Göteborg’da Devrim Şehitleri Anması ve Referandum Üzerine Tartışma Toplantısı

goteborg_anma_foto_2

Göteborg’da Devrim Şehitleri Anması ve Referandum Üzerine Tartışma Toplantısı


Göteborg Eğitim ve Dayanışma Derneği olarak, 28 Ocak 2016 Cumartesi günü, bir anma toplantısı gerçekleştirdik. Aynı toplantıda Erdoğan’ın Başkanlık dayatması gündemi üzerine de tartıştık.
Programımız, 12 Eylül 1980 darbesine karşı direniş hazırlıkları içinde gerçekleştirdikleri eylem sırasında hayatlarını kaybeden Metin Ali Toraman ve Ali Aktürk ile onlardan 2 yıl sonra idam edilen Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz şahsında yitirdiğimiz devrimci önderlerimizin anılması ile başladı. 28 Ocak, aynı zamanda Türkiye devrimci hareketinin önderi Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve 13 yoldaşının da Karadeniz’de boğularak katledildikleri gündü.
Salonda Ömer Yazgan’ların yanı sıra, Cemalettin Yalçın, Müslüm Çakıcı, Şükrü Erşan gibi devrimci arkadaşlarımızın; IŞİD’e karşı savaşta yaşamını yitiren Doğan Kırefe (Muzaffer Kandemir), geçtiğimiz günlerde polislerce katledilen Bilgehan Karpat’ın; Che, Fidel, İsveç solundan Anton Nilsson, August Palm gibi devrimcilerin fotoğrafları da asılıydı.

Seda Şanlıer arkadaşın sunduğu ve yönettiği etkinlik İsveççe ve Türkçe olmak üzere iki dilden birlikte yapıldı. Saygı duruşu ile başlayan etkinlikte ilk sözü Eğitim ve Dayanışma Derneği başkanı Sevgi Güneş aldı. Sevgi Güneş, derneği tanıttı, derneğin amaçları ve önümüzdeki süreçte yapmayı planladıkları üzerinde konuştu. Sevgi Güneş, Eğitim ve Dayanışma Derneği’nin çocuklar, gençler ve kadınları ön plana çıkartacağını vurguladı ve Türkiyelilerle ve diğer milliyetlerden insanlarla ortak çalışmalar yaparak Avrupa’da dayanışmacı ilişkiler geliştirerek yalnızlaşmanın beraberinde getirdiği sorunların önüne geçebilir ve hayatı güzelleştirebiliriz, dedi. Sonra Ömer Yazgan’ların mücadele arkadaşı ve Eğitim ve Dayanışma Hareketi Koordinatöru Hamza Yalçın davet edildi.

goteborg_anma_foto_3
Yalçın’ın Türkçe yaptığı konuşması, aynı anda sahneye yansıtılan İsveççe metin ve fotoğraflarla desteklenmişti. Yalçın, konuşmasında liderliğini yaptığı Cemalettinlerin ve Ömerlerin grubunun dünden bugüne nasıl geliştiğini anlattı ve mücadele kararlılığına vurgu yaptı.

Sonra Odak Dergisi web koordinatörü Aysen Furhoff söz aldı aldı. Furhoff’un konuşması da aynı anda fotoğraf ve grafiklerle sahneye yansıtılan bir görselle desteklenmişti. Aysen Furhoff referandum kararının hangi süreçlerden geçerek gündeme geldiğini, mecliste nasıl oylandığını ve referandumun hangi koşullarda yapılacağını anlattıktan sonra referandum sürecinde ”Hayır” oyu vermenin, insanları etkileyecek çalışmalar yapabilmenin önemine değindi.

Furhoff’un ardından sözü Komünist Partisi adına August Eliasson aldı. İsveç Komünist Partisi ve Proletären gazetesinin temsilcisi August Eliasson yaptığı konuşmada Erdoğan’ın yaptıklarının ABD’nin ve hatta İsveç’in rolü olmaksızın anlaşılamayacağını vurguladı. Afganistan, Suriye, Yemen ve Libya’daki Amerikan varlığını görmeksizin, Amerika’nın IŞİD’i var eden müdehalelerini görmeksizin yapabileceğimiz pek bir şey yok, diyen Eliasson, NATO’ye karşı kampanya yürüttükleri ve bu süreçte, referanduma konusunda çalışmayı ortaklaştırmanın mümkün olduğunu belirtti. Eliasson‘un ardından sözü Vänsterpartiet adına Mikael Wallgren aldı. Wallgren konuşmasında, Türkiye’deki süreci, buradaki kamuoyuna anlatmak noktasında da çaba sarf edebileceklerini sözlerine ekledi.

Daha sonra Barış Onay arkadaşımız gelerek Mustafa Suphiler üzerine Osman Ağaoğlu’nun bir şiirini okudu.

Ardından şu sorular etrafındaki tartışma başladı: “1. Anayasa değişikliği hakkında ne düşünüyorsunuz ve neler söyleyebilirsiniz? 2.İsveç’te referandum sürecinde neler yapabiliriz? Erdoğan diktatörlüğüne karşı nasıl bir ortak mücadele yaratabiliriz?” Tartışma boyunca sorular Türkçe ve İsveççe olarak sahneye yansıtıldı. Sorulara hararetli yanıtlar verildi. Söz alan katılımcılar fikirlerini ve önerilerini ifade ederken, konuşmalar aynı anda İsveççeden Türkçeye veya Türkçeden İsveççeye çevrildi.

anma_goteborg_foto_1
Komünist Parti’nin ve Vänsterpartiet’in (Sol Parti) temsilcileri de tartışmalara aktif olarak katıldılar. Konuşmalar iki arkadaşımız tarafından İsveççeye ve Türkçeye çevrildi.

Verilen aranın ardından, ikinci bölümde “İsveç’te referandum sürecinde neler yapabiliriz? Erdoğan diktatörlüğüne karşı nasıl bir ortak mücadele yaratabiliriz?” sorusu tartışıldı. Genel olarak ifade edilenler arasında, ev ev gezerek, insanlara ulaşmanın yanı sıra, internet, radyo ve basının diğer araçlarını kullanabilmek gündeme getirildi. Azeri dostlarımız söz aldıklarında, ülkelerinde benzer bir süreç yaşandığını ve yapılan anayasa değişiklikleri ile mevcut iktidarın çok daha fazla güç elde ettiğini ve rejimin artık katı bir tek adam diktasına dönüştüğünü anlattılar. Birlikte mücadele edebilmek gerektiğini vurgulayan dostlarımız arasında siyasi sebeplerle İsveç’e iltica edenler de vardı.
Yine Türkiye’den yeni gelen ve benzer sebeplerle siyasi sığınmacı konumunda olan arkadaşlarımız, Erdoğan yönetimine karşı yürütülen mücadelenin bir parçası oldukları için cezalandırıldıklarını ve bugün bu sebeplerle İsveç’te olduklarını söylediler. Ortak bir ”Hayır Cephesi” kurulması çağrısı yapan arkadaşlarımız, bunun için daha sık bir araya gelme önerisinde bulundu.
Kadın katılımcılardan bazıları, çocuklara ve gençlere iyi bir gelecek bırakmak niyeti taşıyorsak zaman evde oturma zamanı değildir, dedi. Gerekirse sokak sokak gezerek derdimizi anlatmalıyız diyen arkadaşımıza diğer kadın izleyiciler de destek verdiler. Toplantıya katılan HDP ilçe başkanı da söz aldı ve HDP’nin kesinlikle HAYIR kampanyası içinde olacağını belirtti. Devrimci Aleviler Birliği adına bir arkadaş da söz alarak İsveç soluna ortak bir platform oluşturmayı önerdi.

Oturumun sonunda, önümüzdeki süreçte referandum ve başkanlık tartışmaları konularında yeniden bir araya gelmek ve beraberce yapalabileceklerimizi netleştirmek üzere sözleşildi.

Programın ardından Göteborg Eğitim ve Dayanışma Derneği çalışanları olarak bir araya geldik ve bir değerlendirme toplantısı yaptık. Toplantıda etkinliğe nasıl hazırlandığımızı, nerelerde eksik kaldığımızı konuştuk. Bir sonraki etkinliğe daha iyi hazırlanabilmek için özellikle nelere dikkat etmemiz gerekir diye düşündük.

Etkinliğimize hazırlanırken bir ekip olarak davrandık. Birbirimizle sürekli ve yoğun bağ içinde olmamız hem görüş açıklığı sağladı hem de yüksek bir enerji yarattı. Sokaklara afiş asmak, internet olanaklarını kullanmak ve kahve ve derneklerde konuşmalar yapmak gibi yöntemler kullandık. İnsanlarla yüz yüze görüşme, sosyal medya ve telefon gibi araçlarla bağ kurduk. Bir etkinlik sayfası da yaptık.
Özellikle kadın arkadaşlar sadece erkeklerin geldiği kahve tarzı derneklere de üst üste giderek duyuru yaptılar. Direnişçi kadınların bu çabalarıyla “Göteborg’da Türkiye devrimci hareketi var” düşüncesi oluşturulabildiğimize inanıyoruz.
Duyuru afişlerimizi kentin, özellikle göçmen kesimin buluşup toplandığı bölgelerine asmıştık. Yaptığımız değerlendirme toplantısında öğrendik ki, afişlerimizi yalnızca tepki değil sempati de yaratmış. Bazı dostlarımız da faaliyetlerimizi görmüşler ve Türkiye’deki arkadaşlarımızı arayarak bize nasıl ulaşabileceklerini sormuşlar.
Bu durum bize etkinliklere hazırlanırken sokak afişi asabilmenin yarattığı etkiyi bir kez daha değerlendirme fırsatı verdi.
Etkinlik çalışmasında yüzyüze görüşmenin telefon ve internet gibi araçlardan daha etkili olduğunu gözledik.
Yaptığımız değerlendirme toplantısı, gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin İsveç sol kesimlerine ulaşmaktaki başarımızı görmemize de yardımcı oldu. Bazı kesimlerin bizi Türkiyeli kesimlerden soyutlamak için etkinliğimizin Kürt derneğinde yapılacağı haberi yaymış olduklarını da öğrendik. Kürt derneğinden arkadaşlar yoğun toplantı içinde oldukları için etkinliğimize katılamayacaklardı. Türkleri bizden uzaklaştırmaya çalışan söylentiler etkinliğimize katılımı düşürmek amaçlıydı. Gene de 40 etkinliğe civarında bir katılım gerçekleşti ve tartışma için zaman yetmedi.

Etkinlikte kuşkusuz çok eksikliğimiz oldu ve hala var. Toplantıda gösterilmek üzere hazırladığımız dia gösterisini, yeterince derli-toplu olmadığı nedeniyle, son gece iptal etme kararı almıştık. Orada idam edilen devrimciler, Hareketimizin önderleri Mustafa Suphi ve on beşler, Mihri Belli, Kıvılcımlı, Hüseyin İnan, Mahir, Deniz, İbrahim, Mazlum Doğan, Kemal Pir, Roza Lüksemburg gibi devrimciler ve oligarşinin katliamları yer alıyordu. Duvara asılan resimler, dia gösterisinin iptal edilmesinden habersiz yapıldığı için Mustafa Suphi ve arkadaşları bile duvar resimleri arasında yoktu.
Duruma katılımıcı dostlarımızda birinin işaret etmesi sayesinde eksikliği gidermeye çalıştık. Çalışmalardaki en önemli eksiklik ise insanlara kesintisiz, koordineli ve güçlü çabalarla gitme ve onlarla yoğun bir şekilde ilgilenme hususudur. Değerlendirme toplantımızda ayrıca referandum sürecindeki çalışmamız üzerine konuştuk.

Odak/İsveç

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir