Direnişteki Greif İşçileri İle Röpörtaj

“Biz özellikle işverenin haklarımızı kabul etmesiyle bu mücadeleye hazırlandığımız için, süreci başlattıktan sonra hızlıca kendi fabrikamızda denetimi ele aldık. Komiteler kurduk, bu anlamıyla buranın işleyişi tamamen komiteler üzerinden yürüyor. Yemekhane komitemiz var, güvenlik komitemiz var, teknik işlerle uğraşan bir komitemiz var ve diğer ihtiyaçlarımızı organize eden bir komitemiz var. Bu anlamıyla direnişin ilk gününden bu yana küçük sorunlar yaşadık, ama bu sorunların üstesinden gelebilecek bir örgütlenmeye sahip olduğumuz için bizi çok etkilemedi. İlk günden bu güne direnişimiz sürüyor. motivasyon anlamında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz, arkadaşlarımızın moralleri gayet yerinde.”

 

grf2ODAK: Öncelikle isminizi sorabilir miyiz?

E.Y: Ben Disk Tekstilsen Esenyurt bölge temsilcisi Engin Yılgın

ODAK: Öncelikle şöyle başlamak istiyorum. Greif işçilerini direnişe başladıkları ilk günden bu yana basından takip etmeye çalışıyoruz. Öncelikle bu direnişin nasıl başladığını sizden duymak isteriz. Nasıl başladı, nasıl karar verdiniz direnişe?

E.Y: Biz örgütlenmeye başladığımız ilk günden bu güne bölüm komiteleri kurmuştuk ve bu bölüm komitelerinden oluşan fabrika komitemiz mevcuttu. Tüm süreci biz fabrika komitemizle beraber değerlendirerek karar alıyorduk. Toplu iş sözleşmeleri süreci başlarken de, toplu iş sözleşmeleri öncesinde bizim kendi taleplerimiz üzerinden arkadaşlarımızla yaptığımız toplantılarda taslak oluşturduk ve işçi arkadaşlarımız bu taslaklarda kendi taleplerini kendi belirlemişti. Ve bunun üzerinden bir toplu iş sözleşmesi süreci başladı iş verenle. 6 oturum gerçekleştirdik, işçi ücretleri ve sosyal haklarımız noktasında toplu iş sözleşmemiz uzlaşmazlıkla sonuçlandı. Ve bizler öncesinde yaptığımız toplantılar gibi fabrikamıza dönüp fabrika komitemizle bir toplantı gerçekleştirdik. Burada öncesinde aldığımız kararlar üzerine toplu iş sözleşmesinin tıkanmasından kaynaklı, arkadaşlarımız üretimden gelen gücünü kullanıp fabrikalarını işgal ederek bir mücadele başlatmış oldu.

ODAK: Mücadeleye başladığınız süreçte neler yaşandığına dair biraz daha somut bilgi almak istiyorum. İşçiler bu kararı nasıl verdiler, bu mekanizma nasıl işledi?

E.Y: Biz Hadımköy Greif Sunjüt ve Dudullu Greif Sunjüt olmak üzere iki işletmede örgütlendik, e buralarda toplamda 1500 işçi var. Bu işçilerin 1000’i taşeron 500’ü kadrolu. Biz kadrolu olan arkadaşlarla örgütlenmeye başladık, süreç taşeron arkadaşlarımızın da aramıza katılmasıyla devam etti. Biz bu örgütlenme sürecinde düzenli toplantılarla bir araya geldik. Sürekli arkadaşlarımızla fabrikadaki sorunları tartışmak, konuşmak ve bunların nasıl çözüleceğine dair bir araya gelip toplantılar gerçekleştiriyorduk. Bu toplantılarda beraber komiteler kurup örgütlenme çalışmasını başlattık. Biz düzenli bir şekilde bu süreci onlarla birlikte sürdürmüş olduk. Neticesinde dediğimiz gibi bizim haklı taleplerimiz karşılığında bir mücadele gerekiyordu, işverenin bu talepleri karşılamayacağını bildiğimiz için güçlü bir örgütlülükle sürece hazırlandık. Bu nedenle süreç işverenin talepleri kabul etmemesinden kaynaklı, tamamen hazırlıklı işçi arkadaşlarımızın ve bunların fabrika komitesinin aldığı kararla başlamış oldu.

grf3ODAK: Peki işçilerin büyük bir çoğunluğu direnişe destek veriyor değil mi?

E.Y: Şöyle söyleyelim, yaklaşık 600 tane sendika üyesi arkadaşımız var. Bunların dışında üye olmayan arkadaşlarımızın da destekleri oluyor, yalnız onlar burada değil kendi evlerindeler. Bizler özellikle sendika üyesi olan arkadaşlarımız üzerinden mücadelemizi sürdürüyoruz fabrikamızda.

ODAK: Mücadeleye başladığınız ilk zamanlarda muhtemelen kafanızda bir plan oluşmuştur, nereye kadar ilerleyeceğinize ya da nasıl yürüyeceğinize dair. Bu on üç günlük süre zarfında herhangi bir aksaklık oldu mu, sorunlar yaşanıyor mu? Eğer yaşanıyorsa, bu sorunara nasıl çözümler getiriyorsunuz?

E.Y: Biz özellikle işverenin haklarımızı kabul etmesiyle bu mücadeleye hazırlandığımız için, süreci başlattıktan sonra hızlıca kendi fabrikamızda denetimi ele aldık. Komiteler kurduk, bu anlamıyla buranın işleyişi tamamen komiteler üzerinden yürüyor. Yemekhane komitemiz var, güvenlik komitemiz var, teknik işlerle uğraşan bir komitemiz var ve diğer ihtiyaçlarımızı organize eden bir komitemiz var. Bu anlamıyla direnişinilk gününden bu yana küçük sorunlar yaşadık, ama bu sorunların üstesinden gelebilecek bir örgütlenmeye sahip olduğumuz için bizi çok etkilemedi. İlk günden bu güne direnişimiz sürüyor. motivasyon anlamında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz, arkadaşlarımızın moralleri gayet yerinde.

ODAK: Bunun bir iş yeri işgali olduğunu söylüyorsunuz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi almak istiyoruz.

grf4E.Y: Yani evet, biz burada bir işgal gerçekleştirdik. Fiili meşru bir işgal gerçekleştirdik. Yani biz örgütlenirken de, bu ülkede sendikal koşulları da konuşarak arkadaşlarımızla örgütlendik. Yani bu anlamıyla bizim taleplerimizin karşılanmadığı, toplu sözleşmenin uzlaşmazlıkla sonuçlanmasından sonra yasal prosedürlere mi uymamız gerekiyor; yoksa işçilerin örgütlülüğünden, söz ve karar yetkisinden gelen gücümüzü mü kullanmamız gerekiyor diye arkadaşlarımızla öncesinden de değerlendirmeler yapıyorduk. Uzlaşmazlıkla sonuçlandıktan sonra da bir araya geldik, değerlendirmelerde bulunduk. Biz bu yasal prosedüre takılmak istemedik. Yani biz burada kendi meşru haklılığımıza inandık ve bu haklılığımız üzerinden de bu mücadeleyi şimdiden başlatmamız gerektiğini değerlendirdik arkadaşlarımızla. Arkadaşlarımız özellikle bu noktada karar vermemizin doğru olduğunu düşündüler ve biz, evet, işgal ettik fabrikamızı. Fiili bir mücadele başlattık. Meşru, haklı bir mücadele başlattık ve haklılığımız üzerinden de mücadelemizi kazanana kadar devam ettireceğiz.

ODAK: Biz de direnişinizi destekliyoruz. Yine bizim takip ettiğimiz kadarıyla sendikanın yanınızda yer almadığına dair haberleri basından okuyoruz. Son günlerde de sanırım sendikalarla görüşmeler gerçekleşti. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz. DİSK’in yanınızda yer alması sizin için gerçekten çok önemli bir faktör mü? Yanınızda yer aldığında olumlu veya olumsuz katkıları, dezavantajları olacak mı?

E.Y: Bizim dediğimiz gibi burada arkadaşlarımızın mücadelesi meşru haklarına dayandığı için bu süreçte bizim sendikayla yaşadığımız sorunda, biz, DİSK’in de tüzüğünde olan “söz karar işçilerde” düsturuna uygun davrandık. İşçiler bir karar verdi. İşçi arkadaşlarımız yasal prosedürleri daraltmak istemediler mücadelelerinde ki işverenin tutumu zaten görüşmelerin artık tıkandığını gösteriyordu. Bu anlamda da arkadaşlarımız bu kararı vermiş oldular. Bu bakımdan sendika bu kararın kendi bilgileri dışında olduğunu, bundan kaynaklı toplu sözleşmelerin sürdüğünü açıklayan bir beyanda bulundu; ama oysaki toplu sözleşmeler tıkanmıştı ve uyuşmazlıkla sonuçlanmıştı. Sendika da uyuşmazlık tutanağı tutacağını söyledi. Ve biz direnişi başlattıktan sonraki beyanı arkadaşlarımız tarafından tepkiyle karşılandı. Bizler burada bir karar verdik ve bir mücadele başlattık, sendika bu mücadelenin yanında olmalı, bu mücadelenin karşısında durması arkadaşlarımızca tepkiyle karşılandı. Biz sendikanın bu beyanı sitesinden kaldırmasını istedik. Bunun ötesinde mücadelenin yanında olduğunu beyan eden bir bildiri yayınlamasını istedik. Bu noktada biraz sıkıntılarımız oldu. Biz de DİSK Konfederasyonuyla görüşmek üzere DİSK’e gittik. Orada da biraz DİSK’in tutumuyla sıkıntılar yaşadık. Onlar bu sorunun kendi sendikamızla olduğunu ve kendi sendikamızla bu sorunu çözmemiz gerektiğini söylediler. Biz de bu nokta da tutum alması gerektiğini, bizim haklı meşru mücadelemizin yanında olması gerektiğini ve tekstil sendikasının o beyanının kaldırılması için müdahale etmesini istedik. O noktadan bunu yapmadıkları takdirde DİSK’i de işgal edeceğimizi ve orada kalacağımızı söyledik ve oradaki görüşmelerde o beyan oradan kaldırıldı.

ODAK: Yani şu an sizin yanınızdalar, öyle anlıyorum, değil mi?

E.Y: Kendilerinden buradaki arkadaşlarımızın yanında olmaları, mücadelenin kazanılması için bizim de birtakım taleplerimiz oldu. Bu mücadeleyi sahiplenmesi; bu mücadelenin kazanımla sonuçlanması için birtakım planlamalar, eylemler mitingler düzenlemesini istedik. Onlarda bu çarşamba gelerek burada bu mücadelenin yanında olduklarını söylediler. Biz de taleplerimizin karşılanması gerektiğini söyledik. Bakacağız, bekleyeceğiz.

ODAK: Zaman gösterecek yani. Türkiye gündemini biliyoruz, karmaşık, her gün yeni bir gündem oluşturacak bir vakayla karşılaşabiliyoruz. Fakat buna rağmen burjuva basını da Grief işçilerinin direnişi oldukça yer aldı. Burjuva basınının sizden bahsetmesinin size bir katkısı oldu mu? Daha çok insanın sizin direnişiniz hakkında bilgi sahip olması gibi. Bu noktada bir geri dönüş alıyor musunuz?

E.Y: Burjuva basınından öte emekten yana arkadaşlarımız geldi. Onların özellikle buraya gelmesi buradan sesimizi dışarı duyurması üzerinden çok büyük bir destek gördük. Burjuva basının artık bunu yayınlamak zorunda kaldığını düşünüyoruz çünkü çok büyük bir mücadele başlattık biz burada. Özellikle o yasal prosedürlere daralmadan fiili bir mücadele başlattık. Fabrikamızı işgal ettik. Onların da buradan kaynaklı haber yaptığını düşünüyorum.

ODAK: Direnişinize baktığımızda Gezi közlerinin yeniden ateşlenmesi diyebilir miyiz?

grf5E.Y: Evet, ben kendi adıma böyle düşünüyorum. Sonuçta Gezi direnişine bu daha başlangıç dedik. Gezi direnişinde ben işçilerin zayıf olduğunu düşünüyordum katılımda. Ama Gezi’nin fabrikaları etkileyeceğini, süreç içerisinde fabrikalarda da Gezi ruhunun canlanacağını, buradan bir mücadelenin açığa çıkacağını düşünüyordum. Ki bu anlamda ortaya çıkmış mücadelede de Gezi’nin etkilerinin olduğunu düşünüyorum.

ODAK: Grief fabrikasında ilk 1500 işçinin 1000’i taşeron olarak çalışıyormuş. 44 farklı taşeron firma fabrikada faaliyet gösteriyormuş. Araştırmalarım doğru mu bilmiyorum.

E.Y: Doğru.

ODAK: Sizce bu direniş, taşeronlaştırma uygulamalarının kaldırılmasını sağlayacak bir mücadeleye ışık tutar mı?

E.Y: Biz tutacağına inanıyoruz. Burada, şu an başlatmış olduğumuz bu mücadelenin içerisinde olan tüm çalışan arkadaşlarımızın, tamamen, sadece burayla sınırlı değil, Türkiye’nin kanayan bir yarası olan taşeron sistemine de bir başkaldırı olduğunu, ötesinde yine diğer kadrolu arkadaşlarımızın ve toplamda tüm çalışan arkadaşlarımızın insanca yaşayabilecek ücretlerden yoksun olmasına karşı bir mücadele olduğunu; hem çalışan arkadaşlarımızın insanca yaşayacak ücretler alması hem ülkemizin kölece çalışma şartı olan taşeron sisteminin ortadan kaldırılmasına yönelik, kararlı da bir mücadele yürütmüş oluyoruz. Çalışan arkadaşlar da böyle bakıyorlar ve biz bunun kesinlikle karşılık bulacağına inanıyoruz. Ki biz bugün burada mücadelenin bu kadar yoğun ilgi görmesinin bunun göstergesi olduğunu düşünüyoruz.

ODAK: Son olarak şunu soracağım. Türkiye’nin gündemine Greif İşçileri nasıl bakıyor? Mutlaka günlük yaşamanızda sohbetler ediyorsunuzdur bu konularla ilgili de.

E.Y: Çalışan arkadaşlarımız tabii kendi koşullarından baktıklarında ihtiyaçların karşılanması ya da dediğimiz gibi insanca yaşayabilecek olanakların sağlanması açısından gündemi işçilerin belirlemesi gerektiğini düşünüyorlar.

ODAK: Peki, Çok teşekkür ederiz.

01.03.2014

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir