DEVRİMCİ DİSİPLİN ÜZERİNE

Hamza YALÇINHamza yalçın yazısı

Devrimci mücadelede disiplin denilince örgütlü mücadelenin gereklerine, ilkelerine ve kurallarına titizlikle ve önemle uyulması akla gelir. Bireysel planda disiplin ise hem aldığımız görevleri en iyi şekilde yerine getirmemizi hem de örgütlü mücadelenin ihtiyaçlarına cevap vermeyi gerektirir. Dahası, disiplin iradi ve bilinçli bir tutumla yaşamımızı ve ilişkilerimizi örgütlü mücadeleye göre kurmamızı gerektirir.

Dar anlamıyla örgütsel disiplin tüzükte yazılı kurallara uymak anlamına gelir. Mesela devrimci bir örgütte kararlar disiplin gereği kolektif alınır ve öyle uygulanır. Örgütlülük ve ekip çalışması esastır. Keyfi davranışlar kabul edilemez. Hareketin genel çıkarları tek tek organların ve kişilerin çıkarlarından öndedir. Örgütte azınlık çoğunluğa ve bu anlamda alt organlar da üst organlara tabidir. Kadrolardan halkın çıkarlarını şahsi çıkarların daima üstünde görmeleri, davaya ve örgüte kuvvetle bağlı olmaları, örgütün prestijini titizlikle savunmaları, bir başına kalındığında bile örgütün görüşleri ve ilkeleri doğrultusunda ve örgütlenecek şekilde kararlılıkla mücadele etmeleri beklenir. Devrimci yaşamda dayanışma esastır vb.

Disiplin sadece tüzükte gösterilen kurallarla sınırlanamaz. . Örneğin devrimci eleştiricilik de aslında disiplin gereğidir Devrimci disiplin devrimcilere mücadele doğrultusunda en geniş devrimci inisiyatifi tanıyan bir öze sahiptir. O bir kültürdür ve yaratıcı bir devrimci tutumla sürekli geliştirilmeye muhtaçtır. Demek ki disiplin sadece belli kurallara uymayla sınırlı değildir. Hele hele belli kalıplara körü körüne uyma değildir. Kurallar tıpkı sokaktaki giyimle plajdaki ya da havuzdaki giyimin aynı olamayacağı gibi, yerine ve zamanına göre değişecektir. Bir kütüphanede uyulacak kurallar ile bir kitlesel konserde uyulacak kurallar aynı olamaz. „Öğretmen öğretir, öğrenci öğrenir“ anlayışına dayanan eski eğitim sistemiyle „öğretmen ve öğrenci eğitimi birlikte planlar, yürütürler“ şeklindeki bir eğitim anlayışındaki disiplin kuralları aynı olamaz. Mesela devrimci hareketin tümüyle gizliliğe geçtiği koşullarla açık devrimci çalışmanın temel alınacağı koşullarda farklı disiplin kurallarının geçerli olması doğaldır. Bazı koşullarda sorunları internette görüşmek disiplinsizlik iken başka koşullarda internetteki görüşmelere katılmamak disiplinsizlik olacaktır. Aslolan somut koşullar ve örgütlü mücadelenin ihtiyaçlarıdır. Disiplin, değişen koşullar ve mücadelenin ihtiyaçları doğrultusunda sürekli yeniden yaratılmalı ve geliştirilmelidir.

 

 

Güçlü bir disipline sahip bir devrimci hareket düzene karşı tepki duyan ezilenlerde ilgi, sempati ve güven yaratacaktır. Birbirleriyle bu nitelikteki devrimci ilişkiler içinde olan on kadar insan bile milyonları etkileme potansiyeli taşır.

 

Devrimci disiplinin dayanakları ve önemi

Devrimci hareketin gücü ve etkisi onun ezenlere karşı ezilenleri, baskıya karşı özgürlük yolunda direnişi savunmasından ileri gelir. Bu onun haklılığı yani ahlaksal üstünlüğüdür. Devrimci hareketin gücü ve etkisi onun gerçeklere yani gelişmelere uygun ve fikirler ve değerlendirmelerden hareket etmesinden ileri gelir. Burası bilimselliğe girer. Devrimci hareketin gücü ve etkisi örgütlü mücadeleden ve gerek örgüt içinde gerekse kitlelerle ilişkilerde düzene alternatif bağlar yaratıyor olmasından ileri gelir. Burası da pratiğe girer. Örgüt tek tek kişilerin güçlerinin toplamlarının kat kat ilerisinde bir güç yaratacaktır. Ezilenlerin kendi kendilerini kurtarabileceklerine olan güçlü inanç, mücadeleye, örgüte ve birbirlerine kuvvetli bağlılık, kararlılık, dürüstlük, inisiyatiflilik ve yaratıcılık temelinde yükselen ilişkiler çalışmada muazzam bir enerji ortaya çıkaracaktır. Güçlü bir disipline sahip bir devrimci hareket düzene karşı tepki duyan ezilenlerde ilgi, sempati ve güven yaratacaktır. Birbirleriyle bu nitelikteki devrimci ilişkiler içinde olan on kadar insan bile milyonları etkileme potansiyeli taşır.

Lenin „Bana bir profesyonel devrimciler örgütü verin Rusya’yı altüst edeyim“ derken çelik disipline sahip bir örgütsel çekirdeği kastediyordu.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi devrimci hareketin disiplini onun teorisinden, eylem hattından, örgütlülüğünden, ilişkilerinin ve kadrolarının niteliğinden ileri gelir. Eğer örgütlenme devrimci bir teoriye sahip değilse o örgüt tutarlı bir devrimci bir eylem hattı geliştiremez ve mücadelenin amaçlarından sapar. Mesela bir örgütlenme ezilenlerin özgürlük davasına hizmet etme iddiasıyla işe başlayıp sonra da kendisi dışındaki güçlerin arkasına takılabilir ve/veya kitlelerin iktidarı amacından örgüt iktidarı amacına sapabilir. Örgüt, mücadele araçlarını ve yöntemlerini, örgütlenme biçimlerini devrimci hareketin uzun vadeli hedeflerine aykırı düşecek şekilde seçmeye başlar. Böylece sol içinde grupçuk, rekabetçilik, sol içi çatışmalar ortaya çıkacaktır. Bunlar kendi içinde sıkı disiplinli davranan örgütlerin halleri olsa bile genel plandan bakıldığında devrimci mücadelenin disiplininden sapma halleridirler.

Liberalizm de çok tehlikeli sapmalardan biridir. Çünkü liberalizm devrimci mücadeleyi ve devrimci yaşamı içten çürütecektir. İlk bakışta özgürlükçü görünen liberalizm pratikte laçkalığa ve örgütsüzlüğe çıkar ve sonuçta özgürlük mücadelesine büyük zararlar verir. Özgürlükçü görünüm altındaki liberalizm devrimci hareketin kurumlaşmasını, bir devrimci örgüt kültürü oluşmasını engelleyerek piyasa diktatörlüğüne teslim olmaya götürür. Çok özgürlükçü geçinen bireyci liberaller pratikte sömürücü düzenin akışına teslim olmuşlardır. Direnmek yerine ölü balıklar gibi akıntıyla giderler. Hatta çoğu kendisini piyasaya uydurmak için kıyasıya uğraşırlar.

 

Özgürlükçü görünüm altındaki liberalizm devrimci hareketin kurumlaşmasını, bir devrimci örgüt kültürü oluşmasını engelleyerek piyasa diktatörlüğüne teslim olmaya götürür. Çok özgürlükçü geçinen bireyci liberaller pratikte sömürücü düzenin akışına teslim olmuşlardır. Direnmek yerine ölü balıklar gibi akıntıyla giderler. Hatta çoğu kendisini piyasaya uydurmak için kıyasıya uğraşırlar.

 

Doğru bir devrimci teori, devrimci bir mücadele hattı ve uygun mücadele metotları kendi başlarına yetersiz kalırlar. Ezilenlerin mücadelesiyle buluşmaya, insanları mücadele içinde bir araya getirerek onları eğitmeye, geliştirmeye uygun bir örgütlülük olmadan bütün bunlar etkisiz kalacaktır. Örgüt ezilenlerin en büyük direniş aracıdır. Örgüt aynı zamanda en büyük eğitim ve özgürleşme aracıdır.  Örgüte, örgütlülüğe sırt çevirmek; örgütlü mücadeleden uzaklaşmak teslimiyetçiliktir. Söz konusu örgüt de ancak davaya bağlı, bilinçli, mücadeleci nitelikli kadrolar tarafından oluşturulup geliştirilebilir.

Hareketimizde disiplin

Hareketimiz düzene ve geleneksel sola alternatif olma iddiası taşıyor. Bu iddia, alışılagelmişin dışında düşünebilmek ve davranabilmekle mümkündür. Eğer bu yolda büyük bir yoğunlaşma ve disiplin sağlanamazsa pratikte geleneksel solun da altında bir çalışma motivasyonu ve başarısızlıkla karşı karşıya kalınacaktır.

Düzene ve geleneksel sola alternatif yaratmak iddiasındaki hareketimiz uzun süredir disiplin sorunu yaşıyor. Çalışmada siyasal çizgimiz doğrultusunda hedefler belirlemekte, belirlenen hedeflere yönelik planlar yapmakta, o planları hayata geçirecek somut kararlar almakta, alınan kararları uygulamakta, denetimde ve bu süreçte kadrolaşmada önemli sorunlar yaşıyoruz. Hareketimiz 8 yıllık bir geriye gidişten sonra 2008 yılından başlayarak belli bir gelişme içine girdi. Ancak 2010 yılından itibaren üzerinde yoğunlaşan saldırılara yeterince direnemediği için geriledi. Çünkü söz konusu gelişme gençlik kesimiyle sınırlıydı, sağlam bir örgütlülük ve nitelikli kadrolar yaratamamıştı.  Düşman, çalışmanın zaaflarını hesaplayarak Harekete saldırdı. Genç insanların tereddütlerini ve bilinçsizliklerini kullanarak Hareketin güç kaynağı olan Koordinasyonu kolayca tecrit etmeyi başardı. Tam bu aşamada Hareket içinde, Koordinasyonu hedef alan disiplinsizlikler polisin ve muhbirlerin işlerini kolaylaştırdı. Diğer yandan Koordinasyonun çevresinde sıkıca kenetlenmeyi başardığımız ölçüde ayakta kalabildik. Bunu yapamayan ilişkilerimiz güçten düştü, geriledi ve tasfiye oldular.

Devrimci yenilenme iddiamız doğruydu. Bu iddialar sağlam değerlendirmelere dayanıyordu ve solun ilerisindeki iddialardı. Halen de öyledirler. Seçtiğimiz koordinasyon ve eğitim araçları da aslında somut durumumuza ve gelişmemize uygun araçlardı. Ancak hedefe giden en doğru, en emin yollardan birini keşfetmiş olsak ve o yolda yürüyecek en doğru kararları almış olsak bile eğer güçleri yoğunlaştırarak o kararları disiplinli ve kararlı bir şekilde hayata geçiremiyorsak başarısız kalırız. Diğer yandan hedefe giden daha zorlu, daha uzun bir yolu seçmiş ve o yolda daha az doğru kararları alabilmiş olsak bile eğer aldığımız kararları hayata geçirmek doğrultusunda güçlerimizi örgütlü ve disiplinli bir şekilde harekete geçirebiliyorsak başarı şansımız belirgin bir şekilde artacaktır.

Hareketimiz toplumda ve solda teslimiyetçi eğilimlere karşı direnişçiliği seçmiş ve Direniş adını almıştır. Tarihimiz incelendiğinde mücadeleyi her koşulda sürdürebilmek için direnişçi iddiamıza uygun çok iyi örnekler ve kaynaklar bulunacaktır. Biz Direnişçiler Türkiye solunun militan kesiminden geliyoruz. Aynı zamanda da grupçuluktan uzak, sol içi çatışmalardan uzak ve dürüst bir geçmişimiz var.  Hem Kürt ulusal hareketiyle ittifakı hem de Türkiye solunun bağımsızlığını titizlikle korumayı savunmuşuz. Önümüze devrimci yenilenmeyi koymuş ve bu yolda karşılaştığımız bütün zorluklara rağmen ısrarla yürümeye çalışmaktayız. Eğer emeklerimizin boşa gitmesini istemiyorsak devrimci yenilenmeyi başarmak istiyorsak Direnişçi iddiaya uygun çelik gibi bir disiplin ve örgüt gelenekleri yaratmak zorundayız.

 

Örgüt ezilenlerin en büyük direniş aracıdır. Örgüt aynı zamanda en büyük eğitim ve özgürleşme aracıdır.  Örgüte, örgütlülüğe sırt çevirmek; örgütlü mücadeleden uzaklaşmak teslimiyetçiliktir. Söz konusu örgüt de ancak davaya bağlı, bilinçli, mücadeleci nitelikli kadrolar tarafından oluşturulup geliştirilebilir.

 

Kaldı ki devrimci hareket muazzam baskılarla karşı karşıya. Rejim, kitle hareketinin önünü kesmek için sürekli yeni baskı tedbirleri geliştiriyor. Daha da kötüsü, Türkiye dinci çetelerin mekanı ve yurdu haline getirilmiş durumda. Bu çeteler son olarak Suruç’ta yaptıkları gibi devrimci ve demokrat güçlerin üzerlerine saldırmaya hazır durumdalar. Bir iç savaş riskinden söz ediyoruz. AKP muhalefete „Ya teslim olacaksınız ya da kanlı bir iç savaşı göze alacaksınız“ mesajı veriyor. Biz kesinlikle barışçı mücadele araçlarını tercih ederiz. Fakat barışçı araçları seçme olanağımız ortadan kaldırılmış ise teslim olmayız. Koşulların zor olmasına, gücümüzün az olmasına bakmayız.

Bugün kitleler tedirgin görünseler de dün Gezi Direnişi’ni Haziran Direnişi’ni ortaya çıkarmış olan koşullar alttan alta gelişmeye devam ediyor. Bizleri zorlu mücadele günleri bekliyor. Dinciliğe, sömürücülüğe karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm davamızı Direnişçi bir tutumla savunacağız.

Direnişçi disiplin anlayışına göre devrimci mücadele her şeyin üstünde olmalıdır. Bu, yalnızca profesyonel çalışan bir devrimci kadro için değil işine ve okuluna giden bir devrimci sempatizan için de geçerlidir. Bu anlayışı ilişkilerimizde var edemezsek özgürlük mücadelesine hizmet edecek güçlü bir örgütü asla kuramayız. Çocuk yetiştiren bilinçli anne babalar da çocuklarını insanlığı, halkı ve mücadeleyi düşünerek yetiştirmelidirler. Aksi halde gelecek kuşakları bireyci yozlaşma, lümpenlik ve hatta dinci fanatizm bekliyor.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir