Boğaziçi Üniversitesinde Film Gösterimi

Odak Dergisi olarak 28 Mart Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesinde Che 1 filminin gösterimini yaptık. Che’nin hayatını konu alan bu filmi göstermemizdeki amaç özellikle gençliğin kendisine örnek olarak gördüğü Che Guevera’nın yaşamının ve düşüncelerinin tartışılabilmesiydi. Che’nin insani ve devrimci özelliklerinin önemle dikkat edilmesi ve örnek alınması gerektiğini düşünüyoruz. Biz de bu doğrultuda böyle bir çalışma başlattık. Film öncesinde on gün boyunca Üniversitede stant ve afiş çalışması yaptık. Çalışmamız ilk başlarda okulun genel durumundan dolayı yeteriz ve heyecansız kalmıştı.

Çalışmamızı bu şekilde film gününe kadar sürdürdük. Film gösterimi gününde çalışmamızın kazanımlarını aldığımızı gördük. Dergi sattık, üniversiteli arkadaşlarımıza Eğitim ve Dayanışma Hareketimizi anlattık. Gösterimimize 12 kişi katıldı. Sayı hedefimizin altında idi ama var olan arkadaşlar ile filmi izleyip film üzerine sohbet ettik. Film gösterimimiz üniversitedeki ilk çalışmamızdı. Çalışmamızın getirdiği heyecan ve tecrübeyle en kısa zamanda Boğaziçi’nde ve diğer üniversitelerde etkinlik yapma kararı aldık. Şimdi arkadaşımızın film öncesi yaptığı konuşmayı yayınlıyoruz:

Bugün, burada Che 1 filmini izlemek için toplandık. Che, Dünya Devrimci Hareketinin en önemli ve dikkat edilip okunması gereken önderlerinden biridir. Onun Küba başta olmak üzere Latin Amerika devrim mücadelelerindeki katkısı çok değerlidir. Özellikle biz gençlerin onun “yeni-insan” kavramını dikkatle incelemesi gerekir. Che, bu kavramla toplumda çıkar ve rekabet ilişkilerinin yerine devrimci ve dayanışmacı ilişkileri kurmayı öngörmüştür. Ne yazık ki Türkiye solunda geleneksel anlayış Che’nin belirttiği yeni-insan ilişkilerini yaratmaktan geri kalmıştır. Bu da solun halktan kopmasına ve toplumda bir güç oluşturamamasıyla sonuçlanmıştır. Bizler de bu devrimci yeni-insan ilişkilerini kurmak adına Che’yi örnek alıyoruz. Bu doğrultuda Eğitim ve Dayanışma Hareketi’ni geliştirmeye çalışıyoruz. Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak “devrim, muhalefette devrimdir” diyoruz. Bizler, devrimin ilk adımının öncelikle iki insan arasında diyalogcu temelde kurulacak karşılıklı güven esasına dayalı ilişki olduğunu öngörüyoruz. Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak bu hedef doğrultusunda Kapital çalışmaları başlattık. Bu çalışmaları yürütürken klasik öğretmen-öğrenci ilişkisinin dışına çıkmaya özen gösteriyoruz.

Bunun yanı sıra önümüzde bir eğitim kurultayı hedefimiz var. Eğitim kurultayını diğer sol güçlerle ve halkın demokrat-aydın kesimleriyle beraber yapmayı amaçlıyoruz ve bu noktada solun eksikliklerini, hatalarını ve bunları nasıl aşabileceğimizi tartışmak istiyoruz. Türkiye devrimci hareketinin üzerindeki yılgınlığı atıp gerçek bir muhalefet geliştirebilmesi ve olaylara refleks gösterebilmesi gerekiyor. Bu sorunumuzu bir araya gelerek, tartışarak çözmeyi hedefliyoruz. Eğitim ve Dayanışma Hareketi doğrultusunda bir de yurt projemiz var. Türkiye’deki öğrenci yurtlarının neredeyse tamamı ya cemaatin ya da ulusalcı kesimin elinde. Böyle bir durumda solun öğrencilerin yanında olması gerekiyor. Bizim bu konudaki amacımız gerici sistemin dayattığı sermaye yurtlarının karşısında alternatif oluşturmak ve öğrencilere dayanışmanın ve beraberliğin gelişebileceği bilimsel bir yurt sunabilmektir. Bu hedeflerimizin tümünü dışımızdaki sol güçler ile beraber, karşılıklı dayanışma içinde yapmak istiyoruz.

İSTANBUL-ODAK/28.03.2013

CHE PART 1: Che, Steven Soderbergh’in yönettiği ve Benicio del Toro’nun başrolünde yer aldığı, Ernesto Che Guevara’yı konu alan 2008 yapımı biyografik sinema filmidir. Arjantinli adlı birinci bölümü Fidel Castro, Guevara ve diğer devrimcilerin Küba’ya ulaşmalarından iki yıl sonra Fulgencio Batista diktatörlüğünü başarıyla devirmelerine kadarki süreçte Küba Devrimi üzerine odaklanmaktadır. Che, 2008 Cannes Film Festivali’nde tek bir film olarak gösterildi. Del Toro, festivalde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı ve film çok olumlu eleştiriler aldı.

Bölüm 1: Arjantinli: Havana’da 1964 yılında Che Guevara (Benicio Del Toro), Lisa Howard’a (Julia Ormond) röportaj vermektedir. Howard, Latin Amerika genelinde reform “Küba Devrimi’nin mesajını” köreltebilir mi diye sorar. 1955 yılında Mexico City’de bir toplantıda Guevara, Fidel Castro (Demián Bichir) ile ilk kez tanışır. Castro’nun planlarını dinledikten sonra 26 Temmuz Hareketine üye olarak katılır. Film, 1964’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu huzurunda Amerikan emperyalizmine karşı çıkan, kendi rejiminin işlediği infazları savunan ve “bunun ölümüne bir savaş olduğunu” ilan ederek ateşli bir konuşma yapan Guevara’ya döner.
Mart 1957’de, kendi devrimci grubu Castro’nun grubuyla buluşmaya giderken zayıf düşürücü bir astım nöbeti geçirir. 28 Mayıs 1957’de, hep birlikte Sierra Maestra’da bir ordu kışlasına saldırı düzenlerler. 15 Ekim 1958 günü, gerillalar Las Villas kasabasına yaklaşır. Santa Clara Muharebesinde gerillalar sokak aralarında mücadele edip Kübalı asker ve silah taşıyan bir treni raydan çıkarırken, Guevara taktiksel yeteneklerini gösterir. Filmin sonlarına doğru gerillalar galip olurlar. Küba Devrimi tamamlanmıştır. Guevara, “savaşı kazandık, devrim şimdi başlıyor” diyerek Havana’ya doğru yol alır.
Filmin ikinci bölümü ise “Bölüm 2: Gerilla” adıyla çekilmiştir. Bu bölümde de Che’nin gerilla savaşından, esir düşüp ölümüne kadarki süreci işlenmiştir.

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir