DR. İSMAİL BEŞİKÇİ’YE YÖNELİK TEHDİTLE İLGİLİ SOSYALİST KAMUOYUNA DUYURU

ENTELLEKTÜELİN MİSYONU HER KOŞULDA DOĞRUYU SÖYLEMEKTİR…

www.hpg-online.com’da Adil Kurtay ve Kasım Engin imzasıyla yayınlanan iki yazıda, Dr. İsmail Beşikçi’ye ağır hakaretler yapılmakta, utanç verici, aşağılayıcı ifadeler kullanılmakta, imalarda bulunulmakta, daha da ötede, “ancak hoca’nın yaklaşımları giderek çizmeyi aşıyor” denilerek Dr. Beşikçi açıkça tehdit edilmektedir.

Hiçbir etik ve entellektüel kaygı kırıntısı taşımayan ve eleştiri uslûbuyla da asla bağdaşmayan bu yazıları yazanlar ve gerisindekiler kimden bahsettiklerini biliyorlar mı? Birincisi, eleştiriyle uzaktan-yakından ilgisi olmayan söz konusu metinleri yazanlar, tehditleri savuranlar belki daha bu dünya’da yokken, Dr. İsmail Beşikçi bu coğrafyada eşine pek rastlanmayan bir cesaret, basiret, kararlılık ve inatla, Kürt halkını yok sayan, inkâr eden, aşağılayan resmi ideolojinin, resmi tarihin, resmi doğruların ve onun gerisindeki TC’nin karşısına yiğitçe dikilmiş saygıdeğer bir entellektüeldir. Dr. Beşikçi erdemli yaşamayı ilke edinmiş, fikir namusunun, entellektüel dürüstlüğün timsâli bir şahsiyettir. İkincisi, Beşikçi’nin Kürt sorununa ilgilisi PKK ile başlamış da değildir. Onun Kürt sorununa ilgisi, entellektüel dürüstlüğün ve bilim namusunun, adalet, eşitlik ve özgürlük bilincinin bir gereği ve tezahürüdür. Zira entellektüel genel kabul görmüş ‘doğruları’ sorguluyorsa, yalanı ve ikiyüzlülüğü teşhir ediyorsa, konuşmayan/konuşamayan adına konuşabiliyorsa, söylenmeyeni/söylenemeyeni söyleyebiliyorsa, velhasıl herkesin sustuğu yerde ve zamanda konuşabiliyorsa entellektüeldir. Bu yüzden Julien Benda: “Entellektüelin misyonu, dünyanın efendisi haline gelmiş haksız ve yanlış karşısında cümle âlem diz çökerken bile, ayakta kalıp, ona insanlık bilinciyle karşı çıkmaktır.” derken, İsmail Beşikçi ve onun gibileri kastediyor… Entellektüeli Türkiye’de “aydın” denilen diplomalılar taifesinden ayıran, egemenliğin her türlüsüne, hertürlü resmi ve egemen ideolojiye, resmi doğrulara, yalana, tahrifata, yok saymaya, tabuya, puta, hurafeye, vb. kararlılık ve inatla karşı çıkışıdır. İsmail Beşikçi devletin Kürt halkına yönelik baskıcı, yok sayıcı, inkârcı yaklaşımlarını ve uygulamalarını eleştirdiği için hayatının 15 yıldan fazlasını hapishanelerde geçirdi, sayısız baskı ve zulme maruz kaldı. Neden? Zira TC’nin onun karşısında söyleyecek sözü yoktu. Eleştiriye cevap veremediği için onu cezalandırma yoluna gitti. Üniversiteden kovdu, hapse attı… Şimdilerde Kürt halkı adına Beşikçi’yi tehdit edenlerin de karşı eleştiri yapacak güçleri yok ki, onu tehdit etme yoluna gidiyorlar… Unutulmasın ki, eleştiriye tahammülsüzlüğün başladığı yerde, özgürlük, eşitlik, demokrasi gibi kavramların artık bir kıymet-i harbiyesi ve inandırıcılığı kalmamıştır…

Buradaki amacımız, eleştiri adabı ve uslûbuyla bağdaşmayan söz konusu yazılara cevap vermek değil. Biz, aşağıda imzası bulunanlar bu toprakların, bu coğrafyanın, tüm ezilen halkların, sömürülen sınıfların onuru, entellektüel olmanın, entellektüel dürüstlüğün, bilim namusunun, özgür düşüncenin, eleştirinin timsali değerli hocamız/dostumuz sosyolog Dr. İsmail Beşikçi’nin yalnız olmadığını, ona yönelik çirkin saldırıyı şiddetle kınadığımızı ilân etmektir.

Saygılarımızla…, 3 Şubat 2008.

Fikret BAŞKAYA – Suavi AYDIN – Sibel ÖZBUDUN – Yüksel AKKAYA – Yücel DEMİRER – Tolga ERSOY – İsmet ERDOĞAN – Aydın ÖRDEK – Sait ÇETİNOĞLU – Temel DEMİRER – Levent KANAT – Babür PINAR – Fatime AKALIN – Haydar ETİNBAŞ – Serpil KÖKSAL – Engin BAYRAMOĞLU – İbrahim AKYOL – Merdan ÖZÜDOĞRU – Eren KIRMIZIALTIN – Mustafa KARABUDAK – Fettah KARAGÖZ – Ayhan ÇINAR – Mahmut KONUK – Metin AYHAN – Ahmet ÖNAL – Özgür BAŞKAYA – Mehmet HORUŞ

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir