GÜZEL GÜNLERE YAKLAŞIYORUZ

Cemalettin CAN/19.06.2013

Türkiye solu bu direnişe, “Burada Kemalist sloganlar var” diye yüz çevirmedi. Her dönem baskı görmüş olan Türkiye devrimcileri “Biz çok çektik, biraz da sıradan gençler gaz yesinler ki bizi anlasınlar” diye tepeden bakıcı yaklaşmadı. Direnişe katılarak, içinden geldiği halk kesimleriyle temas kurma olanağına kavuştu. Türkiye solu direnişte genel olarak hem aktif hem de ölçülü davrandı. Eğer sol hareket kendi içinde topluma örnek oluşturabilecek bir koordinasyon kurarak direnişe yaklaşabilseydi çok büyük gelişme sağlardı. Ancak sol bunu yapamadı.

köyme taşımaOdak’ta 4 Mayıs tarihli “Süreç ve Görevlerimiz: Ya Karanlık ya da Işık” başlıklı yazımız “Türkiye kitleleri ayağa kaldırabilecek nitelikte çok hızlı değişikliklerden geçiyor” cümlesiyle başlıyor ve “Türkiye solu bu süreçte birlik olarak inisiyatif almadığı sürece gidiş dincilik ve milliyetçilik yönünde gelişecektir. Solda birlik yolunda adımlar atabilmek için Hareketimizi bir an önce etkin bir konuma getirmeliyiz.” diye devam ediyordu.

Aynı ayın sonunda kitleler beklemedik bir güç ve kararlılıkla ayağa kalktı. Biz de bu kadar büyük bir kitlesel hareket beklemiyorduk. Taksim Gezi Parkı’nın yıkılması, ağaçların sökülmesi direnişin gerekçesiydi. İktidar ”Gezi Parkı kalsın, burası Erdoğan’ın hısım ve yandaşlarına peşkeş çekilmesin halka kalsın”, diyen barışçı eylemcilere şiddetle saldırdı. Saldırı ateşe benzin işlevi gördü ve çok değişik kesimlerden kitleler sözleşmişler gibi eyleme geçtiler. Sanatçılar ve aydınlar protestocu eylemcileri desteklediler.
Kitle eylemleri AKP iktidarı içindeki çelişkileri azdırdı. Başbakan asla ödün verilmeyeceğini belirtirken Cumhurbaşkanı Gül, Gülen Cemaati ve Arınç polisin şiddetinin aşırı olduğunu itiraf etmeyi tercih ettiler ve meseleyi eylemcilerle görüşerek halletmek istediklerini belirttiler. Partisinin nasıl bölünmekte olduğunu gören Erdoğan dayattı ve mitingler düzenledi. Bir yandan da direnişe karşı saldırıya hazırlandı.

Erdoğan’ın mitinglerde yürüttüğü çizgi kitleleri din temelinde karşı karşıya getirerek ülkemizi iç savaşa götürebilecek bir çizgidir. Başbakan o mitinglerde türbanlıların tekmelendikleri, eylemcilerin camide içki içtikleri, seks yaptıkları gibi yalanlarla kitleleri birbirine karşı kışkırtan aşırı din istismarcısı bir çizgi izledi. Oysa Gezi Parkı’na saldıran polisin ilk yaptığı iş orada Anti- Kapitalist Müslümanların mescidini yıkmak olmuştu. Onların kıldıkları namaza ”sözde namaz” adını taktılar. Polis direnenlerin yanında yer alan başörtülülere de gaz sıktı ve saldırdı. Polis muhalefete saldırırken Erdoğan yanlısı mitinglere devlet olanaklarıyla ve din istismarıyla kitle toplanıyordu.

Erdoğan dışarıda da aynı yalanları yaydı. Yunanistan’daki demokratik güçler mitingleri desteklemesinler diye ”Bu mitinglerin arkasında askeri darbe tezgahı var, darbeciler Yunanistan’a savaş açacak” yalanları uydurdular. İsveç’in en muteber basınında da Erdoğan’ı demokrat gösteren hükümet yanlısı yazılar çıktı. Fakat kitle eylemi devam edince  Avrupa tutumlar değiştirdi ve Erdoğan’ı uyguladığı şiddetten dolayı kınadı.

Bu iş burada bitmez

Erdoğan ekonomide sıkıştı. Cari açık 74 milyar dolar, dış borç 300 milyar dolar, dolar yükseliyor, benzin fiyatları artıyor. ABD hükümetin arkasında duruyor ama Avrupa ile ilişkiler eskisi gibi güçlü değil. İran, Irak ve Suriye ilişkileri zaten bozuk. Rusya ile eski hava yok. Erdoğan düştüğü anda sırtına ne hançerler yiyeceğini iyi biliyor. Çünkü kendisi Hocası Erbakan’ı en kötü döneminde sırtından hançerlemişti.

Erdoğan direnişe karşı o yüzden sert davrandı. Bastırmazsa partisi bölünecek. Öyle saldırmalı ki sadece direnişçiler değil herkes korksun. Gezi Dayanışmasının Erdoğan’la yapılan görüşmenin ardından toplanıp direnişe devam kararı alması aslında bir uzlaşma adımıydı. Gezi Parkı’ndaki çadırlar teke indirilecek ve oradaki direniş sembolik hale gelecekti. Direnişe devam kararının anlamı ise hükümeti izlemek ve demokratik haklarına sahip çıkmaktan ibaretti.

Ancak hükümet saldırı için bahane arıyordu. Başbakan Gezi Parkı Dayanışmasından temsilcilerle zaten istemeyerek görüşmüş ve görüşmede “Kim oluyorsunuz da akıl öğretiyorsunuz” yolunda bilindik saldırgan tutumlara girmişti. Hükümet bir yandan polisi ve askeriyle çocuk ayrımı yapmadan yoğun gaz ve su saldırısına geçti. Aynı gün devlet olanaklarıyla Kazlıçeşme’de hükümet yanlısı gösteri yapıldı.

Bu direniş devam edecektir. Biriken iç ve dış çelişkilerin ürünü olarak alttan gelen harekete, kitlelerin tepkilerine ve eylemlerine dayanan direniş çok farklı kesimleri birleştirmeyi başardı. Özellikle Türk ve Kürt milliyetçilerinin bir çatışması direnişe ağır zararlar verirdi. Her iki taraf da baştan itibaren birbirini suçlayan tutumlara girdiler. Türkiye solu her seferinde araya girdi ve tarafları yatıştırdı. Bu önemli bir başarıdır.

Direnişin en önemli ayırt edici yanlarından biri onun dinsel, mezhepsel bir temelde gelişmemiş olmasıdır. Fakat iktidar egemen mezhebi direnişin karşısına geçirmeye çalıştı. Mısır dincileri Erdoğan’ı destekleyen fetvalar verdiler. Hükümet mitinglerine kitleler dinsel mesajlarla çağrıldılar.

Kazananlar kaybedenler

Erdoğan ve MHP bu direnişten en çok kaybedenler oldu. MHP Erdoğan’ın düştüğü her büyük zorlukta olduğu gibi karşısındaymış gibi yaparak aslında Erdoğan’ın yanında yer aldı. Bu yüzden de yıprandı.

Cemaat bu direnişin ürünlerini derledi. Cemaat polise ve bürokrasiye hakim olması sayesinde Erdoğan’ı zor durumlara düşürdü ve onun gücünü kesti. Direnişte CHP büyük başarı sağladı. AKP ile BDP, barış sürecini CHP’nin tasfiyesine dönüştürmek için CHP’yi kurt kapanına almışlardı. “CHP barışa karşı, kanla besleniyor, tarihi faşist tarih” gibi söylemler yükselirken Gezi Direnişi imdada yetişti. CHP direnişe destek verdi. Bunu da genellikle kaba propagandayla dayanmayarak yaptı.

BDP direnişte ikili oynadı. Kürt ulusal hareketi bir yandan AKP ile barış sürecinin bozulmasını istemiyordu. Diğer yandan da mevcut barış sürecine güvenemezdi. BDP tabanından çok insanın gönlü direnişten yanayken BDP, güçlü olduğu Kürt illerinde direnişe katılımı engelledi. İstanbul’da yapılan katılım ise direnişle empatiyi, onunla yakınlaşmayı değil bir yandan oradan parsa toplamayı amaçlayan diğer yandan da faşistlerin “Burayı PKK yönetiyor” dedikodularına malzeme sağlayan tarzda oldu. Dolayısıyla katılım kaba propagandaya dayanan ve aslında köstekleyici bir katılımdı.

Türkiye solu bu direnişe, “Burada Kemalist sloganlar var” diye yüz çevirmedi. Her dönem baskı görmüş olan Türkiye devrimcileri “Biz çok çektik, biraz da sıradan gençler gaz yesinler ki bizi anlasınlar” diye tepeden bakıcı yaklaşmadı. Direnişe katılarak, içinden geldiği halk kesimleriyle temas kurma olanağına kavuştu. Türkiye solu direnişte genel olarak hem aktif hem de ölçülü davrandı. Eğer sol hareket kendi içinde topluma örnek oluşturabilecek bir koordinasyon kurarak direnişe yaklaşabilseydi çok büyük gelişme sağlardı. Ancak sol bunu yapamadı.

Görüşlerimizle doğru pratiğimizle yanlış yerdeyiz

Yukarıda belirttiğimiz gibi direnişin arifesinde yaptığımız tespitlerimiz hayat tarafından doğrulandı. Kitleler ülkenin her yanından ayağa kalktılar fakat sol bu sürece inisiyatifli katılamadığı için dalgayı yükseltemedi. Biz Eğitim ve Dayanışma Hareketi bir Direniş Hareketidir, diyoruz. İşte Direniş bunun pratiği oldu. Farklı görüşler direniş içerisinde birbirini anlama çabası, karşılıklı saygı, sempati ve empati temelinde bir arada olabilmeyi başardılar. Direniş orada kalmayıp başarıyı halk platformları oluşturmaya götürdü. (http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/gezi-direnisi-bugununu-yarinini-parklarda-konusuyor-h37029.html). Eğitim ve Dayanışma Hareketi düşüncemiz ve Taksim direnişine yaklaşımlarımız ve öngörülerimiz bu gelişmelerle örtüşmektedir.
Bulunduğumuz her yerde direnişe katıldık. Yurt dışında direnişle aktif dayanışma içinde inisiyatifli olduk. Direnişin hemen ardından sol güçler içinde koordinasyon oluşturma önerimiz, direnişi yerellerde halk örgütlenmelerine dönüştürme önerimiz de doğruydu. Yani teorimizle ve bir kısım pratiğimizle doğrulandık. Ama temel yaklaşımlarımızı hayata geçiremediğimiz için yanlış durumdayız. Kendi saptamalarımız doğrultusunda sol gruplarla ilişki bile kuramadık.Merkezi ve aktif davranmakta çok yetersiz kaldık.

Direniş gösterdi ki Hareketimiz hala toparlanmayı başaramadı, hala örgütlülük ve nitelik sorunu yaşıyoruz. Alınan kararların uygulanması yolunda örgütlü ve inisiyatifli davranamıyoruz. Örgütlülük alanında son yıllarda hayli düzelme yaşadık ama nitelikli bir düzeye ulaşamadık. İlişkilerimiz düşünce ile eylem birliğini hayata geçirecek düzeyde değil. Ekip çalışmasında çok yetersiziz. Taraftarlarımızla nitelikli bağlar kurmakta çok eksiğiz. Direniş ortaya koydu ki içimizde bir devrimci örgütlülük kültürü geliştiremediğimiz sürece asla başarılı olamayız.

Eksikliklerimizi görebilmek çok önemlidir. Şimdi görev öncelikle örgütsel zaaflarımızla mücadele etmek. Kendi içimizde merkezi ve örgütlü davranmak. Bir devrimci hareketin sözüyle eylemi, kararlarıyla pratiği uygun olmalıdır. Aksi halde o hareket ne denli etkin olursa olsun hastadır, sağlıksızdır. Görevimiz toparlanma temelinde direnişten öğrenmektir. Farklı görüşten halk kitlelerinin direniş içinde birbiriyle anlaşabilmesi pratiğini bir kültür haline getirmeye çalışmalıyız. Teorik yaklaşımlarımız bize bu konuda büyük olanak sağlıyor. Direnişin devamı olarak yerellerde gelişen forumlara ve platformlara aktif katılmalıyız. Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin diyalog kavramı bu platformlara çok uygun düşüyor. Platformlar bir Eğitim ve Dayanışma Kurultayına gidecek potansiyel taşıyor.
Marks’ın Kapital adlı eserini birlikte okuyup tartışma, Eğitim ve Dayanışma Kurultayı ve alternatif öğrenci yurdu düşüncelerimize ulaşmak için şimdi daha elverişli olanaklara sahibiz. Kitleler canlı. Ülkemizde çok güzel bir hava var. Şimdi örgütlü bir şekilde insanlara gitme zamanıdır.

duran-adamKendi içimizde devrimci yenilenmeye dayanan ilişkiler geliştirerek solda birliğin önünü açabiliriz. Böylece devrimci güçlerle birlikte solun kaderini değiştirebiliriz. Günümüz koşullarında en büyük devrim işte budur.

, , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir