HAZİRAN SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE SOLU

Cemalettin CAN

Biz Odak olarak Türkiye solu, HDP ve CHP’nin sol kanadı arasında bir seçim ittifakını savunduk. Bu ne yazık ki gerçekleşmedi. Bu aşamadan sonra hiçbir partiyi desteklememek kararı aldık. Türkiye solunda birliği, grupçuluktan bağımsızlaşan bir tutumla kendi öz gücümüze güvenimiz temelinde sağlayabiliriz. Bu anlayışla hem HDP hem de CHP içinde halkçı, demokrat ve dürüst insanların meclise seçilmelerini isteriz.”zaman karikatür

Türkiye solu her zaman olduğu gibi kolayına kaçarak kendisini zora sokuyor. Türkiye solu gelişmenin ve solda birliğin yolunu ya diğer sol grupları safdışı ederek, peşine takarak büyüme ya da güçlü olanın peşine takılma stratejisinde arıyor. 2015 Haziran seçimlerinde güçlü olanın peşine takılma stratejisi öne çıktı.
”Tek doğru benim, kendim dışındakilerin tasfiye edilmesi gerekir” tutumu kolaycı bir tutumdur. Kolaycıdır, çünkü sınıflı toplumlardaki geleneksel anlayışlara uygun düşmektedir. Bu tutum insanların düşünce ve davranış kalıplarına yerleşmiş bulunmaktadır. Bu yüzden bu tutumu halka anlatmak, bu tutumla insan kazanmak ve insan yetiştirmek, kitleleri etkilemek kolaydır. Bu tutumla imkansız olan bir şey vardır ki, asla sosyalizm amacına ulaşılamaz. Bu tutumla güçlenen örgüt sosyalist amaçlarında uzaklaşarak, halk iktidarı yerine örgüt iktidarı için mücadele eden bir güce dönüşür. Bir zamanlar Marksizm-Leninizm bayrağını dalgalandırdığını iddia eden Kürt ulusal hareketinin süreci buna örnektir. Kürt ulusal hareketi özellikle 12 Eylül sonrası süreçte Türkiye’de gelişen sol-liberal görüşlere karşı Marksizm Leninizm bayrağını dalgalandırma adıyla çıkış yaptıktan sonra değişen dünya koşullarında daha güçlü olmak için o sol liberal görüşlere teslim oldu.
Başarıyı güçlü olana yaslanmakta, onun etrafında toplanmakta aramak da sınıflı toplumlara özgü bir yaklaşımdır. Kürt ulusal hareketinin zayıf olduğu dönemde onunla çatışmalara girmiş örgütlerin Kürt ulusal hareketi geliştikten sonra onun etkisine girmiş olmaları bu bakımdan ilginçtir. Kürt ulusal hareketinin peşine takılmış olan arkadaşlar bu artçı tutumlarını enternasyonalizmin gereği gibi görmeye ve göstermeye çalışıyor ve bağımsız tutumdaki güçleri de milliyetçilikten etkilenmiş olmakla suçluyorlar; Kürt milliyetçiliğinin arkasına takılmamak için sanki Türk milliyetçisi olmak şartmış gibi.
Şimdi HDP etrafında bir hava yaratıldı. Bu hava yaratılırken CHP ile MHP’nin eşitlenme taktiği ilginçtir. CHP ne kadar MHP’ye yaklaşırsa bu arkadaşlar sevinecek görünüyorlar. Biz CHP’yi sola çekmek için uğraşmıyoruz. Fakat bugünkü koşullarda CHP’nin MHP’ye yaklaşması solun lehine olmayacaktır. Dahası, arkadaşlar “Bir devrimci olarak, bir sosyalist olarak HDP’yi desteklemiyorsan CHP’yi destekliyorsun” gibi bir yaklaşıma sahipler. Türkiye soluna bağımsız bir yer yakıştıramıyorlar. Sol sanki illa kendisi dışındaki bir gücün çevresinde olacak.
Şimdilerde HDP taraftarlarındaki CHP karşıtlığı artık CHP taraftarlarındaki HDP karşıtlığını bile geride bırakmışa benziyor. 9 Mayıs tarihli Milliyet’te yayınlanan bir anket çalışması sonuçları (1) HDP’deki CHP karşıtlığının karşılığının CHP’de olmadığını gösteriyor. Anket çalışmasında görüşülen CHP’lilerin büyük kısmının (yüzde 85,4’ü) HDP’nin barajı aşmasını istiyormuş. Diyelim ki bu sadece AKP karşıtlığından ileri geliyor olsun. Fakat olası bir koalisyon durumunda CHP’li seçmenlerin yarıdan fazlası (yüzde 55,4’ü) HDP ile koalisyon kurulmasını istiyormuş. HDP’li seçmenlerin ise sadece dörtte biri (yüzde 25’i) CHP ile koalisyon kurulmasından yana. Yüzde 41,5 gibi kısmı ise ”AKP hariç herkesle koalisyon kurulabilir” demiş. Kaldı ki MHP de AKP ile rakip olduğu halde MHP seçmenlerinin ezici çoğunluğunun (yüzde 82,8) HDP’nin barajı aşmasını istemedikleri görülüyor. Bu anket sonuçlarına göre ya CHP seçmeni değişti ya da geleneksel Kemalist Kürt düşmanlığı iddiaları abartıdır.
HDP taraftarları ”Yanımızda değilsen karşımızdasın” yaklaşımı içindeler. Bu yaklaşım Türkiye’de hem sağın hem de solun hem ortak paydasını hem de en önemli gelişme dinamiğini oluşturmaktadır.
HDP altında toplanan sol kitle, sosyalizmi Kürt ulusal hareketinden öğreniyor. Mesela bir eyleme doğru ya da yanlış demek için, küçük çocukların annelerine bakmaları gibi, Kürt ulusal hareketinin tutumuna bakılıyor. Kürt ulusal hareketi o eylemi benimsemediyse o zaman eylem eleştiriliyor. DHKP’C’nin Adliye Sarayı eylemine öyle yaklaşıldı. Sanki Kürt ulusal hareketinin eylemleri daha iyiymiş, gibi kılı kırk yaran provakasyon eleştirileri geldi. Eleştiriler aynı ”titiz” ölçütleri Kürt ulusal hareketi için kullanmadılar. ”Eylemi yapan örgüt polisin güdümündedir”, diyenlerin ya doğrudan devlet tarafında ya da Kürt ulusal hareketinin çevresinde kümelenmiş olmaları dikkat çekicidir. Devletin yanında yer alanların bir kere kendileri polisin güdümündedir. Diğer yandan Kürt ulusal hareketi ise devletle en iç içe olan örgüttür. Kürt ulusal hareketinin devletle en sert çatışma içinde olması bu gerçeği değiştirmiyor. Bu yüzden Kürt ulusal hareketinin Türkiye solu hakkında devletin güdümündedir, diye şaibe yaratmaya hakkı yoktur.
Kürt ulusal hareketi ve HDP, kendisi bir şey olabileceğine inanmayan Türkiye soluna ”bir şey oldum” duygusunu veriyor. Demir Küçükaydın gibi bazı sosyalistler ise Kürt ulusal hareketinin ağzına bile bakmadan kraldan daha kralcı bir tutumla kendileri onun yerine yazıyor. Kürt ulusal hareketine durmadan taktikler veriyorlar. Onlar bir eylemi ya da bir gelişmeyi Kürt ulusal hareketinin çıkarlarına aykırı mı gördüler, hemen tavır alıyorlar. Demir Küçükaydın, Birleşik Haziran Hareketi içinde olup da HDP’ye oy vereceğini ilan edenlere bile ”oradan ayrılın” diyor. Evet, oradan da ayrılın ki sosyalizm adına dalkavukluk daha çok rağbet görsün!
Kürt ulusal hareketi sol örgütler, Aleviler, dinsel ve etnik gruplar gibi çeşitli örgütlü güçlerle girilen seçim ittifakları yoluyla giderek genişleyen bir medya ağına, sivil toplum kuruluşlarına, esnaf ilişkilerine sahip büyük bir manipülasyon ve baskı gücü oluşturuyor. Yanlarında olmayanları kötülemeye ve dıştalamaya çalışıyorlar. Bu tutumların sol hareketin geleceğine zararı olacağı açıktır.
HDP’nin barajı aşmasını biz de istiyoruz. Zamanında Türkiye solunu safdışı bırakmak için kurulmuş olan seçim barajı büyük bir adaletsizliktir. Ayrıca HDP listesinden aday olan sosyalistlerin seçilmesinin solun gelişmesine yararları olacağını umuyoruz. Türkiye’de zaten sola doğru bir gelişme var. CHP de kendisini buna uyarlamak zorunda kalıyor. Bu anlamda HDP ve CHP yarışması sol harekete olanaklar yaratabilir. Ancak HDP’nin seçim barajını aşması ne Türkiye’de mücadelenin önünü açan çok önemli bir etki yaratır ne de Türkiye solunun birlik sorununu çözer.
Biz Odak olarak Türkiye solu, HDP ve CHP’nin sol kanadı arasında bir seçim ittifakını savunduk2. Bu ne yazık ki gerçekleşmedi. Bu aşamadan sonra hiçbir partiyi desteklememek kararı aldık. Türkiye solunda birliği, grupçuluktan bağımsızlaşan bir tutumla kendi öz gücümüze güvenimiz temelinde sağlayabiliriz. Bu anlayışla hem HDP hem de CHP içinde halkçı, demokrat ve dürüst insanların meclise seçilmelerini isteriz.

1- “AKP’liler kiminle, CHP’liler kiminle koalisyon istiyor ?”, http://m.milliyet.com.tr/…/siyaset/detay/2056424/default.htm, 09.05.2015
2- ”Yaklaşan Seçimler ve Kürt Ulusal Hareketi”, Odak, Şubat 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir