İsveç ile Türkiye Arasında Serin Rüzgarlar Esiyor

1471636734-5c6a4cSon zamanlarda İsveç ve Türkiye arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Yakın zaman kadar ilişkiler gayet sıcaktı. Ekonomik anlaşmalar yapılıyordu. İsveç, Türkiye’nin AB üyeliğini en hararetli destekleyen ülkelerden biriydi ve her fırsatta Erdoğan hükümetine arka çıkıyordu. Ergenekon operasyonları İsveç medyasında neredeyse alkışlanıyordu. Hatta Türkiye’den gelip İsveç’e sığınma talebinde bulunmak isteyenlerin talepleri, Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğu gerekçesiyle genellikle ret ediliyordu. Bugün ise İsveç Göçmenler Dairesi Türkiye’den gelen sığınmacıları geri göndermeme karar aldı. (http://www.migrationsverket.se/OmMigrationsverket/Nyhetsarkiv/Nyhetsarkiv- 2016/2016-08-03-Stallningstagande-omsituationen-i-Turkiet.html)

İki ülke arasındaki gerginlik televizyon ve gazetelere de taşındı. Malum darbe girişiminden bir gün önce Anayasa Mahkemesi rezalet bir kadar aldı. Altı üyeye karşı yedi üyenin kabul oyuyla cinsel istismarda 15 yaş kuralı iptal edildi. Bu suça karşı öngörülen on beş yıllık hapis cezasını ise üç ila sekiz yıla indirdi. Haber; Türkiye’de çok tartışılamadı ama İsveç gazeteleri haberi boy boy yayımladılar. İsveç Dış İşleri Bakanı Margot Wallström kararı eleştiren tweet attı. Tweetinde “Türkiye 15 yaş kararını iptal etmeli, çocuklara karşı yapılan cinsel istismar ve şiddete daha fazla koruma gerekiyor daha az değil”, dedi. (http://www.expressen.se/nyheter/ turkiet-avskaffar-aldersgrans-for-sex/) Bunun üzerine Adelet Bakanı Bekir Bozdağ tweet yoluyla Wallström’e karşı cevap verdi. Ardından Türkiye Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bir Türk kanalında İsveçli bakanın açıklamasına skandal dedi. Konuya sonra İsveç Başbakanı da dahil oldu. İsveç Başbakanı Löfven kararın endişe verici olduğunu ve güçlü çocuk hakları için görüşlerinden geri adım atmayacaklarını söyledi. Ayrıca çocuk çocuktur, çocuk evlilikleri ve çocuk beraberliklerinin önünü açan durumları kabul etme durumumuz yoktur diye belirtti. (http://www.svt.se/nyheter/utrikes/turkiskprotest-mot-wallstrom).

Bu haberlere karşılık Tükiye, Atatürk Havalimanı’nın iki reklam panosuna bir seyahat uyarısı yazdırdı. Uyarı şu idi: ‘’Travel Warning: Do You Know That Sweden Has The Highest Rape Rate Worldwide?’’ (Seyahat Uyarısı: İsveç’in Dünyada Tecavüz Oranı En Yüksek Ülke Olduğunu Biliyor Musun?) Bu ilan günlerce sosyal paylaşım sitelerinde gezdirildi, paylaşıldı. İsveç’e seyahat edilmemesi gerektiği mesajı veriliyordu. Dünya istatistliklerinde de geçen bu uyarı doğru. Ama Türkiye’nin ifade ettiği şekilde değil. İsveç, kadınlardan gelen her türlü şikayeti taciz ve tecavüz olarak ele alıyor. Üstelik bu şikayetleri, bir gün olarak değil; şikayet gününden önceki her günü de suçun işlendiği gün olarak hesaplıyor. İsveç kapitalist bir ülke olsa da, bu ülkede kadın hakları önemlidir. En yüksek cezalar tecavüz ve taciz suçlularına verilir. Kadın bedeni ticaretinde, kendisini satana değil onu satın alana ceza verilir. Kadınlar kendilerine karşı yapılan en ufak kötü muameleyi polise şikayet edecek kadar özgürlüklerinin farkındadır. İsveç’te tecavüz olaylarının yüksek olmasını aslında böyle anlamak gerekiyor.

Olayların bu haddeye gelmesine sebep olduğu gösterilen Wallström’ün Türkiye’ye yönelik açıklamaları devam etti. Darbe girişiminden birkaç sonra AKP hükümetinin açıktan herkese saldırısını ciddi ve endişe verici bulduğunu, bu anlamda Türkiye üzerindeki baskıların artırılması ve gelişmelerin protesto edilmesi gerektiğini söyledi. Buna benzer başka bir açıklama Başbakan Löfven’den geldi. Türkiye’nin darbeden sonra yanlış yola gittiğini, uluslararası hukuk ve insan hakları özgürlüklerinin dikkate alınması gerektiği, birçok insanın işlerinden atıldığı ya da hapishanelere gönderildiği bu anlamda işlerinden atılanların darbe girişimine katılmış olmasını ispatlamanın zor olduğunu belirtti. (http://sverigesradio.se/sida/artikel. aspx?programid=83&artikel=6489912)

İki ülke arasındaki gerginlik İsveç’in sosyal demokrat hükümetinden ve yeni politikasından kaynaklı olabilir mi? Nitekim eski hükümetin Dışişleri Bakanı Bildt, darbeden sonra AKP hükümetine yakın kanala telefonla bağlanarak, Avrupa’nın Türkiye’de gerçekleşen darbe girişimine sessiz kaldığını söyledi ve ayrıca AKP hükümetinden bazı isimlerle görüşerek, hükümet lehine açıklamalar yaptı. (http:// www.hurriyet.com.tr/eski-isvec-basbakanicarl-bildt-turkiye-icin-elimizden-geleniyapmaliyiz-40213944).

Ama Türkiye politikasındaki değişme AKP hükü- metinin Gülen Cemaati ile arasının bozulup yol ortaklığını bitirme zamanına denk geliyor. Bu da Erdoğan’ın devletin tüm iplerini kendi eline alması demek oluyor. Erdoğan’ın bu şekilde güçlenmesi Amerika’yı rahatsız ediyor. Çünkü ABD devletin tüm gücünü tek başına elinde tutan bir iktidarı denetlemekte zorlanacaktır. ABD Erdoğan karşısında bir koz olarak Gülen Cemaati’nin gücünü de kaybettiğinde rahatsız olacaktır.

İsveç bağlantısız görünümüne rağmen ABD dış politikasından en çok etkilenen Avrupa ülkelerinden birisidir. İsveç Ortadoğu meselesinde Nato’ya bağlı ülkeler gibi hareket ediyor. ABD’nin Türkiye hükümetine kaşlarını çatması İsveç’i de etkiler. Ayrıca Gülen Cemaati uzun yıllar boyunca İsveç’te alttan alta örgütlendi ve hükümetleri etkileyecek kadar önemli yerler tuttu. İsveç hükümetinin değişmesinde Gülencilerin etkisi de var. Önümüzdeki süreçte Gülen Cemaati’nin İsveç kamuoyunu etkilemesi beklenir.

Seda Şanlıer

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir