Baskının karşısında direnmek bir haktır

OHAL bahanesi ile koşulların daha da ağırlaştığı hapishaneler üzerine tutsak arkadaşlarımızın mektubunu sizlerle paylaşıyoruz.

“Hareketimiz içeride, dışarıda ve yurt dışında Direnişçiler olarak birbirimize bağlılığımız sayesinde yaşıyor” Hamza Yalçın.

murat_sinan

Murat KARAYEL

Kırıkkale Ftipi Cezaevindeki hak ihlalleri ve keyfi uygulamalar OHAL sürecinde çıkarılan her KHK ile artarak sürdürülüyor. Cezaevi idaresi ve Gözlem Kurulu 677 KHK ye dayanarak 11. 22. 2016 tarihinde 2016/1453 kararı alarak ve KHK’nin 4. Maddesi gerekçe gösterilerek hapishanede imkanları ölçüsünde okula devam eden arkadaşlarımızın sınavları iptal edilmiştir. Cihat Özdemir, Sinan Akbayır, Mert Yazar’ın bu nedenden dolayı en az bir dönem kayıp yaşadılar. Yatırdıkları harçlar ise gerçek anlamda “haraç” oldu. Tutsak arkadaşlarımızın eğitim haklarının bu şekilde ellerinden alınmasının herhalde dünyada başka bir örneği yoktur. Ülkemizdeki eğitim sisteminin gericiliğe teslim edildiği bir ortamda hapishanelerin bundan nasibini almasını sürpriz olarak görmüyoruz. Hükümetin okumaktan el çektirme ısrarı, cehaleti bir meziyet olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Adalet Bakanlığı’nın bu konuda yayınladığı yazıya atıfla, Cezaevleri Eğitim Kurulu Başkanlığı’nın aldığı 24. 11. 2016 tarihli, 2916/287 sayılı karar ile okuma imkanlarımız büyük oranda kısıtlandı. Mizah dergilerinden, Sosyalist basına kadar her türlü süreli yayına erişimimiz giderek engelleniyor. Bu uygulama sadece basın yayınla sınırlı değil, kitapları da kapsayarak genişletilmekte. Kargo ve ziyaret yoluyla elimize ulaşması gereken kitapların bize ulaştırılmasında bile şuan ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Bakanlığın gerici zihniyetinin ürünü olan bu uygulamaların “Eğitim Kurulu” adının kullanılarak hayata geçirilmesi hayli ironik.

Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, yönetmelik değişikliğinden hareketle 18. 08. 2016 tarihli 2916/1038 sayılı karara dayanarak Bakanlık tarafından oluşturulan bu uygulama, cezaevi idaresinin aylık açık ziyaretleri, bir veya iki ayda bir yaptırmakta serbest bırakmıştır. Cezaevi idareleri ise bu serbestliği tutsakların aleyhine kullanarak ziyaretleri iki ayda bir yapılacak şekilde düzenlemektedir. Bu keyfilikten dolayı Kırıkkale cezaevi idaresi, açık görüş ziyaretlerini sürelerini iki ayda bir uygulanacak şekilde uygulamaktadır. Sohbet hakkı normalde 10 saat fakat uzun yıllardır bu hakkı 6 saat şeklinde uygulanmaktadır. Ayrıca açık görüş ziyareti haftalarındaki sohbet ve spor faaliyetleri çoğunlukla iptal edilmektedir. Şuan sohbet ve spor faaliyetlerimizi ayda bir hafta iptal edilerek sürdürülüyor. Bununla da yetinilmeyerek ziyaret haftasındaki kurs ve atölye programı da iptal edilmeye başlanmıştır. Bu iptallerin makul gerekçesi bulunmamaktadır. Devam ettiğimiz bağlama kursu ile sohbet ve sporumuz ise aynı gün ve saate denk getirilmektedir.

15 Temmuz tutuklamalarıyla üç kişilik hücrelerde 5-6 kişi kalmaya başlamış ve bunun için gerekli ihtiyaçlar karşılanmamıştır. Şuan hala yerlerde yatan tutsaklar bulunmaktadır. Hasta tutsaklara yaklaşım OHAL ile birlikte daha da kötüleşerek devam ediyor. Sağlık hizmeti almak neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Revire çıkma ihtiyaçları da giderek artıyor ve şuan revire çıkma isteklerimiz neredeyse karşılanamaz duruma getirilmiş durumda. Revire gidilip ilaç yazılamadığı için tutsakların ilaç ihtiyacı zamanında temin edilememektedir. Revire çıkanların sevk alması durumunda hastaneye sevki yapılan tutsakların hasta gidiş gelişleri ise adeta hastalığın daha da ilerlemesine zemin hazırlar durumda yapılmaktadır. Örneğin Kemal Tufan arkadaşımız iki ay önce hastaneye sevki yapılmış olmasına rağmen hala muayeneye götürülmemiştir. Cihat Özdemir, kulağında akıntı ve kanama olmasına rağmen ancak bir ay sonra hastaneye götürüldü. Oysa cihat arkadaşımızın kronik kulak rahatsızlığı yaşadığı, bir kulak zarının bulunmadığı ve bu konuda bir ameliyat geçirdiği bilinmesine rağmen hastane sevki anca bir ay sonra yapıldı. Resul Kocatürk arkadaşımız Kasım ayının ilk haftasına rastlayan hastane randevusuna hala götürülmediği için Guatr tedavi süreci aksatılmıştır. Aynı arkadaşımız Aralık başında akciğer hastalığından dolayı Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde ilaçlı Tomografi tetkiki yaptırmış olmasına rağmen, raporunu hala doktora gösterilmemiştir.

Sağlık konusundaki diğer engel ise kelepçeli muayene dayatmasıdır. Sadık Sabancılar arkadaşımız sevk edildiği KBB servisinde doktorun kelepçeyi açtırmayıp “Başhekimin talimatı böyle” diyerek arkadaşımızın uygun şartlarda muayene olmasına izin vermemiştir. Sinan Akbayır arkadaşımız Kolonoskopi için sevk edildiğinde askerin hemen başında durması nedeniyle Kolonoskopi yaptıramamıştır.

Sevkler sırasında ring araçlarında taciz amaçlı bulunan kameraları kapattığımız için, cezaevi idaresi disiplin adı altında cezalar vermektedir. Bu konuda işi bir adım daha ileri götürerek sadece kamerayı kapatan tutsağa değil, orada bulunan tüm tutsaklara cezalar verilmeye başlanmıştır. Bu uygulamayı ihbarcılık dayatması için bir araca dönüştürmeye çalışmaktalar. “Sen kapatmadıysan kapatanı söyle” denilerek ihbarcılık dayatması yapılmaktadır. Kimse bunu kabul etmediği için ring aracında bulunan tüm tutsaklara toplu cezalar verilmektedir. Bu konudaki yaptırımlara sadece cezaevi idaresi değil, İnfaz Hakimliği, ağır Ceza Mahkemesi de dahil olmaktadır. Hakim ve mahkemelerin bu konudaki tutumları adeta bir hukuk skandalıdır. Cihat Özdemir bundan dolayı iki ay görüşten men edilerek iki defa 5 er günlük hücre cezası almıştır. Aynı şekilde Mert Yazar, Kemal Tufan, yılmaz Karaçay ve Resul Kocatürk arkadaşlarımıza 5 er günlük hücre cezası verilmiştir.

Karşılaştığımız diğer keyfi uygulamalardan biri de mektuplar konusunda yaşamaktayız. Gelen mektuplarımız kimi zaman postane ile cezaevi idaresi arasında kaybolmakta ya da direkt cezaevi kurulu tarafından alıkonulmaktadır. Zeynel Karabulut’un HDP ve Bir gün gazetesine gönderdiği mektuplar 2016/451 ve 2016/452 sayılı karar gerekçesiyle engellenmiştir. Haziran Cezaevi Komisyonu’nun tutsaklara yolladığı mektuplardan normal tarifeli olanlardan sadece bir tanesi cezaevine ulaşmıştır. Sinan Akbayır’ın ziyaretçisine ilettiği eski tarihli mektuplar iki buçuk ay bekletildikten sonra kendisine geri getirilmiştir.

Olağan genel aramalar dışında “kısmi arama” adı altında hücrelere yapılan baskınlar rutin baskınlara dönüştürülerek, bu baskınlarda zaman zaman provakasyonlar yaratılmaktadır.

Sinan TEPE

Aylık açık görüşler iki ayda bire düşürüldü. Bu konudaki keyfiyet hala devam ediyor. Faaliyetlerimiz (spor, sohbet) aylardır yaptırılmıyordu, gerekçe ise slogan atmamız.. Bu gerekçe nedeniyle ziyaretler ve mektuplaşma konusunda sürekli cezalar verildi. Nihayet faaliyetleri kısıtlı şekilde de olsa yapmaya başladık. Ama sözde haftada 10 saat olan sohbet ayda bir defa olacak şekilde üç saat uygulanıyor. Ayda bir saatte spor…

Hücrelerde herhangi bir düzenleme yapılmadı. Yerde yatmaya devam ediyoruz. 6 kişilik ranza yaparak yatak sorununu çözmek bir yana cezaevi idaresi yerdeki yatakların altına koymak için strafor satma peşinde. Straforları tanesi 30 tl den satışa çıkarmışlar. Üşümeyelim diyeymiş (!) Çekin şu kirli ellerinizi üstümüzden, bit gibi üşüşmeyin üzerimize, demek lazım herhalde.

Gasp edilen haklarımız elbette sohbet, spor, ziyaret ile sınırlı değil. Hapishanelerde havalandırmalara takılan kameraları daha önceden bir biçimde etkisizleştirmiştik. Burada tekrardan karşımıza çıkardılar. Havalandırma üst penceresinin hemen üstüne büyükçe bir delik açtılar ve buralara kamera takılacağı söyleniyor. Yani her alanda alanımızı daraltmayı sürdürüyorlar. Aslında kendi yerlerini hazırladıklarının farkında bile değiller. Bizler bu mekanların hiç de yabancısı olmadık. Memleketi kendilerine ait sananlar düşünsün bunu. Kamera kırmaktan dolayı bizlere ceza veren hakim ve savcılar şimdi hapishanedeler, bu gerçeklikle yüzleşiyorlar! Devrimcilere “vatan haini” diyerek aşağılayanlar da aynı akıbetten kurtulamadılar maalesef. Diğerleri de aynı akıbete uğrayacaklardır. Daha yeni yurtsever tutsaklardan 67 kişi Bandırma T1 ve T2 cezaevlerine sürgün edildiler. Her sürgün işkence yolculuğu ve hoş geldin faslıyla bir eziyet… Sevklerin bu anlama da geldiğini bildiklerinden bunu yıldırma olarak kullanıyorlar. Ama bunların bizleri yıldıramayacağını biliyorlardır diye düşünüyorum. Baskının karşısında direnmek bir haktır. Biz de bu yolu seçeceğiz.

 

ODAK

2017-01-18

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir