İsveç’te AB Seçimleri

İsveç solunun tavrına uyarak ben de AB seçimlerine ilgisiz durmaktaydım. Bu sefer nedense içimden oy kullanmak geldi. Adaylar arasında sola en yakın gördüklerime oy vermek iyi olur, diye düşünüyordum. Partilerden Vänster Partiet (Sol Parti) yakındı. Gazeteler seçime az zaman kaldığı halde İsveç halkının önemli bir kısmının seçimlerin hangi gün olacağını bilmediğini yazıyordu. Sokakta rastladığım propaganda afişlerinin cezbeden bir tarafını göremiyordum.
Sol Parti adayının afişinde “eleştirici bir ses” diye yazıyordu. Biraz hoşuma gitmişti. AB; Avrupa’yı iyice sağa çekiyor, AB Parlamentosu’na gerçekten eleştirici bir ses iyi olur, diye düşünüyordum. Son zamanlarda AB’nin; Bolonya süreci ile birlikte ünivesite ve yüksek okulları meslek okullarına çeviriyor olması da aklımdaydı.
Derken, Almanya’daki bir dostumdan bir telefon aldım. Kuzeyde Sol Parti’den aday olmuş bir Kürt kökenli insandan söz etti ve benden destek istedi. Olur, nasıl görüşelim onunla, dedim. Benimle temas kurduracağını söyledi. İsveç’teki tanıdıklarıma telefon edip sözkonusu aday için oy kullanmalarını istemeyi düşünüyordum.
Seçim öncesi Sosyal Demokratlar’ın Halland bölgesi birinci adayı için Şili kökenli bir kadın evlere bildiri dağıtıyordu. Sosyal demokratları tutmuyordum ama çalışmalarından etkilendim. Aynı bildiri daha önce posta ile gelmiş olduğu halde yeniden ev ev gezilmesi ve insanlarla konuşulması beni etkilemişti. Sol Parti adayının benimle temas kurmamasından da olumsuz etkilenmiştim. Yani kimseden oy istemek içimden gelmedi.
Seçim günü oy vermek üzere çıktım. Aynı bloklarda oturan bir aile güneşleniyordu. “Oy vermeyecek misiniz?” diye sordum. Kadın cevap bile vermedi. Belki de erkek erken davrandığı için. Adam “oy vermiyorum, hepsi aynı bok” dedi. Yolum üzerinde Türkiye Kürtleri dostların çalıştırdığı bir büfe vardı. Geçerken onlara uğradım. “Oy verdiniz” mi diye sordum. Büfeyi çalıştıran kadın oyunu henüz kullanmadığını ilerleyen saatlerde kullanacağını belirtti. Büfede bulunan ve daha önce bir kez görmüş olduğum akrabası bir kadın ise “Elin’e ver, iyi kız” dedi. “Ama arkadaşım başkasını tavsiye etti” dedim. “Olsun, Elin’e ver, buraları gezdi hep, herkesle görüştü, iyi kız” dedi. Elin Sosyal demokratlardan adaydı. Yaşadığım şehir olan Halmstad’ı gezdiğini ve insanlarla tartıştığını duymuştum.
“Kafamı karıştırdın” diye ayrıldım. Oy kullanılacak okulun girişinde Sosyal Demokratlar adına biri oy pusulası dağıtıyordu. Adamın işçi görünümüne sempatiden olmalı, dağıttığı oy pusulasından aldım. Kafam karışıktı, içeri girdiğimde bir de Sol Parti’nin oy pusulasını aldım ve oy kullanma “kulübesi”ne iki oy pusulası ile girdim. Orada birden kararımı verdim ve oyumu komşu büfedeki kadının ısrarlı tavsiyesi doğrultusunda kullandım. Zaten arkadaşımın adayı beni aramamıştı. Tesellim buydu.
Dönüşte gene büfeye uğradım. “Senin adaya oy kullandım”, dedim. İki laf daha ederken o arada öğrendim ki beni ikna eden kadın, tavsiye ettiği adayı hiç görmemiş bile; sadece yakınlarından duymuş! “Sağlık olsun” dedim içimden.
Ertesi gün büfede, ailenin 18-20 yaşlarındaki oğlu çalışıyordu. Öğrenci. Kime oy verdiğini sordum. Piratpartiet’e (Korsan Parti) oy verdiğini söyledi heyecanlı. Daha önce konuşmuş olsaydım belki de Korsan Parti’ye oy verirdim.

İnternetten bir parti
Korsan Parti 1 Ocak 2006 yılında kurulmuş. İnternet işleri hususunda deneyimli olan kurucular ilk iş olarak bir internet stesi açmışlar. 10 Şubat’a kadar 1500 imza toplayarak Yüksek Seçim Kurulu’na teslim etmeleriyle Parti, resmen kayıtlara geçmiş. 31 Mayıs’ta Parti’ye karşı operasyon yapılınca üye sayıları bir günde 2000 kişi birden artmış. Zaten üyelik bedava imiş, yani aidat falan aranmıyormuş. İnternetten üye olman yetiyormuş. Yargılamalar Korsan Parti’ye ilgiyi artırmış. Web adreslerindeki bilgiye göre 8 Haziran 2009’da üye sayıları 49231’e yükselmiş. İsveç nüfusunun 9 milyon olduğunu hatırlatalım. Parti 2006 senesinde genel seçimlere girmiş ve yüzde 0.63 (yüzde 1 bile değil) oy almış. Bu yıl katıldığı Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ise yüzde 7.1 oy almış.
Korsan Parti’nin ideolojisi üç temele dayanıyormuş. 1. Kişi haklarına dokunulmamalıdır. 2. Kültür serbest bırakılmalıdır. 3. Özel monopolün (tekel) topluma zararlıdır. Parti patent, telif hakkı ve kişi dokunulmazlığı alanını işlemiş. Bu sayede gençlerden, özellikle öğrenci gençlerden, en yüksek oyu almış. Siber alanın bireysel ve toplumsal hayatı sarması ile iyice önem kazanan kişi dokunulmazlığı hususunun gençliği bu denli etkilemesi çok ilgimi çekti. Bu üç alanın bugün Türkiye’de de demokrasinin acil sorunları arasında yeraldığını sanıyorum.
Parti’nin genişlemek için şekli bir grup kurmayıp çeşitli güçlerle açık görüşmeler yoluyla büyümeyi tercih etmiş olması da ilgimi çekti.
Kurucusu Dick Greger Augustsson 1972 doğumlu bir bilgi iletişim firması sahibi. Göteborg şehrinde Chalmers adlı eski ve iyi bir teknik üniversitede çğrenim görmüş. Partinin AB seçimlerindeki liste başı adamı Christian Engström ise 1960 doğumlu. Programlamacı olarak çalışmış. O da iletişimci. Biriktirdiği parayı parti işine yatırmış. Geçmişi Folkpartist, yani bugünkü sağ koalisyon hükümetinin ortaklarından olan liberal Halk Partili.
Partinin Avrupa Parlamentosu’na katılması muhtemel olan ikinci adayı ise 21 yaşında bir kız. Adı Amelia Andersdotter. Solcu bir aileden geliyor. Aşağıda Andersdotter ile yapılan ve Dagens Nyheter adlı gazetede yayınlanan (2009.06.13) söyleşiden parçalar veriyoruz.

Parti geçen haftaki Avrupa seçimlerinde gürültü çıkardı ve diğer partilerden daha çok oy almayı başardı, bunu nasıl yaptınız?
“Nette gençlerin birbiri ile konuştukları bütün gruplarda varız. Netteki bütün fikir tartışmalarında varız ve hakkımızda oradan bilgi toplamak kolay. Gençler Parti’nin varlığından haberdar”.
Korsan Parti epeyce erkek bir parti. Kızları safınıza çekmek için ne yapıyorsunuz?
Korsan Parti üye sayısı bakımından erkek ağırlıklı bir parti ama aktif çalışanlarının aşağı yukarı yarısı kadın. Son zamanlarda kadınların birbirini destekleyebileceklerini göstermek için bir kadın dayanışma ağı kurduk
Sen çok okuyan birisisin galiba.
Evet, bilim kurgu dışında kültür bilimi, hukuk, telif hakk ve AB dokümanları gibi hususlarda çok okuyorum. Sivil toplum kuruluşlarının maillerini takip ediyorum. Şimdilere Dünya Ticaret Örgütü’nün 600 sayfalık ticaret kanunlarını okudum. İki günümü aldı. Bu konularda bilmem lazım.
Bu işe verdiğin zaman için sana bir şey ödeniyor mu?
Evet, bilgi elde ediyorum.
Gelecekte ne iş yapmayı düşünüyorsun?
Memur ya da Matematik ve Doğa Bilimleri öğretmeni olurum belki.

Avrupa Parlamentosu seçimlerine 1979 yılında yüzde 62 olan katılım her seçimde azalarak 2004 yılında yüzde 46’ya düşmüştü. Düşüş bu seçimde de devam etti ve katılım yüzde 43 olarak gerçekleşti. Sol partilerin ve adayların genelde aldıkları oylar düştü.. İsveç’te ise katılım yüzde 37.8’den yüzde 45.5’e yükseldi. Sosyal Demokratlar ile sağ blok partileri oylarını korudular. Sağcı koalisyon içinde Folkpartiet (Halkçı Parti) oylarını artırdı. Sol Parti’nin aldığı oy sayısı yüzde 35 düştü. Çevre Partisi, Korsan Parti ve sağcı libaral parti, oy sayısını artırdı. Faşist parti ise gelişme gösteremedi.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir