Gezi Parkı Direnişi Sonrası Ankara’da tutuklanan Murat Bozkurt Arkadaş ile Röportaj

Odak Dergisi- 08/08/2013

ODAK: Gezi Parkı direnişini Ankara’da yaşadınız. Odak olarak siz de bu direnişin içerisinde bulundunuz. Bize biraz direniş sürecini ve sonrasındaki tutuklanma sürecinizi anlatabilir misin?

IMG_20130802_221220Murat Bozkurt: Hepinizin bildiği gibi İstanbul Gezi Parkı’nda barışçıl bir şekilde başlayan eyleme polisin vahşi müdahalesi sonucu eylem ülke çapında bir direnişe dönüştü. Bu halk hareketinin temel nedeni mevcut iktidarın 10 yıl boyunca halka dayattığı faşist uygulamalardır. İnsanların yaşam tarzlarına dahi müdahale etme hakkını kendisinde bulabilen AKP hükümeti bu uygulamalar ile halkın kin ve öfkesini kazanmayı başardı. İşte gezi parkı ile başlayıp ülke çapında bir direnişe dönüşen bu halk hareketi kin ve öfkesinin patlamasıydı. Bu direnişte halkın her kesiminden insan farklı ve kendisini ilgilendiren sorunlara bir tepki olarak meydanlara indi ve tepkiler tek bir talepte birleşti; Hükümet istifa. Elbette bizler de oluşan bu halk hareketi içerisinde yerlerimizi aldık. Oluşan bu halk hareketi elbette ki egemenleri korkuttu ve bunun sonucunda kendilerinden beklediğimiz gibi saldırıya geçtiler. Bu saldırıların ilk hedefi elbette ki halkın en ileri kesimi olan devrimcilerdi. İktidar göstermelik operasyonlarla devrimci ve demokrat insanları düzmece, içeriksiz fezlekelerle gözaltına aldı; aynı hızla tutuklayarak hapishanelere gönderdi. Hukuki hiç bir dayanağı bulunmayan bu tutukların temel amacı halkı korkutup sindirmek ve gelişen halk hareketini bastırmaktı.

ODAK: Sizi hangi gerekçelerle tutukladılar? Bildiğimiz kadarıyla polis senin için “seninle de görüşeceğiz” demişti. Bir hafta sonra tutuklandın.

Murat Bozkurt: Beni tutuklama gerekçeleri terör örgütüne üye olmak, propaganda, kamu malına zarar, mala zarar, polise mukavemet, görevi yaptırmamak için direnme ve toplantı, gösteri yürüyüşlere katılmaktı. Asıl sebebi benim toplumsal olaylara duyarlı bir kişi olmamdı, örgütlü olmamdı. Daha öncede gözaltına alınmam ve davalarımın da devam etmesinden dolayı polisin beni tanımasıydı. Benden bir hafta önce tutuklanan ODAK dergisi çalışanı Gizem BAYRAM’ın ev aramasında bulunduğum sırada polisin bana ‘’ Seninle de görüşeceğiz, seni de alacağız’’ vb. tehditleri de gösteriyor ki yapılan bu operasyonlar polisin daha önce bildiği kişilerin bir listesini çıkarıp gözaltına alarak hükümete yaranma çabalarından başka bir şey değildir. Hem bizleri hem de bizler üzerinden halkı sindirme politikalarına hizmet eden hareketlerdir. Polisin bu tehditleri yeni karşılaştığımız bir şey değildir. Daha önce birçok arkadaşımız gibi şuan hala Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde bulunan Gizem BAYRAM’ında ailesini aramış tehditlerde bulunmuşlardı.

ODAK: Gözaltı sürecinden bahsedebilir misin? Siz içerideyken arkadaşların sizlere sahip çıkmaya çalışıyordu.

Murat Bozkurt: Gözaltına alındıktan sonra ilk 24 saat avukatlarımızla görüşmemiz engellendi. Biz hemen açlık grevine başladık. Ayrıca bu süre içerisinde yakınlarımızın getirdiği su ve şekerler de bizlere verilmedi. Poliste herhangi bir ifade vermedik. Gözaltı sürecinden sonra mahkemeye getirilirken arkadaşları adliye önünde gördüm ilk olarak. Hepsi coşkulu ve heyecanlı görünüyordu. Arkadaşlarımızı orada görmek tabii ki bizleri de heyecanlandırdı ve bizlerin direnişini de perçinledi. 24 saat süren mahkeme sürecinden sonra tutuklandık. Bu süre zarfında adliye önünde bekleyen arkadaşlarımızın yaptığı etkinlikleri avukatlardan öğreniyorduk. Adliyeye çıkartılırken arkadaşlarımızı aynı coşku ve heyecan içerisinde gördük ve onları sloganlarımızla selamladık. Hapishanede ise dışarıda oluşan dayanışmadan haberler alıyorduk. Bu haberlerde bizleri hem sevindiriyor hem de bizlere direnç aşılıyordu.

ODAK: Sanırım devletin son yıllarda kısa süreli tutuklamalara ve operasyonlara yıldırma amaçlı başvurduğu görülüyor. Bizim de üzerimize defalarca operasyonlar ile gelmeye çalıştılar. Senin için ne diyebiliriz?

Murat Bozkurt: Sizin de söylediğiniz gibi bu tutuklamalar tamamen yıldırma amaçlı yapılıyordu. Egemenler kendisine karşı zararlı gördüğü kurum ve kişileri baskı altına tutarak yaşayacağı sonun süresini uzatmaya çalışıyor. Bizler her zaman attığımız sloganı şimdide atıyoruz ‘’ Baskılar bizi yıldıramaz!’’

ODAK: Son olarak söylemek istediğin şeyler var mı?

Murat Bozkurt: Türkiye tarihi boyunca örneğine pek rastlamadığımız bir halk hareketini hep beraber yaşadık. Özellikle bizlerin bahsettiği dayanışma örneklerine tanık olduk. Bu süreçten sonra bizlere düşen görev bu direnişi ve dayanışmayı örgütleyerek hedeflerimize yürümektir. Röportaj için teşekkür ederim.

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir