HDK-A: Kırmızı Bülten terörüne son!

Foto: HDK-Avrupa

Foto: HDK-Avrupa

1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle HDK- Avrupa, Türkiye’nin insan hakları savunucularına karşı kullandığı İnterpol aramaları ile ilgili bir metin yayınladı. Metni açık haliyle aşağıda yayınlıyoruz:

“1 Eylül Dünya Barış günü

HDK-Avrupa, coğrafyamızda, Avrupa’da ve dünyada barışın savunucusu ve inşasında kararlıdır. Kapitalist-Emperyalist sistemin içine düştüğü siyasal krizde HDK-Avrupa ve diğer özgürlük-demokrasi güçleri, kararlı barış savunucuları olmayı başardıkları oranda hak, adalet ve barış mümkün olacaktır..

Savaş, kan, zulüm eşliğinde dünyamız adeta bir yeni barbarlık savaşı ile karşı karşıyadır. Sosyalist sistemin yıkılması sonrasında kendisini “savunma birliği” olarak pazarlayan “emperyalist saldırganlık ortaklığı” olan NATO güçleri: Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Sudan ve Yemen’de büyük yıkımlara neden olan savaşları çıkardı, sürdürdü, sürdürüyorlar.

Dünya egemenlerinin jeo-stratejik hegemonya hırsları ve enerji ile doğal zenginliklerin talanı amaçlı saldırganlıkları, Afrika’da, Ortadoğu’ da ve yerkürenin başka alanlarında devam ediyor. Savaş ve güvenlikçi strateji eşliğinde düşük yoğunluklu çatışma ve halklar kırımı olanca şiddeti ile sürmektedir.

Bir tarafta ABD emperyalistleri öncülüğünde NATO/Batı güçleri, diğer tarafta Rusya ve Şengay İttifakı, Kuzey Kore üzerinden birbirlerine “Atom savaşı” tehditleri yapmaktadırlar. Bu durum barışın kırılganlığını ve atom saldırısının yaratacağı muhtemel vahşi yıkımı, Avrupa ve dünya halklarına yakından hissettirmektedir. Atom savaşı tehdinin yanı sıra, Avrupa’nın doğu sınırı boyu Kuzeyinde Baltık ülkeleri, Güneyinde/Balkanlarda ise Romanya ve Bulgaristan’a doğru uzanan bir NATO askeri güvenlik kordonu inşası ile Avrupa savaş ve çatışma riskini derinliğine yaşamaktadır..

Yerküre üzerindeki en kanlı en yıkıcı savaşlardan biri de bizim coğrafyamızda gerçekleşmektedir. NATO ve suç ortağı Arap ulus devletleri, İsrail ve bilhassa AKP/Saray devletinin tetiklediği savaş ve çatışma, Suriye’yi, Irak’ı ve Kürdistan’ı yangın ve yıkım yerine çevirmiş durumdadır. Irak, Suriye ve Kürdistan’daki kanlı savaşta, cihatçı katillere silah, para, eğitim ve lojistik destek sağlanmasında, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi gerici Arap rejimleri ile birlikte önemli bir rol oynayan Türk devleti, NATO ve Avrupa hükümetlerinin diplomatik, siyasi ve askeri desteği ile Ortadoğu savaşlarının sürdürülmesinde temel aktör olmak isteğindedir. Savaşın orman yangını gibi yayılmasında ve yıkım gücünü artırmasında, Erdoğan/Saray hükümeti, sürekli uluslararası suçlar işleyerek, Ortadoğu’da kanlı bilançonun oluşmasında, büyümesinde ve milyonlarca insanın göçmen duruma düşmesinin ana nedenlerinden biridir.

Bu savaşın yarattığı mağdurların göç dalgası, emperyalist egemenlerce bilinçli, tercihli jeo-stratejik bir fırsat ve kullanılabilir bir araca dönüştürülmüştür. Savaş mağdurlarından, Akdeniz’de boğulmayanları ve insan kaçakçılarının zulmümden kurtulup Avrupa’ ya varabilenleri ise, “göçmen statüsü” etiketi ile “uluslararası pazarlık malı” olarak kullanılmışlardır.

Erdoğan/Saray iktidarı göçmenler üzerinden milyarlarca euro para almanın yanı sıra, AB başta olmak üzere, Avrupa hükümetlerinin iki yüzlü toleransı sayesinde kendi zorba iktidarını sürdürmeye siyasal alan açmış, tek adam diktatörlüğünü tahkim etmiştir.

Avrupa egemenleri, Ortadoğu savaşlarının bilançosunu ve sorumluluğunu üzerine yıkacakları Recep Erdoğan’ a, bir yandan –Avrupa kamuoyu baskısıyla– yüzeysel eleştiriler yaparlarken, diğer taraftan da, Türkiye’de askeri kompleksler kurmak için anlaşmalar imzalamaktadırlar. AB ve Avrupa hükümetleri ayrıca Türkiye’ de sanayi, teknik altyapı alanlarında bir dizi, milyarlarca euroluk yatırım, ortaklık, iş birliği girişimlerini kesintisiz sürdürerek, yüksek karlarından asla vazgeçmek istememektedirler.

Bizler, Halkaların Demokratik Kongresi – Avrupa olarak: Savaşın, şiddetin, ırkçılığın, ayrımcılığın, eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin dünyasına karşı, barışın hüküm sürdüğü, farklı halkların ve inançların eşit ve demokratik bir ortamda yaşadıkları bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Çocukların ve gençlerin ölmediği, kadınların şiddetin her türüne maruz kalmadığı, mağdur olmadığı, katliamların yaşanmadığı, kimsenin yerinden yurdundan göç etmek zorunda bırakılmadığı, ırkçı politikalara geçit verilmediği bir dünya, bölge ve ülke için mücadele yürütmekteyiz.

Yağmacı ve imhacı anlayışların, emperyal güçlerin Ortadoğu’yu talan etmesine, farklı kültürleri yok etmesine göz yummamak, sessiz kalmamak amacıyla, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir kez daha tüm toplumsal dinamiklerini mücadele çağrısında bulunuyoruz:

Çağrımız esas olarak Avrupa’ da azınlık, göçmen, ilticacı olarak yaşayan halklarımızadır. Bu çağrımız aynı aynı zamanda, Avrupa’ nın barışseverlerine, kadın özgürlükçü hareketlerine, ekolojistlerine, demokratlarınadır da. Avrupa barışseverleri, kendi savaş kışkırtıcısı hükümetlerinin Ortadoğu’da, Afrika’da sürdürdüğü askeri operasyonlara, savaş suçlarına karşı mücadelelerini, bizim mücadelemizle ortaklaşmalıdırlar. Çünkü; Erdoğan/AKP iktidarının Avrupa’ nın da dahil olduğu Emperyalist yayılmacılığın ve NATO’ nun projesi olduğu, AKP/Saray zorbalığının kurulmasında ve kurumsallaşmasında bu güçlerin sorumluluk taşıdıkları, hala da taşımaya devam ettikleri bilindiğinden ortak mücadele tarihsel zorunluluktur..

Savaş kışkırtıcılığına ve emperyal yayılmacılığa karşı çıkan ve mücadele eden Avrupa demokrasi ve barış güçleri, savaşın, ateşinin düştüğü coğrafyadan gelen bizlerle ortak ve birlikte mücadeleyi gerçekleştirmeleri Avrupa ve dünya demokrasi hareketi için önemli fırsatlara yol açacaktır. Erdoğan/Saray rejiminin yıkılması, Avrupa’ yı da vuran cihatçı terörün durdurulması için, HDK-A ile özgürlük-demokrasi-barış güçlerinin ortak mücadelesi vazgeçilmez, değerli bir insanlık hareketi olacaktır.

Çocukların ve gençlerin ölmediği, kadınların şiddete maruz kalmadığı, katliam ve soykırımların yaşanmadığı, kimsenin yerinden yurdundan göç etmek zorunda bırakılmadığı, ırkçı politikalara geçit verilmediği yeni ve özgür yaşam mücadelesini başarmak hepimizin elindedir.

1 Eylül, işte bu hayali, hep birlikte ve daha yüksek sesle dile getirdiğimiz gün olmalıdır. 1 Eylül, kanlı ve kirli siyasi iktidar hesapları uğruna, her gün insanların öldürüldüğü ülke, coğrafyamızda ve tüm Avrupa’ da “akan kan dursun, silahlar sussun” deme günüdür.

Bugün Ortadoğu’da bölge halkları ve Avrupa halkları, barışa her zamandan çok daha ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duymaktadırlar. İnsanlarımız özgürlük, adalet ve eşitlik talepleri ve özlemi ile yan yana gökkuşağının renkleri ile durmaktadırlar.

Bugün Avrupa’da tüm göçmenler ve tüm yerli demokrasi, emek ve barış güçleri, üzerinde yaşadıkları ülkenin ve Avrupa’ nın her yanında barış taleplerini yükseltirlerse, çatışma ve savaş politikalarına karşı dururlarsa, barışı sağlayabiliriz. Eşitlik, kardeşlik ve dayanışmayı yaşatabiliriz.

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma !

Yaşasın demokrasi, özgürlük ve barış mücadelemiz!

Brüksel”

30.08.2017

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir