İnsan Haklarına Saygı

İnsan haklarına saygıİstanbul İnsan Hakları Derneği Şubesi, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle  basın açıklaması ve eylemlerden oluşan bir dizi etkinlik düzenledi. İnsan Hakları Haftası etkinlikleri 17 Aralık akşamı Beyoğlu Tünel Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na yapılan meşaleli yürüyüş ile sonlandırıldı.

Beyoğlu Tünel Meyda’nında “İnsan Haklarına Saygı” pankartıyla bir araya gelen insan hakları savunucuları “İnsan Haklarıyla İnsandır”, “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek”, “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek”, “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek”, “Cezaevlerinde Tecrit Kaldırılsın”, “Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganlarıyla Galatasaray Meydanı’na doğru, ellerinde getirdikleri mum ve lambalarla yürüyüşe geçtiler.

Galatasaray Meydanı’nda, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri bir konuşma gerçekleştirdi. Yoleri her yıl geleneksel olarak insan hakları haftasında eylem ve yürüyüşler düzenlediklerini belirtti. Yoleri dünyanın her yerinde insan hakları ihlallerinin arttığını ve devletlerin bu ihlallerden bir an önce vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Gülseren Yoleri konuşmasını toplumun haklarına sahip çıkması temennisiyle sonlandırdı.

Yoleri’nin ardından İHD Genel Başkan Yardımcısı Ragıp Zarakolu söz aldı. Zarakolu, bir süre önce Arjantin’de yeni toplu mezarlar bulunduğunu belirterek; insanlığa karşı işlenmiş bu suçların failleri bulunamasa da yargılanmasa da  insanlığın ve toplumun vicdanında mahkum olduklarını belirtti. Zarakolu, Türkiye ve dünyada yaşanan insanlık suçlarıyla hesaplaşılmadığı sürece, asıl sorumlular ortaya çıkmadığı sürece vicdanlarımızın kanamaya devam edeceğini söyleyerek  konuşmasını bitirdi.

Ya içindesindir çemberin…

İnsan Hakları Haftası ve 19-22 Aralık hapishane operasyonlarının 8.yılında İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi ceza evi Komisyonu tarafından düzenlenen ‘’Çember’’ konulu fotoğraf ve resim sergisinin açılışı 16 Aralık Salı günü saat 19.00 da gerçekleştirildi. İlk olarak yapılan açılış konuşmasında hapishaneden gelen resimlere hapishane yetkililerince engellemeler getirildiği, bu konuda birçok zorlukla karşılaşıldığı dile getirildi. Ardından konuşmacılar sırasıyla söz aldı.

İlk konuşmayı Av. Hüsnü Öndül yaptı. Öndül konuşmasında 20 Aralık 2000 tarihinde Evrensel gazetesinde de yayınlanan yazısından bölümler sundu. Hüsnü Öndül’ün konuşmasının ardından 19 Aralık katliamından basında yer alan görüntüler, olayları yaşayanların anlatımlarının yer aldığı slayt gösterisi izlendi. Kısa gösterinin ardından ise katliam sırasında hapishanede bulunan, olayı yaşayan tanıklara söz verildi.

19 Aralık’ta Ümraniye Hapishanesi’nde bulunan Ayşe Kılıç ‘’O gece bomba sesleri, diğer koğuşlardan erkek arkadaşların sesleri ve sloganlarla uyandık. Operasyon sırasında sürekli tarama hali vardı, camları kapattık. Ölüm orucunda olduğumuz için bitkin düşüp bayılanlar oluyordu. Bir süre sonra koğuşumuzdan çıktık, erkek arkadaşlarla birlikte kaldık. 4 Gün boyunca yalnızca 2 bardak su içebildik. Direniş 4 gün sürdü ve bu 4 gün boyunca yoğun gaz vardı. Gazın etkisiyle bayılan, sinir krizi geçiren çok oldu içimizde. Kimse birbirini uyutmuyordu yoğun gaz nedeniyle ölümler olmasın diye. Savaş alanı gibiydi. Gidecek yeriniz olmayınca sadece elinizden gelen slogan atmak ve marş söylemek oluyor, bizde onu yaptık. O 4 gün yanımızda yaralı olanların yanımızdan gittikten hemen sonra ölüm haberlerini aldık. Çıktığımda en net hatırladığım duvarda kocaman bir delik, üzerimize silah doğrultmuş binlerce askerdi! Çıkarken her noktada arama bahanesiyle işkencelere maruz kaldık. Gecenin 3’ünde Kartal Hapishanesi’ne götürüldük. Kartal’a götürülürken üzerimize sinen gazlar yüzünden ringin içinde bayılanlarımız oldu, hatta yanımızdaki askerler bile üzerimize sinen gazdan etkilenip bayıldı. 19 Aralık süreci nedeniyle ‘kamu malına zarar vermek ve bir askeri öldürmek’ten yargılandık, hala da mahkemelerimiz sürüyor. Bizlerin 8 yıl önce yaşadığı bu olaylar farklı şekillerde bugün de hapishanelerde devam etmekte. İşkenceler bitmedi, biz sessiz kaldıkça bitmeyecek te.’’ diye bitirdi konuşmasını.

Ayşe Kılıç’ın ardından hapishaneden kısa bir süre önce tahliye olan Alihan Alhan tecridi anlattı. Konuşmasında ‘’Çemberin neresindeyim diye sordum, ne içine ne dışına sığamadım diye düşündüm.’’ Dedi ve ‘’F tipindeyken neden buradayım, burada ne amaçlanmış diye çok düşündüm. Baktım ki şehrin 20-30 km uzağında, bağırsan da, slogan atsan da duyulmaz. Zaten amaç bu, amaç sizin düşüncelerinizi toplumdan çıkarmak. F tipinde Adli ve Siyasi tutuklular için farklı muamele yapılır; örneğin ayakkabı araması siyasilerden istenir devamlı. Ailelere de uygulamalar farklıdır. Her şey ödül ve ceza ilişkisi içindedir, her şey sizin için ceza sebebi olabilir. Her türlü hakkınız gasp edilir. Siz yaşamı üretirken, onlar yaşama karşı savaşırlar.

Egemen olan devlet neden bu kadar uğraşır insanlarla diye düşünürsünüz. Ve anlarsınız ki asıl aciz olan Devlet’tir. Ve düşünüyorum da bizler daha düzgün bir düşman hak ediyoruz.’’diyerek bitirdi konuşmasını.

Yapılan konuşmaların ardından katılımcılara teşekkür belgesi verilerek etkinlik sona erdirildi.

İHD Ankara Şubesi ceza evi Komisyonu’nun İnsan Hakları Haftası ve 19-22 Aralık Operasyonlarının 8.yılı nedeniyle düzenlediği bu sergi daha sonra 17-18 Aralık günü İnşaat Mühendisleri Odası Kongre ve Kültür Merkezi’nde, 20 Aralık günü de Yüksel Caddesi’nde gösterildi.

ODAK/ Ankara

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir