirici bilince ulaşma ve bu bilinçle hayına, haksıza karşı mücadele sürecinde sömürücü düzenden arınma hareketidir.

-Eğitim ve Dayanışma Hareketi  dayanışmacı yeni-,insan ilişkileri temelinde  her bireyin  hayatın içinde aktif rol alması, özneleşmesi sürecidir.

İşte bizler de bu düşüncenin somut çalışmasını uzun zamandır sürdürmekteyiz. Bu amaçla bir kafe  (Kadıköy Kültü Kafe) açtık ve orada birçok paneller, söyleşiler ve başkaca etkinlikler gerçekleştirdik. Çok güzel bir konser yaptık. Hemen ardından benzerini de Ankara’da yaptık. Bunlardan da önce Erol Zavar ve hasta tutsaklarla dayanışma çalışmaları yaptık. Düzene alternatif bir eğitim merkezi olmayı hedefledik. Cemaatçi eğitime karşı alternatif eğitim dedik. Ve bütün bunları Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal hakları çerçevesinde yaptık.

Buna rağmen baskı altına alınmaya çalışıyoruz. Nicel olarak güçlü olmamamıza rağmen bizleri sürekli engellemeye çalışıyorlar ve tutukluyorlar. Bu kadar az gücümüzle ve bu denli tedbirli davranmamıza rağmen bize niye saldırıyorlar?

Çünkü asıl amaçları Eğitim ve Dayanışma anlayışımızın gelişmesini önlemek. Çünkü savunduğunmuz anlayış, alternatif toplum ve alternatif insan ilişkileri anlayışıdır. Çünkü biz ezilenlerin ve solun birliğine varacak bir anlayışı pratikte geliştirme yolundayız. “Teröristliğimiz” ve “suçumuz”, Cemaatin din istismarı eşliğinde köleleştirici ve çıkarcı eğitimine, sadaka temelindeki dayanışmasına  alternatif bir eğitim ve dayanışma hareketinin geliştirmeye çalışmaktan ibarettir.

İşte bu yüzden zulme ve haksızlığa karşı daha çok dayanışma, daha güçlü direniş, daha çok sevgi, daha çok inanç diyoruz!

İnsana inançla, hayata ve insana sevgiyle kalmanız dileği ile

Sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz!

Konuşmanın ardından söz alan Ümit arkadaş yurt açma önerisi hakkında da şunları söyledi:

Arkadaşlar, Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak bir öğrenci yurdu açmayı düşünüyoruz. Düşüncemizi burada size sunmak ve sonraki dönemde tartışarak geliştirmek istiyoruz.

Bildiğiniz gibi yurtlar Fethullahçıların ve diğer gericilerin elinde. Alevi kökenli öğrenciler bile gericilerin yurtlarında kalmak durumuna düşebiliyorlar. Bunlar beyin yıkama, insan satın alma ve gericiliği yayma yurtları. Fethullahçıların “altın nesil yetiştirme” dedikleri devlette ve toplumda dinci kurumlaşmanın önemli araçlarından biri.

Biz sol güçler niye alternatif bir öğrenci yurdu geliştirmeyelim?

Öğrenciler arasında örgütlü bir ders dayanışmasının ve demokratik etkinliklerin yeralacağı alternatif bir yurt niye açmayalım?

Bu işe İstanbul’dan başlayamaz mıyız?

Kafamızda ilkin Eğitim ve Dayanışma Derneği kurarak bu işe başlamak düşüncesi oluştu. Kadıköy Kültür Kafe’yi derneğe çevirmemizin bu konuda yararı olacağına inanıyoruz. Açılacak yurda Eğitim ve Dayanışma Yurdu veya başka şey denebilir.

Yurt için yer hususu da başka hususlar da henüz net değil Düşüncelerimizi aydınlarla, öğrencilerle, emekçilerle ve dayanışma güçleriyle görüşererek netleştirmek istiyoruz.

 

Ümit arkadaşın konuşmasının ardından gece, kısa bir şiir dinletisi ve sonrasında Emek Sanat Topluluğu’nun şarkı ve türküleri ile devam etti. Devamında yine kısa bir şiir dinletisi ve müzik dinletisi oldu. Türkülerle kaynadık, davul ve zurna ile de daha bir coştuk. Kol kola halaylar çektik. Belli sıkıntılar sorunlar yaşamış olsak da güzel bir Dayanışma yemeği yapmış olduk.

 

Şimdi yapılması gereken hem çalışmaları daha ileriye taşımak, hem de içerideki arkadaşlarla dayanışma içerisinde olup onları en kısa zamanda oradan almak.

 

Sevgimizi, inancımızı yüreğimizde hep canlı tutmak ve söylemek baskıya karşı direnerek yaşamak bizlere yakışanıdır. 2012 yılı umarım daha çok özgürleşeceğimiz bir yıl olur ve Eğitim ve Dayanışma Hareketimizin serpilip filizleneceği bir yıl olur.

 

Gecede emeği geçen bütün arkadaşlara ve içerideki arkadaşlara selamımız olsun!

Birimiz Hepimiz; Hepimiz Birimiz için!

 

 


, ,
One comment on “BASKILARA RAĞMEN YAŞAMAK!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir