İŞÇİLERİN VE DEVRİMCİLERİN EYLEM KILAVUZU 150 YAŞINDA

A. Çağrı Gökçekmarx-7

İşçi sınıfının, ezilenlerin ve devrimcilerin eylem kılavuzu Das Kapital, ilk cildinin yayınlandığı tarih olan 1867 yılından 2017’ye kadar güncelliğini ve değerini koruyabilen nadir eserlerden bir tanesidir. Bu durumu ortaya çıkaran sebepleri Kapital’in işçi sınıfı ve devrimciler açısından ne tür anlamlar ifade ettiği sorusuyla yanıtlandırmak mümkündür.

İşçi Sınıfının Kurtuluşu Mümkün!

Kapital’i Marx’ın düşünce sisteminin zirve noktası olarak görebiliriz. Hayatı döneminde 1. Enternasyonel’in kuruluşunda önemli bir pay sahibi olan Marx, 20 yıllık gibi uzun bir süre zarfında Kapital’i yayına hazırlamıştır. Elbette bu 20 yılın içinde Marx, bir yandan pratik-politik faaliyetine devam etmiş, öte yandan da düşünce sistemini tamamlayan eserler ortaya koymuştur. İki işi yani işçi sınıfının kurtuluşu için pratik devrimci faaliyeti ve işçi sınıfına ait bağımsız bir sosyal bilim çabasını birlikte yürüten Marx’ın asıl kimliği bir sosyal bilimci olmaktan ziyade bir devrimci olarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda Kapital’in 150. yılı, herhangi bir kitabın 150. Yılı değildir. Kapital, işçi sınıfına ait bir bilimin ve kurtuluş yollarının en sistemli ve en sade şekilde ortaya konduğu bir yapıttır. Marx’ı salt bir düşünür veya sosyal bilimci gören anlayış, Kapital’i de bu tarzda salt kapitalizmin hareket yasalarını tespit eden ve okura aktaran bir eser olarak değerlendirebilir. Ancak, Kapital aynı zamanda satır aralarında her daim bir kurtuluş reçetesi sunmaya çalışır. Bu yönüyle de etkisi milyarları bulmuş ve her dönem zulme karşı direnen kesimlerin başköşe yapıtlarından biri olma niteliği kazanmıştır.

Dünya İşçileri Birleşin!

Dünya İşçileri Birleşin!

150 Yılın Ardından Neden Kapital ve Marx?

Kimi liberal veya yeni-muhafazakar çevreler Marx’a ve eserlerine hala saldırma cesareti bulabilmektedirler. Ortaya koydukları en önemli argümanlardan bir tanesi, günümüzde baş çelişkinin sınıfsal ilişkiler ve onun doğurduğu politik ve ekonomik mücadeleler olmadığı şeklindeydi. Bu argumanın reel sosyalizmin çözülüşünün yaşandığı yıllara denk gelmesi herhalde bir tesadüf olmasa gerek. Tarihin sınıf savaşımları ile şekillendiğini ters yüz etmeye gayret eden bu liberal görüş, Sovyetler Birliği’nin yıkılışını fırsat bilerek kapitalizmin nihai aşama olduğunu da ileri sürmekten kaçınmadı. Ancak, içinde yaşadığımız emperyalist-kapitalist sistem, dünya çapında işçi ve emekçilerin üzerindeki baskı ve sömürünün katmerlendiği bir düzen olma niteliğini hiç kaybetmedi. Her kriz döneminde Marx’ın ve Kapital’in tezlerinin ve işçi sınıfı ve ezilen halklar için sunduğu kurtuluş önerilerinin yoğun şekilde yeniden ve yeniden tartışılması buna bir kanıt olarak gösterilebilir.

Aradan geçen uzun dönemde sermaye sınıfı boyut değiştirerek uluslararası çapta örgütlülüğünü artırmış; buna karşılık işçi sınıfı ulusal sınırlar içine hapsedilmeye ve birbirinden kopuk parçalara ayrılmaya çalışılmıştır. Ancak, Marx’ın da teşhis ettiği gibi artı değere dayalı üretim ilişkileri ve özel mülkiyet rejimi hala güncelliğini korumaktadır.

Marx’ın Kapital’de çok net ortaya koyduğu meta fetişizmi anlayışı, kapitalist toplumda hala çok merkezi bir konuma sahiptir. Buna göre, günümüz toplumunda insan ilişkileri sermaye düzeninin etkisi ve tahakkümü altında şekillenebilmektedir. İnsan ilişkileri burjuva kültürünün izlerini taşımakta, bireyci ve bencil eğilimler her daim ağır basmaktadır. Bu mantıkla bir işçi veya toplumda ezilen bir kimliğe sahip birey de burjuva ilişki tarzına göre hareket edebilmektedir. Aradan 150 yıl geçmesine karşın Kapital’i değerli kılan sebeplerden birisi de işçi sınıfının sosyalizme giden yolda vereceği mücadelenin alternatif insan ilişkilerinden de geçtiğini bize sunabiliyor olmasıdır.kapital1

Yeni Bir Kültür ve Alternatif Bir Anlayış

Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz, Marx’ın Kapital adlı eserini solda devrimci yenilenmeye dayalı birlikte öğrenme anlayışını geliştirmek ve toplumda alternatif bir öğrenme ve örgütlenme metodu geliştirmek için bir araç olarak değerlendirmektedir. Bu anlamda Marx’ın Kapital kitabını geçmişte hem kendi içimizde hem de farklı siyasal gruplarla okumuştuk. Önümüzdeki dönemde de bu anlamda adımlar atacağız.

Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin solda birlik ve devrimci yenilenme amaçlı önerilerinden bir tanesi olarak sunduğumuz Kapital’i birlikte okuma çağrımız, solda yeni bir anlayışı hem kendi içimizde hem de gruplar arası ilişkilerde geliştirme arzumuzdan öte geliyor. Eğitim çalışmalarımızda diyaloga dayalı birlikte öğrenme ve birlikte gelişme metodunu oturtmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Kapital çalışmalarımızı bir öğretmenin veya Kapital’e hakim bir insanımızın sürekli dersler verdiği bir konumdan çıkarıp tartışmaya katılan bir işçinin, bir kadının veya bir gencin kendisini ifade olanağı bulduğu bir sistemle gerçekleştirmeyi tercih ettik. Bu yolla genelde solun kitleleri nesne gören tek yanlı iletişime yol açan tarzını aşmayı hedefledik. Ayrıca, gruplar arası ilişkilerimizi rekabet anlayışından uzaklaştırarak her grubun birbirine devrim yolunda birer olanak gözüyle bakabildiği bir forma kavuşturmayı da hedef olarak önümüze koyduk. Elbette solda rekabete dayalı grupçuluğun terk edildiği bir kültür yaratabilmek için ortaklaşa bir iradeye ihtiyaç var. Bu zamana kadar geliştirdiğimiz ilişkiler ile bunu kısmen başarabildiğimizi söyleyebiliriz. Ancak, gelecek dönemde bu konuda daha ciddi ve güçlü adımlar atmak zorundayız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir