Halklarımıza

19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleştirilen “hayata dönüş” adlı operasyonla açılan, hücre esasına göre yapılmış olan F Tipi Hapishanelerin açılmasıyla birlikte, tredman uygulamaları infaz rejiminin esasını oluşturmaya başladı. Devrimci tutsakları ve genel olarak mahpusları iyileştirilmesi gereken hastalar olarak gören ve “ya iyileştirmek ya da toplumdan tecrit etmek, olmadığı yerde yok etmek” anlayışına dayanan tredman uygulamaları nedeniyle bugün hapishaneler sorunlar yumağı haline getirilmiştir. İnsana ve insanlığa aykırı olan bu anlayışla dayatılan yaptırımlar nedeniyle 2000 yılından günümüze yüzlerce insan hapishanelerde yaşamını yitirdi, sakat kaldı, ruh sağlığı bozuldu. Bu sorun her geçen gün daha da katmerlenerek çoğalmaktadır.

– Tecrit sistemine dayanan, bir ve üç kişilik hücrelerden oluşan F tipi hapishanelerde, tutuklu-hükümlü ayrımı gerçekleştirilmiştir. 13.03.2009 tarihinde hükümlü tutsaklar istekleri dışında kaldıkları hücrelerden zorla alınarak başka hücrelere götürülmüştür. Bu şekilde mevcut tecrit sistemi daha da ağırlaştırılacaktır.

– Hastalanan, tutuklu-hükümlü olduğu nedeniyle tedavisini gerçekleştiremeyen tutsaklar, tedavileri için tahliye edilmemekte, adeta ölüme terk edilmektedir. Hapishanelerde tedavileri engellendiği, tahliye edilip tedavi olmalarına olanak sağlanmadığı, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı nedeniyle 2008 yılı içinde 45 tutuklu-hükümlü yaşamını yitirmiştir.

– Tutsakların ailelerine yakın olan illerdeki hapishanelere sevk talebi vs. gibi nedenlerle başvuruları reddedilirken, istekleri ve iradeleri dışında zorla farklı hapishanelere sürgün sevkleri gerçekleştirilmektedir. Ailelerinin bulunduğu şehirden yüzlerce kilometre uzağa sürgün edilen tutsakların ziyaret hakları bu şekilde gasp edilmekte, yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır.

– Dilekçelerin yerine ulaştırılmaması/kaybedilmesinden, tedavilerin engellenmesine, zorla sürgün sevklerden tutuklu-hükümlü ayrımına, ziyaret/görüşlerin keyfi olarak engellenmesinden, mektupların imha/kaybedilmesine her hakkın bir dayatmaya tabi tutulmasından, keyfi olarak verilen disiplin cezalarına kadar istisnasız her gün mutlaka keyfi uygulama, dayatma ve baskılarla karşılaşmaktayız. Bu baskılarla her söylenene itirazsız itaat eden, otoriteye koşulsuz boyun eğen, kimliksiz, kişiliksiz mahkumlar haline getirilmemiz amaçlanmaktadır. Kimliğimizi, kişiliğimizi, düşüncelerimizi sahiplenmemiz, korumamız ve otoritenin keyfi yaptırım ve baskılarına koşulsuz boyun eğmememiz karşısında tüm bu baskılar çok daha sert bir biçimde hayata geçirilmektedir.

– İlgili mahkemeler tarafından hakkında herhangi bir toplatma kararı verilmeyen onlarca yayın için “Eğitim kurulları” sakıncalı kararı vermekte, tutsakların bu yayınları okuması keyfi bir biçimde engellenmektedir.

– Tüm bu uygulamalara ek olarak son süreçte ağırlık kazanan bir uygulama da ajanlaştırma/itirafçılaştırma dayatmasıdır. Bu amaçla tutsaklara çeşitli dayatmalarda bulunulmakta, tehdit edilmekte, diğer tutsaklara karşı kullanılmaya çalışılmaktadır. Tutsakların ailelerine de aynı şekilde baskılar uygulanmakta, ziyaretlerde “damgalanmaya” çalışılmakta, tehdit edilmektedirler.

– Bu keyfi uygulama, dayatma ve baskılara karşı Erzurum hapishaneleri ve Van F tipi hapishanelerinde açlık grevleri ve farklı direnişler gerçekleştirilmektedir. Hak gasplarındaki bu durum devam ettikçe protesto ve direniş eylemlerinin yaygınlaşacağından kesinlikle şüphe duyulmamalıdır.

Tüm bu keyfi dayatma ve baskıların yanı sıra hapishanelerde meydana gelen işkence olaylarında ciddi bir artış yaşanmaktadır. Kandıra ve Kırıklar F tipi hapishanelerinde yaşanan işkence olayları basında yer aldı. Engin Çeber’e Metris hapishanesinde işkence yaparak ölümüne sebep oldukları gerekçesiyle Erzurum hapishanesine sürgün edilen gardiyanlar oradaki tutsaklara “Engin Çeber’i öldürdük, sıra sizde” dedikleri de basında yer aldı. Tutsakların yaşamlarının tehlikede olduğu şartlarda her türlü direniş yöntemine başvurmaları en doğal ve meşru haklarıdır.

Devrimci gelişmelerin önünü kesmek için F tiplerinde, genel olarak tüm hapishanelerde yaşanan saldırı, hak gaspları ve dayatmalara karşı başta demokrat ve duyarlı herkes olmak üzere tüm halkımızı duyarlı olmaya ve yaşananların takipçisi olmaya davet ediyoruz.

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi-20.03.2009

(DHKPC, Direniş Hareketi, MKP, MLKP, TİKB, TKEP/L, TKP/ML tutsakları adına Fikret Akar, Murat Karayel, Ayhan Güngör, Hasan Polat, Ertan Altun, Nurettin Temel ve Ulvi Yalçın)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir