EN ÖNEMLİ ZORLUKLARI GERİDE BIRAKTIK

Cemalettin Can- 02/04/2013-

Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan alırdım. Eğer sadıksanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiç bir önemi yoktur– Fidel Kastro

Devrim genelde hızlı toplumsal altüst oluşlara verilen addır. Bu anlamda kapitalist düzenin temellerini kuran hızlı ekonomik ve sosyal gelişmelere sahne olan Sanayi Devrimi’nden,  feodal toplumun politik düzeyde yıkan Fransız Devrimi’nden söz edilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla sonuçlanan  Kurtuluş Savaşı da bir devrimdir, bir burjuva devrimi. Bunların hepsi tarihsel gelişmeyi ileri götüren hamleler oldular. 1980’li yılların sonunda Doğu Bloku’nun çöküşü gibi tarihsel gelişmeyi geriye çeken hızlı değişmeler de var. Onlara ise karşı-devrim diyoruz.

Marksistler olarak biz devrimden emperyalizme bağımlı kapitalist düzeni halkın devrimci eylemiyle yıkıp onun yerine sınıfsız, sömürüsüz özgürlükçü toplum yolunda demokratik halk iktidarını kurmayı anlıyoruz.  Bu yaklaşıma bir süreç gözüyle bakarsak halk iktidarı kadar devrimci örgüt de devrimin nüvesidir. Devrim öz olarak ise devrimci insan ilişkileridir. En temel birimiyle devrim dünyayı değiştirmek üzere bir araya gelmiş iki devrimci arasındaki yoldaşlık ilişkisidir. Devrim özünde işte bu ilişkide kendisini ortaya koyan düşünce, eylem ve duygu birliğidir. Duygu birliğinden kastımız insanların hayata ve birbirlerine karşı derin sevgi sorumluluk ilişkisi içinde olmalarıdır. Devrim bir praksistir.

Devrimin alacağı temel boyutlardan biri olan örgüt bu devrimci ilişkinin yetkinleşmiş halidir. Devrimci iktidar, örgütün daha ileri bir boyutudur. Devrim en yetkinleşmiş halini ise yeni toplumda bulacaktır.

Devrimci işte bu devrim mücadelesini yaşamının merkezine almış ve çevresine devrimci ilişkilerle bağlı bir insandır. Devrimcinin kalıplaşmış bir tipi yoktur. Her devrimci kendine özgü görünüme ve niteliklere sahiptir. Kimi esmer, kimi beyaz kimi siyah vb olabilir. Kimi kadın kimi erkek kimi de başka cinsiyetten olabilir. Devrimcilik ten renginde, cinsel tercihte, saçta, bıyıkta, boyda-bosta, fizik durumda, yaşta, sağlık durumunda vb aranmaz. Devrimci şu veya bu soydan, şu veya bu dilden, ülkeden, yöreden, meslekten, sınıf kökeninden vb olabilir. Devrimcinin işi, okulu, eşi, çocuğu, özel arkadaş çevresi, akrabaları vb da olabilir. Bir devrimci hareket duruma göre kadınlara, gençlere, işçi ve emekçilere, ezilen toplum katmanlarına özel önem verebilir. Ama bu demek değildir ki kişi sırf cinsiyetinden, yaşından, sınıf kökeninden veya geldiği toplumsal katmandan dolayı daha iyi devrimcidir.

Bütün devrimciler arasındaki ortak yan ise temel bağlarının yoldaşlık bağları, birinci önceliklerinin devrimci mücadele olması ve bu mücadeleyi ve ilişkilerini yaşamlarının odağına yerleştirebilmiş olmalarıdır.

Yani devrimci “ne şuralı ne  buralı”dır. O Mahir Çayan’ın tarif ettiği gibi emekçilerin ve ezilenlerın kurtuluşu için mücadeleye adanmış bir “adalıdır”.

Sosyalist hareketin liderlerinden Fidel Kastro yukarıda, devrim yoluna düşmek için 10-15 sadık insanın yeteceğini söylüyor. Eğer mücadeleye ve birbirine bağlı insanlardan oluşuyorsanız ne kadar az sayıda olduğunuzun önemi yoktur, diyor. Bu sözlere katılıyoruz.

Şimdi soralım: Hayatla bağlarını mücadele ve yoldaşlık ilişkileri üzerine kurmuş ve aynı hareket planı üzerinde birleşmiş kaç sadık insanımız var? Bu sorunun cevabı temel sorunumuza ışık tutacaktır.  Bizim en önemli eksikliğimiz aynı hareket planı üzerinde birleşmiş, devrime ve birbirine canla-başla bağlı olan bir sadık insanlar örgütü yaratamayışımızdır. Partileşme sürecindeki en önemli adımımız bu sorunu çözmektir.

Toplum bize bu insanları sunuyor. Türkiye’de bu nitelikte binlerce insan var. Sorun onlarla pratik içinde buluşabilmekte.  Hatta çevremizde böyle bir devrimci ilişkiye girebilecek insanlarımız var. Bütün mesele onlarla aynı hareket planı içinde yoldaşlık bağları geliştirecek şekilde yürüyebilmekte.

Türkiye sosyalist hareketi içinde her biri özel gündemini esas alan insanlar çok sayıda bulunuyor. Onlar da değerli insanlar. Fakat devrimci mücadele önder nitelikte ilişkilerin çevresinde yükselir. İşte aynı hareket planı üzerinde yoldaşça bağlarla birleşmiş sadık insanların örgütünü kurduğumuzda bütün diğer ilişkiler asıl o zaman anlam kazanmaya başlayacaktır.

Öncü gruba ulaşabilmek için iki dinamik ve nitelikli insan bile yeterlidir. Yeter ki devrime bağlılık temelinde birbirine yoldaşlık sevgisiyle ve yoldaşça sorumluluk içinde bağlı olsunlar. Birbirini asla satmasınlar; aile ilişkilerini, kariyer hesaplarını vb özel gündemlerini öne alarak mücadeleyi geri plana atmasınlar.

Türkiye büyük devrimci potansiyel taşıyan bir ülke. Ülkemiz solunda muazzam bir devrimci yiğitlik ve fedakarlık kültürü var. Biz böyle bir ülkede deneyime ve Direnişçi geçmişe sahip bir siyasi hareketiz. Eğitim ve dayanışma hareketi yaratma yolunda bir hareket planı oluşturduk. Bu plan içinde önümüze grup çalışmaları ve bir kitle çalışması anlayışı koyduk. Önümüze bu plan çerçevesinde sol hareket ile birlikte Marks’ın Kapital adlı eserini, Eğitim ve Dayanışma Kurultayı toplamayı ve bir alternatif öğrenci yurdu açmayı koyduk. Öncü grubu yaratabilmek için bu doğrultuda kararlıca adımlar atmamız gerekiyor. O adımları attıkça  Türkiye solunda yeni bir dönemi başlatacağız.

Zorluklardan gözümüz korkmasın. Yakın zamana kadar Hareketimiz büyük çoğunluğu devrime inancı, birbirine bağlılığı kalmamış insanlardan oluşan; dağılmış ve çürümekte olan bir çevreye dönüşmüştü. Onu sağlığa kavuşturduk. Düşmanın dikkatini ve saldırılarını üzerimize çekecek gençlik ilişkilerine ulaşmayı ve saldırılar karşısında ayakta durmayı da başardık. Şimdi teslimiyete karşı direnişi; sevgisizliğe ve bencilliğe karşı yoldaşça sevgiyi ve dayanışmayı geliştirerek ileri gitmenin zamanı.

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir