Hapishanelerde Tecrit Uygulamaları Kaldırılsın, Yeni Ölümler İstemiyoruz

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, cezaevlerinde yaşanan hak gasplarına, tecrit uygulamalarına ve hasta tutsakların durumlarına dikkat çekmek için İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş gerçekleştirdi.

5 Şubat günü Galatasaray Lisesi önünde saat 11:00’de bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında “Hapishanelerdeki Ölümlere, Tecride, Baskılara, Yasaklara Dur Demek İçin Yürüyoruz” pankartının yanı sıra “Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın”, “Hücre Cezalarına Son”, “Haber Alma Özgürlüğü Engellenemez”, “Hapishanelerde Yeni Ölümler İstemiyoruz”, “Sohbet Hakkı Engellenemez”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz”, “Disiplin Cezalarına Son”, “Hapishanelerdeki Tecrit Kaldırılsın”, “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek”, “Cezaevlerinde Katliamlara Son”, “Ceza İnfaz Kanunu Değiştirilsin”, “F, D, L Tipi Cezaevleri Kapatılsın” dövizleri taşındı.

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri Ankara yürüyüşü ile ilgili bilgi verdi. Yoleri “Hapishanelerde yoğun bir şekilde yaşanan ve çözüm bekleyen sorunlara dikkat çekmek amacıyla İstanbul’dan Ankara’ya yürüyoruz. Bu çerçevede bu gün İstanbul’dan yola çıkarak, İzmit, Adapazarı ve Bursa’dan da geçerek 6 Şubat günü Ankara’da olacak ve TBMM önünde basın açıklaması yaparak, Adalet Bakanlığı ve Meclis’le görüşmelerde bulunacağız” dedi. Yoleri, hapishanelerde yaşanan sorunların artarak devam ettiğini, uygulanan ağır tecrit ve izolasyona ilaveten süreklilik gösteren disiplin cezaları, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının gerektiği gibi karşılanmaması gibi nedenlerle ölüm olaylarının arttığını ifade etti.

Yoleri “10 mahpusun haftada 10 saat süre ile bir arada sohbet imkanını düzenleyen ve ‘sohbet genelgesi’ olarak anılan genelge keyfi olarak uygulanmamaktadır. Hasta tutukluların tedavileri yeterli bir şekilde yapılmamaktadır. Mahpuslar aileleri ile ana dilde görüşme yapamamaktadır” dedi. Cezaevlerinde mektupların, şikayet dilekçelerinin kaybolmakta olduğunu belirten yoleri “Her vesile ile verilen disiplin cezaları  ile mahpus cezaevi içerisinde ikinci bir cezalandırma ile karşı karşıya bırakılmaktadır” dedi. Keyfi ve yasakçı uygulamaların işkence ve kötü muamalenin sürdüğünü belirten Yoleri, “Bizler; nihai olarak cezaevsiz bir toplumu savunmakla birlikte, bu gün hapishanelerde yaşanan sorunların son bulmasını, mahpuslara insani yaşam olanaklarının koşulsuz sağlanmasını istiyoruz” dedi.

Açıklamada; “İnsan Haklarıyla İnsandır”, “Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın”, “10 Saatlik Sohbet Hakkı Uygulansın”, “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek”,  “İnsan, Haklarıyla İnsandır”, “İçeride, Dışarıda Hücreleri Parçala” sloganları atıldı. Yapılan açıklamanın ardından, Saat 11:30 gibi Tepebaşı’nda bulunan TRT Binası’nın önünden otobüslere binerek, yürüyüş için planlanan güzergaha hareket edildi.

İzmit-Adapazarı-Bursa

İzmit’e ulaşan İHD üyeleri ve mahpus yakınları yaklaşık 50 kişilik bir kitle tarafından saat 13:00’te alkışlar ve sloganlar ile karşılandı. Gerçekleştirilen açıklamanın ardından Adapazarı’na hareket edildi. Adapazarı’na saat 15:00 gibi ulaşan yürüyüş kolu polis ablukası ile karşılaştı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı Adapazarı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasının bitimine doğru provokasyon yaratmak isteyen bir kişi, polis tarafından açıklama yapan İHD üyelerinin yanından uzaklaştırıldı. Sakarya’nın ardından Bursa’da da yerellerdeki destekçiler tarafından karşılanan İHD üyeleri ve mahpus yakınları 18:30’da basın açıklaması gerçekleştirildi. 5 Şubat Akşamı Bursa’da konaklayan insan hakları savunucuları, ertesi gün Ankara’ya doğru harekete geçtiler.

Ankara

Saat 13.00’te Ankara’ya ulaşan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi ve devrimci-demokrat kurumlar ve DTP’li milletvekilleri tarafından karşılandı.

Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları önünde toplanmaya başlayan insan hakları savunucuları burada yapılan açıklamanın ardından Meclis’e doğru sloganlı bir  yürüyüşün gerçekleştirdiler. Hazırlanmış raporu Adalet Bakanlığı’na ve Meclis’e sunmak üzere bir heyet Meclise gönderildi.

İHD İstanbul Şubesi’nin cezaevi sorunlarına dikkat çekmek için gerçekleştirmiş olduğu Meclis önüne doğru gerçekleştirilen yürüyüşün ardından İHD Genel Başkanı Öztürk Özdoğan basın açıklamasını okudu.

Açıklamada 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan cezaevi operasyonlarının ardından F Tipi cezaevlerine geçiş yapıldığı, tecrit uygulamasına dayalı infaz sisteminin yaygınlaşmış olduğu ve sistematik hale getirildiği ve buna karşı kamuoyunun ve Meclis’in dikkatini çekmek için bu yürüyüşün yapıldığı belirtildi.

Gerçekleştirilen yürüyüşte şu talepler dile getirildi:

“1- F tipi ve diğer yüksek cezaevleri kapatılmalıdır. Bir insanlık suçu olan tecrit ve tredman uygulamalarına son verilmelidir.

2- Cezaevlerinde işkence, onur kırıcı ve keyfi muamele ve süngerli oda olarak adlandırılan hücrelerde ağırlaştırılmış tecrit uygulamalarına son verilmelidir.

3- Ring aracında kelepçe takma, duruşmaya ve hastaneye tedavi için götürülen mahpusların doktor muayenesi sırasında kelepçelerinin çıkarılmaması, buna tepki gösteren mahpusların tedavi edilmeden geri getirilmesi biçimindeki uygulamalara son verilmelidir.

4- Hem mahpuslara hem de cezaevine ziyarete giden anne, baba, kardeş ve yakınlarına hakaret tehdit ve insan onuruna aykırı arama, uygulamalarına son verilmelidir.

5- Süreklilik gösteren disiplin cezaları ile bir işkenceye dönüşen hücre cezası, aile görüşü yaptırmama, telefon yasağı, mektup yasağı uygulamalarına son verilmelidir.

6- Cezaevlerindeki koşullar özellikle tecrit koşulları mahpusların psikolojik fiziksel ve sosyal olarak hastalanmalarına sebep olmaktadır. 45/1 sayılı genelgenin sohbet hakkını düzenleyen maddeleri uygulanmalı, sağlık sorunları yaratan tecrit kaldırılmalı, sağlıklı ve yeterli beslenme olanakları sağlanmalıdır.

7- Mahpuslara düzenli sağlık kontrolleri yapılmalı, hasta olduğu belirlenenlerin sağlığa erişim hakkını engelleyen koşullar düzeltilmelidir.

8- Cezaevinde bulunan ve kendi kendine yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamayacak düzeyde hasta olan tutuklu ve hükümlüler tahliye edilmelidir.

9- Mahpusların haksız uygulamalara karşı etkin bir şekilde başvuru ve şikayet hakkını kullanamadığı, başvuruların bazen cezaevi idaresi tarafından engellendiği, ancak İnfaz Hakimlerine  ulaşan başvurulara da mutat biçimde aynı gerekçelerle ret kararı verildiği, TBMM’ye Adalet Bakanlığı tarafından sunulan istatistiklerden de anlaşılmaktadır. Bu noktada adalete erişim hakkını kısıtlayan, çoğu kere yok eden nedenler ortadan kaldırılmalıdır.

10- Cezaevlerinde Kürtçe ve diğer dillerde iletişim ve haberleşmenin sağlanması için düzenlemeler yapılmalı ve etkili uygulanması sağlanmalıdır.

11- Ceza infaz sisteminin ayrımcı yapısını ortadan kaldırılacak düzenlemeler yapılmalıdır. ‘Suç’ tipine göre, ‘suçluya’ göre infaz uygulamalarına son verilmelidir.

12- Demokratik kitle örgütleri, Barolar, Tabip Odaları, Sendikalar, mahpus ailelerinden oluşan ‘bağımsız sivil cezaevi izleme kurulları’ oluşturulmalıdır.

13- İnsan Hakları savunucuları olarak bizler, sorunların çözümsüzlüğü varmadan, yeniden acı dolu süreçler yaşanmadan, bizlerin ve konunun öznesi olan demokratik kitle örgütlerinin, mahpus ailelerinin, Tabip Odaları, Mimarlar Odası, mahpuslar ve ilgili tüm kurumların katılımıyla hapishanelerde insan haklarına uygun düzenlemelere geçilmesi için diyalog içinde çözüm yollarının yaratılmasını derhal ve acil olarak istiyoruz.

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir