– DEVRİMCİLERDEN KORKUYORLAR-

 

AKP ODAK’A  NİYE BU KADAR SALDIRIYOR?

“Ücretsiz ulaşım talebi için eyleme katılmak, devrimci önderlerden Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya’yı anmak” gibi suçlamalarla, içlerinde arkadaşımız ve Odak yazarı olan Doğan Can Baran’ın da bulunduğu 21 kişi, 22 Kasım günü sabah 6:00 saatlerinde uzun namlulu silahlarla, silahlı örgüt operasyonu havası yaratılarak Kocaeli polisi tarafından evlerine zorla girilmiş, eşyaları talan edilmiş, yasal dergi, cd ve kitapları da gasp edilmiştir.

Ardından Kocaeli Kaşgal TMŞ’de arkadaşlarımız  4 gün zorla alıkonuldular. Yerlerde yattılar. Kendilerine yapılan onur kırıcı dayatmalara açlık grevi ile tepki koydular. Polisin devrimci tepkiye karşı tahammülsüz tavrı ise avukatlardan gelen şeker ve suları bile arkadaşlarımıza vermemek oldu. Avukatının getirdiğini değil, izin verdiğimiz suyu içeceksin dediler. Devrimciler ise buna karşılık tuvalet çeşmesinden su içtiler. Gündüz okulda yahut evde bulunabilecek veya ifade için mektupla davet edebilecekleri insanları, neden sabah 6:00’da mahalleyi ayağa kaldıracak şekilde almaya geldiği muamma (!) olan Kocaeli Polisi her arkadaşımız için kendilerinin hatta hakimin bile tam olarak bilmediği ayrı ayrı örgüt üyeliğinden misyon biçmişti. Avukatların ”Bu örgüt şu anda yok” demeleri onlar için bir şey ifade etmedi. “Mecbur bir örgüt ismi yazacaktık, hangi örgütü yazsaydık” diyebildi polis pervasızca avukatlara. Kocaeli Savcısı Erdal Yüce arkadaşımız Doğan Can Baran’ı Thkp-c ‘ ye bağlı örgüte üye olmaktan tutuklama talebi ile mahkemeye gönderdiğinde Hakim önce farklı bir örgüt ismi yazdırdı, ardından avukatların düzeltmesine karşılık “Hakim Thkp-c diye bir örgüt mü var” dese de  bilmediği ve şu anda olmayan bir örgütten arkadaşımıza tutuklama kararı çıkardı.  Bu noktaya kadar anlatmak dahi aslında hukukun nasıl işlediğini anlatmaya kafidir diye düşünüyoruz.

Biz düşünüyoruz ama sistem öyle düşünmedi ve hukuksuzluğuna Ankara operasyonu ile devam etti. 29 Kasım Salı sabahı Ankara, Denizli, Bolu ve Eskişehir’de eş zamanlı operasyonlar yapıldı. Hüseyin Arlıer, Umut Halit Nuray, Barış Onay, Odak Dergisi Ankara Sorumlusu Meltem Tuna, Reyhan Alkıvılcım, Emrah Irmak, Sedat Yıldırım adlı Odak çalışanı 7 kişi, örgüt üyeliği iddiasıyla gözaltına alındılar. Evleri basılan arkadaşlarımızın müzik ve film cd’leri dahil olmak üzere birçok özel eşyalarına el konuldu.

Aynı gün sabah saatlerinde Odak Dergisi Ankara temsilciliği de terörle mücadele ekiplerince basıldı. Kilidi kırılarak girilen büroda bulunan tüm bayrak ve pankartlara, birçok kitap ve cd lere el konuldu. Ayrıca darmadağın edilen temsilcilik bürosunda bulunan afişler ve stickerler parçalandı polis tarafından. Yine aynı şuursuz zihniyet, hapishaneden gelen mektup ve tebrik kartlarına da el konuldu. Büroda bulunan ”Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz” adlı kitabın örneklerinden bir nüsha almak yerine hepsini alıp götürmeleri dikkat çekiciydi.

4 gün boyunca Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde gözaltında tutulan arkadaşlarımız 2 Aralık Çarşamba sabahı saatlerinde adliyeye getirildiler. Savcıya verilen ifadelerden sonra mahkemeye çıkarıldılar ve 7 arkadaşımız hakkında da tutuklu yargılanma kararı verilerek Sincan F Tipi hapishanesine gönderildiler. Yasal eylemlerde, aynı flamalarda sokağa çıkıyor; aynı pankartlarla korteje katılıyorken polis müdahale etmiyor, iş operasyona gelince bu bayrak ve flamalar  ”yasadışı örgüt için delil” olarak gösteriliyordu.  Tutuklamaların ertesinde flamalar polis tarafından gasp edildiği için toplumsal muhalefet yürüyüşüne Ankara’daki Odak Dergisi çalışanları, “BASKILAR GÖZALTILAR BİZİ YILDIRAMAZ” ozaliti ile katıldı.

 

DEVRİMCİLERDEN   KORKUYORLAR-
Bazı arkadaşlarımızın evlerine kapı bile çalınmadan girildi polis tarafından, bu haneye tecavüz değil mi? Herkesin satın alıp, evlerinde, bürolarında tutabildikleri kitapları, film cd’lerini dahi utanmadan delil diye topladılar, bu hırsızlık – artniyet değil mi?   Polis neden bunu yaptı, mahkemeler neden arkadaşlarımızı tutukladı hala “yasal olarak” net bir cevabı yok. Örgüt üyeliğinden yargılanıyorlar diye geçti fezlekelere, yani 6 ila 15 yıl arası ceza istiyor, tabii propaganda vs.. buna dahil edilmezse. Bu ülkede hani özgürlük naraları atanlar, demokrasi geldi nutku çekenler? Bugün bile yasal anlamda sorunsuz çıkan dergi nasıl oluyor da yasadışı örgüte iddialarına delil olarak bu gösteriliyor?

Operasyon adı altında devlet terörü meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu terörün ardında ise, kendi gibi düşünmeyen insanlara olan tahammülsüzlük ile geliştirilmekte olan Eğitim ve Dayanışma Hareketinin korkusu yatıyor.

Onların kolluk kuvvetleri, tankları, panzerleri helikopterleri, füze kalkanları, sayısız silahları vb var. Piyasaları, borsaları, arazileri, fabrikaları, işyerleri, okulları, paraları, servetleri, devlet daireleri; dahası cemaatleri, diyanetleri, tarikatları, Amerikaları ve Avrupaları var. Mali güçleri, kitle destekleri ilk aşamada devrimciler ve devlet arasındaki güç kıyaslandığında iddianameleri okuyanlara komik gelebilir.

Bu halimizle bile bizi tehdit görüyorlar. Ellerinde ”bulduk” diye gösterecekleri silah bile yok. Yalnız, bu kadar gücü sarfetmelerinin ardında yatan neden; düşüncelerimizden korkmalarıdır. Örgütlenmemizden ve güç oluşturmamızdan çekinmeleridir. Eğitim ve Dayanışma Hareketi düşüncesinden ve bu yoldaki çabalarımızdan korkuyorlar. Onun içindir ki başından beridir bu hareketi sabote etmeye çalıştılar. Hareketin düşünce düzeyindeki öncüsü ve koordinatörünü tecrit etmeye, etkisiz hale getirmeye ve onu manevi olarak infaz etmeye çalıştılar.

Sürekli saldırdılar, sürekli yıpratmaya çalıştılar; her defasında tekrar dikildik karşılarına. Çoğumuzun izlediği bir film var; V For Vannetta isimli. O filmdeki bazı diyaloglar devrimcilerin gücünü anlattıklarımızdan daha kısaca açıklar belki : (1) “Bu maskenin altında bir yüz var. Ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha ben’dir o yüz, ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler kurşun geçirmez!” (2) “İnsanlar hükümetlerinden değil, hükümetler insanlardan korkmalıdır”…

Her defasında sıkacaklar kurşunları üzerimize, her defasında vurulacağız ama düşmeyeceğiz. Her defasında bir öncekinden daha GÜÇLÜ ve daha BİRLİKTE duracağız. Hatalarımızdan dersler çıkararak, fikirlerimizin birliğimizin gücünün farkında olarak. Devlet bizden korkuyor ama biz devrimciler onlardan korkmuyoruz! Hareketimiz ve Mücadelemiz engellenemez !!

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

 

 

 

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir