GEZİ BİLEŞENLERİ VE YEREL SEÇİMLER

Mustafa Sönmez / mustafa.sonmez@yurtgazetesi.com.tr / 8 Ekim 2013-

Yerel Seçimler’in yapılacağı Mart 2014 yaklaştıkça, seçim stratejileri, aday belirleme çalışmaları da ilerliyor. AKP, otoriter anlayışının sonucu, merkezi yönetimi iyice tahkim etti, yereli resmen hadımlaştırdı. AKP rejiminin; topladığı vergi ve sigorta primine ek olarak, özelleştirme gelirleri ve borçlanmalarla yaptığı kamu harcamaları, milli gelirin yüzde 35’ini buluyor. Ne var ki, bu harcamaların ancak onda 1’ini yerel yönetimlere yaptırıyor. Kamu personelinin sadece yüzde 10’u yerel yönetimlerde. Bizdeki ‘yüzde 90 – yüzde 10’ biçimindeki anti-demokratik uçurum, geçtiğimiz hafta ziyaret ettiğim G. Afrika’da ‘yüzde 40 – yüzde 60’ biçiminde yerelden yana! Merkezden kamu harcamaları yüzde 40’ta kalırken, kalanın yüzde 30’u 9 özerk bölgeye ayrılmış ‘province’lar yani bölge yönetimleri, yüzde 30’u da irili ufaklı belediyeler kullanıyor. Varın, farkı siz anlayın…

AKP İNİŞTE

Hem bu otoriter yapıyı dönüştürmek , demokrasiyi yerelden geliştirmek açısından; hem de AKP rejiminin çöküşünü hızlandırmak açı- sından, 2014 Mart Yerel Seçimleri önemli. Seçime, AKP bütün zırhlarını kuşanarak giriyor. İçeride büyük kavgalar var, bu biliniyor. Sadece yerelle başlayan ama arkasından Cumhurbaşkanlığı ve 2015 Genel Seçimi ile sürecek maratondaki post kavgası sanıldığından da büyük. Dış dünya, özellikle ABD, RTE’den soğumuş durumda ve RTE’siz bir alternatifin beyin fırtınaları durmaksızın yapılıyor. Bu konuda, TÜSİAD gibi geleneksel egemen çevrelerin yanında ‘Nurjuvazi’yi, yani yeni yetme burjuvaziyi müttefik olarak bulursanız, şaşırmayın. İklim, rüzgar birkaç yıldır AKP’den yana değil. Düşüş başladı. Gezi direnişi, inişi hızlandıran en önemli dinamik ve kırılma. Bunun yanında ekonomide balayı bitti. Bol kepçe yabancı kaynağın girişi duruyor, oluşan kamburla, manevra alanı iyice daralmış durumda. RTE’nin Gezi ile birlikte dış imajı yerle bir oldu.

GEZİ BİLEŞENLERİ

Bütün bu dezavantajlı durumuna karşın, AKP’yi yerel seçimlerde alt edebilmenin yolu, CHP’nin Kürt siyaseti ve sokak muhalefeti ile işbirliğinden geçiyor. Lamı cimi yok, hayat Türkiye’yi böyle bir yere getirmiş bulunuyor. Gezi direnişi sırasında hayatın bir araya getirdiği bu üçlü bileşenin yerel seçimlerde, Gezi deneyimi yaşanmamış gibi davranmalarından daha büyük bir yanlış olamaz! Ama ne yazık ki, bu iki bileşenden ne CHP, ne de BDP yerel seçimlerde, hiç olmasa bazı bölge ve illerde ittifak, dayanışma, ortak aday vb. konularında bir arayış, bir çaba içinde!

Hâlâ anlaşılmamış olamaz; Türkiye’de halkın önemli bir kısmı, Gezi sürecinden etkilendi ve oradan yükselen direniş ruhunu, yenilenmeyi, umudu sürdürecek bir şeyler yapıyor; susmuyor, direniyor ve yeni mevziler istiyor. Orada hiçbir zaman bir araya gelemeyen sosyalist, Kemalist, Türk-Kürt özgürlükçüsü bileşenler, bu sınavın ardından yeni kazanımlar bekliyor. Yerel seçimlerde bu kesimleri temsil eden aktörler arasında bir dayanışma yerine çekişme yaşanması, Gezi’deki kazanımlara yazık eder.

İSTANBUL

Yerel seçimlerde İstanbul, kritik bir önemde. AKP’nin İstanbul’da alacağı bir yenilgi, devrilmesinde en önemli etken olacaktır. Bunu herkes biliyor. CHP, Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu 2009 yerel seçimlerinde bile az farkla kaybetti seçimi. Kürt siyaseti ile bir yakınlaşma söz konusu olsaydı, o seçimleri CHP’nin alması işten bile olmazdı. Peki bugün? Bugün, tüm Türkiye’de olduğu gibi, İstanbul’da da ‘Gezi Ruhu’na hiç uymayan bir süreç yaşanıyor, yerel seçimlerle ilgili olarak. CHP, aylardır abesle iştigal etmektedir. Medyadaki bazı kalemler Sarıgül’ün adaylığının mutlak zafer getireceğine adeta kefil olmuşlardır. Sarıgül isminde Gezi ile ilgili ortak ne bulursunuz ? Sarıgül, Türkiye’de demokratikleşmede nasıl bir başarı öyküsüne sahiptir Şili Belediyesi’ndeki, bundan sonrasına vekalet verilsin? Sarıgül ‘tehdidi’ne karşı CHP’den yükselen Gürsel Tekin ismi, Gezi’nin beklentilerine ne kadar uygundur, tartışılır.

CHP, Kürt siyasetinin ve sosyalistlerin de destek vereceği bir aday çıkarmakta neden bu kadar kısır kalmaktadır ? Üç bileşenin üzerinde mutabık kalacağı bir aday, hatta bir ‘kadın aday’ için neden bir çaba yoktur? CHP için söylenenlerin aynını Kürt siyaseti için de söylemek gerek. BDP ve HDK, tek başlarına İstanbul’da başarılı olamayacaklarını bile bile, içe kapanık bir seçim sürecine kapılmış izlenimi veriyorlar. Sosyalistler, sokak siyasetinde Gezi’de gösterdiği hüneri, inisiyatifi bu bahiste gösteremez haldedir.

AKP’nin kafası hâlâ Gezi sürecinde. Gezi’ye ait mahkeme dosyalarına taraf olarak katılmak, oradan mağduriyet uydurup yıldırma, sindirme peşindeler. Polise, ‘hakim-savcı’ yetkisi verip keyfi gözaltılarla sindirme peşindeler.

Tarih, önemli bir kavşağa taşımış bulunuyor hepimizi… Gezi Direnişi ile yükselen dalgayı, yerel seçimlerde somut bir kazanıma dönüştüremezse anti-faşistler, demokratlar, sosyalistler, yurtseverler; tarih önünde büyük bir vebal altında kalırlar. Bu sorumluluk içinde, yerel yönetim sürecini ‘Gezi Süreci’nin devamı biçiminde algılayıp ilerletmek gerekiyor.

Bütün mümkünlerin kıyısında ; Çatalhöyük’ten Anarres’e, oradan Taksim’e

“…
ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun
biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sor
ma
birini sorma gün gelir ben söylerim
daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim bu kırgın karanlığı bir ışıtalım ilkin
yeniden şehirler kuralım şimdikilerine benze
yen
baştan başlayalım susamlara ekmeklere denizaşırılarına
sevmelere

—————————————————————————————————————————————————————-

KOMUTAN GİAP YAŞAMINI YİTİRDİ

 

(Fotoğraf alıntıdır. http://zete.com/galeri/giap-bu-ugurlamayi-hak-etmisti/)

(Fotoğraf alıntıdır. http://zete.com/galeri/giap-bu-ugurlamayi-hak-etmisti/)

Vietman’ın efsane komutanı General Vo Nguyen Giap, sosyalist devrimler ve sömürgecilik karşıtı mücadele tarihinin önemli kişiliklerinden biri idi.

General Giap, ilkin Fransız işgal ve sömürgeciliğine (1946 –1954) sonrasında da Amerikan işgal ve sömürgeciliğine (1960 – 1975) karşı ordu komutanlığı görevini yaptı. 1911 doğumlu olan Giap, çok erken yaşlarda sömürgecilik karşıtı hareketlerde yer almış ve 1939 yılında komünist harekete katılmıştır.

Giap, komünist harekete katılana kadar bir askeri eğitim almamıştı. Tarih ve felsefe eğitimi yaptığı biliniyor. Fakat yürüttüğü ordu komutanlıkları görevindeki başarıları ile üstün bir strateji uzmanı olduğunu kanıtlamıştır.

1954 yılında Fransız işgalcilerine karşı Diên Biên Phu Savaşı’nda zafere ulaşan ordunun komutanı Giap’dı. Yine, 1960’larda Güney Vietnam’daki Amerikan işgali esnasında ise, ‘Ho Chi Minh Yolu’ adı verilen ve kuzeyden güneye doğru ormanlardan inen ve binlerce kilometrelik devasa bir lojistik hatlarını devreye soktu. İnsan gücüne dayanan bu lojistik hattı sayesinde Vietnam gerillası, Amerikan ordusunun savunma pozisyonlarını devre dışı bırakmayı başarmıştı. Balta girmemiş Vietnam ormanları içerisinde bir labirent şeklinde uzanan ve bir çok koldan güneye doğru akan bu lojistik hat, Vietnam Savaşı’nın kazanılmasında önemli bir rol oynamıştı.

Vietnam’da işgalci Amerikan güçlerine komuta eden General William Westmoreland yenilgiye uğradığı General Giap için şöyle diyor; “1969 başı itibariyle kendi ifadesine göre yarım milyon kadar asker kaybetmişti. İnsan hayatını böylesine hiçe sayan biri ciddi bir hasım olabilir ama askeri deha olamaz. Amerikalı bir komutan bu kadar adam kaybetse ancak birkaç hafta koltuğunda kalabilir.” Amerikalı komutana göre milyonlarca insanın ölümünde işgalcilerin hiç sorumluluğu yoktu.

Oysa bu savaşta yer almış ve yaralanmış birçok Amerikan askeri ise Giap’ı “ülkesine alçakgönüllü ve kahramanca hizmet eden bir yurtsever” olarak görmektedir.

 

 

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir