Erdoğan Yeni Ortaklarıyla “Yola Devam” Ediyor!

1072962

 

Dokunulmazlıkların kaldırılmasını öngören düzenleme Erdoğan’ın isteği doğrultusunda meclise gelmiş, MHP’lilerin ve bir kısım CHP’lilnin de desteğiyle öneri kabul edilmişti.
Milletvekillerinin -aslında HDP’li vekillerin- dokunulmazlıklarının kaldırılması tartışması, uzun süre gündemi meşgul etti. Dokunulmazlıklar tartışması sürerken, MHP’de parti içi muhalefet, olağanüstü kurultay talebiyle Bahçeli’ye bayrak açtı.

Erdoğan, son birkaç yıldır süren başaşağı gidiş nihayete erdiğinde en büyük darbeyi alacak kişinin kendisi olacağını biliyor ve bunun önüne geçebilmek; paçayı kurtarabilmek için her yolu deniyor. Hiç değilse ”Son”u geciktirebilmek için yapamayacağı çılgınlık olmadığını zaten ilan etmiş durumda. Türkiye’nin aydın insanları, akademisyenler ona ”Hasta” teşhisi koyarken, ”(…) gerçekten de ironi yapmıyoruz, bu adam hasta ve yalnızca kişisel olarak kendi sağlığı için değil; ülkenin, bir bütün olarak kamunun sağlığı için de tedavi edilmeli.”* demişlerdi.

Suriye’de çatışmaların yoğunlaştığı ve dünya gündemi haline geldiği günlerde Erdoğan, Avrupa’nın ve Amerika’nın planları dahilinde davranan, ”Kardeşim Esad”dan, ”Katil Esed”e hızla geçebilen, bunu da kitlesine uygun bir davranış olarak kabullendirebilen bir lider aynı zamanda. Aslında aydınlarımız gerçekten ironi yapmıyor olabilir. Attığı akıl almaz adımları kamuoyuna kabullendirip, sahiplendirebilen; onu insanlar arasında bir davranış biçimi haline getirebilen bir gözü dönmüş liderden söz ediyoruz. Kontrolü yitirmiş durumda!

Geride kalan yaklaşık dört yıllık süreç içerisinde Suriye direnmiş ve Avrupa ve Amerika, özellikle de Rusya’nın olaya el koymasıyla tavır değiştirmişti. Onlar Suriye bataklığından hızla kaçmaya çalışmış, ”Mazlumların dostu Erdoğan” ise kurduğu hayallerin çabucak tuzla buz olmasına izin vermemeye kararlı görünmüş ve iç savaşı tek başına da olsa sürdürmeye, teröristler ordusunu desteklemeye devam etmişti. Ama heyhat! Onca suça rağmen, kabak burada da, tüm dünyanın bildiği gerçekleri inkar edilemez boyuta taşıyacak olan haberi yapan Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarları Can Dündar ve Erdem Gül’e patlamıştı.

Sonra bu savaşın ülkesine de sıçrayacağını ona defalarca söyleyenler olsa da, o bunu dinlemedi. Binmişti bir alamete, gidiyordu kıyamete… Erdoğan galiba kendisini gerçekten bir savaşın içinde hissediyor ve gerçekten de kendisini o savaşta yalnız başına dünyaya hükmedecek bir arslanmış gibi pazarlamayı başarıyor. Bu savaşın kendisinin bireysel olarak sonunu getirebilecek boyutlara eriştiğinin de artık farkında. Öyle ki, Amerika da, Avrupa da ona Suriye’den çekilirken, sen de çekil diye açık etmişti. O bunu dinlemedi ve şimdi ucu Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne gidebilecek bir sürecin içinde. Bunu gösteren bir sürü emareyle karşı karşıya. ”Reza Zarrab” denilen dolandırıcının başına gelenlerin kendisinin de başına gelebileceğini, ortağı ”Babek Zencani”yi bekleyen sonun kendisini de bekliyor olabileceğini düşünüyordur muhtemelen. Ve korkularını anlamak lazım, içine girdiği suç dünyası onun boyunu çoktan aştı ve bu suçlardan sıyrılabilmek için gerçekten yapamayacağı gözü dönmüşlük yok; bunu kanıtladı.

On yıllardır ”İş ortağı” oldukları Cemaati, Cemaatin karşı hamlesini gördüğü anda ezdi, bitirdi. HSYK’yı kontrol altına aldıktan sonra bizzat kendi talimatları doğrultusunda atanan hakim ve savcıları ”Paralelci” kuşkusuyla ordan oraya sürdü, bir kısmını ihrac ettirdi. Cemaatin sermayesine, basın-yayın organlarına açıkça el koydu. Bunları meşrulaştıracak yasalar çıkarttı, Fettullahçı cemaat bir terör örgütü ilan edildi ve onunla ilişkili kişiler şimdi teröristlikle yargılanıyorlar. Şimdi Fettullah Gülen’in Amerika’dan teslim alınıp yargılanması da söz konusu. Yani bir dönem TSK’ya Cemaatle el ele verip saldırdığı gibi yapıyor. Yeni ortağı ise, o dönemin ulusalcı güçleri! Evet, Perinçek’in başını çektiği kesim şimdi Erdoğan’ı destekliyor. ”Erdoğan’ın Cemaatle ve PKK ile savaşması bu destek için yeterli.”ymiş.

page_perincekten-yeni-akite-cemaati-bitirmede-erdoganin-yanindayiz_673977669

Aslına bakılırsa Erdoğan hiç ortaksız kalmıyor. Gezi Direnişi sürerken ona ”Çözüm Süreci” sebebiyle ortaklık edenler oldu. Suriye’deki katliam ortaklığı, on dört yıldır ülkeyi içine soktuğu durum, ne olduğu belli olmayan bir ”Süreç” ile görmezden gelindi. Şimdi ise, Ergenekon mağdurları ve bugünün ”yeni mağdur”u Cemaatçilerle aynı hazin sonu yaşıyorlar.
Düşününce görülecektir ki, Perinçekçilerden, TSK’ya, Kürt Ulusal Hareketi’nden, Liberal Solculara kadar geniş bir kesim, bir şekilde Erdoğan’ın ortaklığını yaptı. Yapmaya da devam ediyorlar. Ortaklar sanki bir denge gözetilerek değiştiriliyor Erdoğanca…
Şimdi, 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminin ardından ordudan tasfiye edilen askerlerin yerine, yeniden Ergenekon davası sonrası silahlı kuvvetlerden ihrac edilen Kemalist subayların yerleştirildiği yazılıyor.
Bu döngünün emperyalizmin bölgesel güçleri kontrol ederken uyguladığı yöntemle benzeştiğini iddia etmek de pek abartılı olmaz galiba.

Hal böyleyken bugün de 17-25 Aralık’ı, türlü katliamları, soygunları, say say bitmeyecek rezillikleri bir kenara bırakıp, ”Kendisinin de yargılanacağını bilerek” dokunulmazlıklar konusunda Erdoğan’ı destekleyen CHP’lilere ne demeli; ne diyeceğiz? ”Aman, onlar da kim!” demenin yersizliği bir yana, CHP’nin bu tavrı, pasifçe teslim olmak mı, yoksa ”Yargılanmaktan korkmuyoruz!” demek mi?
Zira CHP’nin de desteğiyle meclisten geçen düzenlemenin, meclisteki HDP’yi saf dışı bıraktıktan sonra, CHP’lileri de ele almayacağı kimin malumu olabilir ki?
Belki daha da kötüsü, CHP’nin tabanındaki ilerici, demokrat kesimin HDP’ye yapılan bu saldırıyı normal görmesi ihtimalidir. HDP’nin temsil ettiği muhalefeti saldırıya açık bırakan bu davranışın normal görülmesi; Erdoğan’ın attığı adıma bir şekilde destek verilmesi olabilecek en kötü senaryodur belki de.

HDP’liler, düzenleme gündeme geldiği ilk anda yaşanabilecek tüm olasılıkları değerlendirdiklerini ve hangi yoldan mücadele edilmesi gerekiyorsa onu çekinmeden yapacaklarını; açıkça direneceklerini söylemişti. Kürt Ulusal Hareketi de bunun bir meclis darbesi olduğunu; darbeye direneceklerini ilan edenlerden oldu ve Kürt halkını direnişe çağırdı. Kuşkusuz, HDP’li vekillere yönelebilecek bir müdahale Kürtlerin etkin direnişiyle karşılanacaktır. Peki CHP ne yapacak? CHP’yi destekleyen milyonlara CHP’nin önerisi nedir? Bilen yok galiba…

u_5199
Kılıçdaroğlu’nun MHP’de yaşanan süreçten ürkerek Erdoğan’a teslim olduğu söylenebilir mi? Geçen yaz, bakanlıklar dağıtarak HDP ve MHP’den kopartmaya çalıştığı, hatta koparttığı bir kesimin bu iki partide yarattığı etkiyi görmüş, aynı şeyin kendi partisi içinde de zuhur edebileceğini düşünmüş olabilir mi acaba Kılıçdaroğlu?

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimi, Kılıçdaroğlu’nun korkularını pekiştirmiş olmalı. 15 Temmuz’dan bu yana ne kadar yüksek perdeden konuşmaya çalışsa da, CHP’nin ve Kılıçdaorğlu’nun Erdoğan’a teslim olduğunu söylemek kötü bir yakıştırma olmamalı.

kilicdaroglu-erdogan-sb-1 Kılıçdaroğlu’nun KaçAK Saray’ı ziyareti bu iddianın belgesi niteliğini taşımıyor mu? Taksim Mitingi’nde yine yüksek perdeden açıklamalar yapmaya çalışsa da, CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun AKP-Erdoğan-Gülen ortaklığıyla cesurca hesaplaşmaktan kaçacağı sinyalleri her yerde ve belirgin bir şekilde göze çarpıyor.

Şimdi, Kürtlere bir kez daha legal siyaset alanı yasaklanmaya; kavga döğüş elde ettikleri parlamento temsiliyeti ellerinden alınmaya çalışılıyor.
Erdoğan’ın bu süreçteki ortağı bir takım Ergenekonzede ve MHP. Saldırıların hedefi olabilecek muhtemel bir kesim olmasına rağmen söz konusu düzenlemeye destek veren CHP, pratikte Erdoğan ile aynı safa düşmüş gibi görünüyor ve ona destek veren kesimlerdeki rahatsızlığı görmek gerekir. CHP’nin bu düzenlemeye destek vererek Erdoğan’ın planlarına uygun davrandığını düşünen kesimlerin elbette bir tepkisi vardır. Ve artık Erdoğan’a bir kez daha hayat öpücüğü vermenin anlamı yok diyorsak, rahatsızlıkları bir olan kesimleri yanyana getirme çabasına ortak olmalı, o çabayı yükseltmek için düşünmeliyiz.

*Yönetmen Mustafa Altıoklar CNN Türk’te yayınlanan ”Aykırı Sorular” isimli programda, o dönem başbakan olan Erdoğan için, ”Narsistik Kişilik Bozukluğu var.”, ”Kendisine rapor vermek lazım, 46 raporu…” ifadelerini kullanmış, daha sonra da hakında açılan ”Hakaret davası” nedeniyle yargılandığı mahkemede çok konuşulan bir savunma yapmıştı. Birçok aydın ve sanatçı Altıoklar’ın savunmasını sosyal medyadan paylaşmış, aynı zamanda bir hekim olan Yönetmen Altıoklar’a destek vermişti. (Basından.)

Barış ONAY

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir