Dinci Diktatörlüğün 2015 Suruç Mesajı ve Gelişmeler

Image-120 Temmuz 2015 tarihinde meydana gelen Suruç saldırısı Erdoğan’ın sosyalistlerden CHP’ye, MHP’ye ve hatta AKP’ye kadar bütün Türkiye toplumuna “Ya iktidarıma boyun eğersiniz ya da dünyada ne kadar kötülük varsa üzerinize salarım”, mesajıydı. Suruç saldırısı iç savaşa bir davetti. Birinci hedef Kürt hareketiyle dayanışma halindeki sosyalistler olsa da tehdidi herkes hissetti.

Suruç’ta saldırıya doğrudan hedef olanlar, Kobane’ye geçmeye çalışan 300 insandı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) gençlik kolu SGDF’lilerin içlerinde ağırlıkta olduğu 300 insan Kobane’nin yeniden inşasına katılmak için sınırı Suruç’tan yasal yoldan geçmeye gelmiş ve orada basın açıklaması yapmaktaydı. IŞİD ile ilişkili olduğu bildirilen bir canlı bomba, orada öğlen saatinde kolluk kuvvetlerinin gözleri önünde göstericilerin arasına gelip kendisini patlattı. Şanlı Urfa’nın Suruç ilçesinde Amara Kültür Merkezi bahçesinde gerçekleşen alçakça saldırıda, biri saldırgan olmak üzere, 34 kişi öldü ve 100’den fazla kişi de yaralandı.

Şuruç’ta saldırıya uğrayanlar, IŞİD tarafından yakılıp yıkılan Kobene’nin yeniden inşasına katılmak için oraya gelmişlerdi. 13 Eylül 2014 tarihinde IŞİD tarafından kuşatılmış olan Kobane’de büyük bir direniş yaşanmış ve Kobane IŞİD’den kurtarılmıştı. IŞİD’in Kobane’yi teslim alması Suriye’de dinci düzen kurmak isteyen AKP’nin işine geliyordu. IŞİD’in Kobane’den çekilmek zorunda kalması AKP’yi çok rahatsız etmişti.

Kobane IŞİD tarafından kuşatıldığında dünyanın vicdanlı insanlarının birçoğu IŞİD’e karşı Kürtlerin safında savaşmak İçin Kobane’ye gitmişti. Aralarında bu mücadelede canlarını veren Suphi Nejat Ağırnaslı, Mahir Arpaçay, Aziz Güler, Eylem Ataş ve Ulaş Bayraktaroğlu ve Deniz Karacagil de vardı. AKP lideri Erdoğan IŞİD’in Kobane tarafından düşürülmesini beklerken Kürtler direnmiş ve dünyada büyük sempati toplamışlardı. IŞİD de çok kızgındı Erdoğan da. Sosyalist gençler AKP-IŞİD işbirliğinin hedefi oldular.

Saldırının faili olarak gösterilen IŞİD saldırıyı resmen üstlenmedi. Burada IŞİD Kürt hareketi ile dayanışma halindeki Türkiye soluna karşı kullanılmıştı.

Suruç katliamı her şeyden önce Türkiye solu ile Kürt halkı arasındaki dayanışmaya karşı bir saldırıydı. Türkiye solu Kürt hareketini kendinden görüyordu. Hatta bir çok sosyalist hareket Kobane’de yaşanan süreci Türkiye ve bölge devriminin öncüsü görüyordu. Kobane’de olmak devrimin ülkesinde olmaktı.

Diğer yandan Türkiye solu Suriye’deki savaşın aslında Türkiye’de savaş anlamına geldiğinin bilincindeydi. Zaten IŞİD, Özgür Suriye Ordusu ve El Nusra gibi dinci çeteler hükumetin desteğiyle Türkiye’de üstlenmişlerdi. Halk tedirgindi. Sol kesimin önemli bir kesimi dincilere karşı Kürt hareketi ile birlikte savaşmaya hazırlanıyordu. Kobane kuşatması sırasında gerek Türkiye solundan gerekse dünyadan çok sayıda insan Kürt hareketi ile yardımlaşmaya gitmişti. Kobane bu anlamda bir devrimci üs olarak görülüyor ve sahipleniliyordu.11694983_1463386637317513_1511106795373725381_n-650x250

Suruç katliamı AKP’nin iktidarda kalma ısrarının sonucuydu ve katliamın en önemli sebeplerinden birisi de AKP’nin seçim yenilgisiydi. Haziran 2015 seçimlerinde HDP barajı geçmiş ve AKP bir başına hükümet olacak sayıya ulaşamamıştı. AKP seçim sonuçlarını geçersizleştirmek için hükümet kurulmasını sabote etti ve yeni bir seçimi dayattı. İşte katliam, bu seçim sürecinde meydana gelmişti. Katliam kitlelerin korkutulmasına hizmet etmekteydi. “AKP gitmez, giderse de kaos olur”, düşüncesi yaratılıyordu.

Bu saldırının öncesinde Reyhanlı’da 11 Mayıs 2013’te bombalı araçlarla yapılan saldırıda 52 kişi ölmüş, 155 kişi yaralanmıştı. Saldırı Suriye hükumeti üzerine yıkıldı ama gerçek bir fail bulunamadı. Diyarbakır’da HDP seçim mitingine 5 Haziran 2015’te yapılan saldırıda beş kişi ölmüş, 400’den fazla insan da yaralanmıştı. Bombalar Selahattin Demirtaş’ın konuşma yapması beklenen yerin çok yakınında patlatılmıştı. HDP’ye karşı yapılan saldırılar direnişle karşılaşmış, HDP yüzde onluk barajı aşınca AKP tek başına hükumet kuramayacak duruma düşmüştü.

AKP seçim sonuçlarını geçersiz ilan ederek, “hükumet kurulamıyor” bahanesiyle yeni bir seçim düzenledi. Suruç saldırısının ardından Ankara saldırısı bu seçim yenilgisinin ardından gelmişti. 1 Kasım seçimi öncesinde 10 Ekim 2015’te Ankara barış mitinginde Gar’ın yakınında bir intihar saldırısı daha oldu. Saldırıda 109 kişi hayatını kaybetti, 500’ü aşkın kişi de yaralandı. Barış mitingi hükumetin Suriye politikalarına karşı düzenlenmişti. Saldırı, aynı zamanda hükumetin Suriye politikasındaki ısrarının ifadesiydi.

Yukarıda adı verilen saldırılarda, “Ya iktidarımıza boyun eğersiniz ya da iç savaş olur” mesajı verilmekteydi. Muhalefet seçim çalışması bile yapamadı. Muhalefetin ve halkın korkutulduğu koşullarda AKP 1 Kasım 2015 seçimlerinin galibi ilan edildi.

Yukarıda belirtildiği gibi, AKP içindeki muhalifler dahil herkese mesaj verilmişti: Erdoğan iktidardan gitmemek için iç savaşı dahi göze almıştır ve her türlü şiddeti kullanmaya hazırdır. AKP terör gücünü Diyarbakır, Şırnak, Mardin’de “Hendek operasyonları” adı altında giriştiği katliamlarda bir kez daha ortaya koyacaktı. Şehirler yerle bir edilirken binlerce insan öldürüldü. Erdoğan Kürtlerin katledilmesiyle durmadı ve adeti üzerine yola devam etti. Kendi kışkırttığı bir askeri darbe teşebbüsünü (15 Temmuz 2016) gerekçe göstererek ilan ettiği Olağanüstü Hal koşullarında tek adam diktasının onaylatmak için bir referandum düzenledi. O koşullarda bile çoğunluk #Hayır oyu verdiği halde o Evet oylarının kazandığını ilan edildi.suruc-anma-iki (1)

Erdoğan iktidardan düşerse en iyi ihtimalle ömür boyu hapse girecektir. Bu yüzden o ne pahasına olursa olsun başta kalmak istiyor ancak ayağının altındaki toprak sürekli kayıyor. ABD ve AB emperyalistleri de onu sıkıştırıyor. O, emperyalistlere karşı görünüşte sert şeyler söylese de başta kalmak için alttan alta tavizler veriyor ve bir yandan da muhalefeti bölmeye çalışıyor.

Evet, AKP Suruç’ta muhalefete “Ya teslim olacaksınız ya da iç savaşı göze alacaksınız”, mesajı verdi. Muhalefet henüz iç savaşı göze alan bir birlik yaratamadı. Muhalefet, iç savaş korkusu yüzünden, referandumda oyların çalınmasına karşı dahi sesini yükseltememişti.

Adalet Yürüyüşü ile son süreçte aktifleşen CHP yönetimi, umudunu Batılı emperyalistlerden alacağı icazete bağlamış ve eski düzeni bir ölçüde restore etmeye çalışmaktadır. Sosyalistlerin bir kısmı eski düzeni restore etmeye çalışan sürece endekslenmiş durumda iken bir kesim de iç savaş dayatmasına karşı Kürt hareketiyle ittifak yaparak direnme çabasındadır. Kılıçdaroğlu yönetiminin düşünce ve eylem çizgisi ne yazık ki CHP ile MHP ve AKP anlayışının kaynaştırılmasına, sosyalistlerin ve Kürt hareketinin ise dışlanmasına çıkmaktadır. Gene de CHP yönetiminin AKP karşısında aktifleşmesi olumludur. Çünkü bu süreçte kitleler hareketlenmekte ve diktatörlüğe karşı direnme azmi güçlenmektedir. Geleneksel sağ kesimden emekçiler ve iyi niyetli insanlar devrimcilerin mesajlarına daha açık hale gelmektedir ki bunu kesinlikle değerlendirmek gerekir.

Suruç katliamına karşı cevabımız asla boyun eğmemek, birleşmek ve direnmek olmalıdır. AKP her şeyden önce solun direnemeyişi yüzünden iktidara yerleşti. Kimileri ona askerlere karşı bir alternatif görerek zamanında direnmedi. Tehlikeyi fark ettiklerinde ise atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Kimi devrimci hareketler zamansız çıkışlar yaparak zayıf düşürüldüler. Solun en büyük kesimi ise örgütlü mücadeleden kaçtı, bireyciliğe düşerek sol adına gerici gelişmelere teslim oldu. Bu sorumsuzluğun bedelini başta Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünya ödedi. Ama başta Arap ve Kürt halklarının çetin direnişi sayesinde AKP’nin önü kesildi. AKP iktidarı bir biçimde yıkılacaktır. Bu sürecin halk yararına sonuçlar yaratması devrimci güçlerin örgütlülüğüne, aktifliğine ve birliğine bağlıdır.

21.07.2017

ODAK

, ,
One comment on “Dinci Diktatörlüğün 2015 Suruç Mesajı ve Gelişmeler
  1. Kimi var! Bu dünya’nın sırtında gezinir ve geçinir. Kimisi var. Bu dünya’yı sırtında gezdirir ve geçindirir. Şahin Kanbur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir