KaçAK Saray’ın Kalemleri İş Başında: “Kapatın Hain Yetiştiren ODTÜ’yü!”

j_6914

15 Temmuz’da TSK içerisindeki kimi cemaatçi askerlerin öncülük ettiği darbe girişimi bastırılmış ve OHAL ilan eden Erdoğan iktidarı karşı darbe başlatmıştı.

Süreci değerlendiren birçok akademisyen, aydın, yazar, sendikacı ve çeşitli mesleklerdeki bilim insanı Erdoğan’ın karşı darbesine çeşitli düzeylerde tepki göstermişti.

Uluslarası basında da, yurtiçinde de genel kanı, Erdoğan’ın, başarısızlıkla sonuçlanan darbeyi fırsata çevirip, gücünü arttırmak için tüm muhaliflerini kapsayacak yeni bir saldırı dalgası başlattığı ve bunun kabul edilemez olduğu yönündeydi.

Süreci değerlendirenlerin arasına ODTÜ öğrencileri de katıldı.

Ancak ODTÜ öğrencilerinin ”Ne Darbe, Ne Diktatörlük!” diyerek, KaçAk Saray diktatörlüğüne de, Cemaatçi darbeye de karşı duruş sergilemeleri Erdoğan’ın kalemlerini kızdırdı.

Tetikçiliği, kirli ve eril dili ile nam salmış, gerici ”gazete” Akit, ODTÜ’lülerin bildirisini çarpıttı ve AKP kitlesini kışkırtmaya devam eder nitelikte bir habere daha imza attı.

Gerçeklerin çarpıtıldığını ve yaratılan sahte mağduriyet ile hem geçmişteki Gülen-Erdoğan ortaklığının gizlenmeye çalışıldığını, hem de Erdoğan’dan bir kahraman yaratılmak istendiğini ifade eden ODTÜ’lülerin gerçekleriyle baş edemeyeceğini bilen Akit’çiler, yine yalana ve çarpıtmaya başvurmuş.

”Kapatın Hain Yetiştiren ODTÜ’yü!” sloganı ile duyurulan haberde, ODTÜ’lülerin sokağa dökülen kitlenin, kafa kesen, cinsiyetçi küfürler eden bir karakter taşıdığını ve bu kalabalığın demokrasiyle alakası olmadığını söylemeleri Akit’çiler tarafından ”Yalan” olarak niteleniyor.

Kafa kesme görüntülerinin gerçek olmadığını iddia eden Akit ”gazetesi”, camilerden yapılan cihad çağrısıyla sokağa dökülen gözü dönmüş kitlenin demokrasiyle alakası olmadığını söyleyen ODTÜ’lülerin sala’dan rahatsız oldukları yalanına sarılıyor.

İşte ODTÜ’lülerin bildirisi ve Akit yalancılarının artık klasikleşmiş olan çirkeflik dolu haberlerinin sonuncusu!

13781736_1764314017141555_4047371449667737117_nNE DARBE NE DİKTATÖRLÜK!

15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi ve ardından darbenin bastırılmasıyla Saray rejiminin hızla inşa ettiği diktatörlük toplumda en gerici saflaşmayı yaratmaya başladı. Tayyip Erdoğan, darbecilerin karşısında adeta bir demokrasi kahramanı olarak lanse ediliyor.

İtirazımız var: Darbeye de diktatörlüğe de!
Açıktır ki ne yapılmak istenen darbe demokrasi içindi, ne de darbeyi ezip OHAL ilan edenler demokrasi için hareket etmekte.

Açıktır ki camilerden salalar eşliğinde bildiriler okuyanlar bunu demokrasi için yapmıyor.
Açıktır ki son kurtuluş yolu olarak ücretsiz ulaşım ve bedava kumanya ile kitlesini sokağa çıkarmaya çalışanlar, devletin tüm imkânlarını bunun için seferber etmelerine rağmen 2013 Haziran’ında sokağa çıkan insan sayısının onda birini bile çıkaramayanlar, demokrasi için yapmıyorlar bunu.

Açıktır ki tekbirlerle sokağa çıkıp yirmili yaşlardaki erlerin kafasını kesecek boyuttaki vahşeti sergileyenler bunu demokrasi için yapmıyor.

Açıktır ki meydanlarda tekbir seslerinin arkasında erilliğin en iğrenç boyutlarını, tacizin her türlüsünü sergileyenler bunu demokrasi için yapmıyor.

Açıktır ki üniversitelerde “cemaatçi avı” diye yola çıkıp, Barış İçin Akademisyenler imzacıları ve diğer muhalifleri tasfiye etmeye çalışanlar demokrasi için yapmıyor bunu.
Ve bunca açık gerçekliği biliyoruz ki milyonlar da görüyor ve rahatsız oluyor.

Rahatsızız, darbe girişiminin de darbeyi bastırıp kendi diktatörlüğünü inşa edenlerin de yarattığı rahatsızlıkları fısıltılarla konuşuyoruz.
Ama gün fısıltılarımız birleştirme günü, fısıltılarımızı çığlıklara, haykırışlara çevirme günü. Rahatsızlıklarımızı, korkularımızı, kaygılarımızı bir araya gelerek aşmanın günü.
Gün üniversiteli olmanın üzerimize yüklediği aydın sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmenin günü. Gençliğin direngenliğini ve iki seçenek arasına sıkıştırılamayacağını bir kere daha göstermenin günü.

Gün umutsuzluğu yasaklamanın günü.
Gün o “hürlüğün havasını bir ağızdan tutturmanın günü”.

Gün darbeciler ve Tayyip Erdoğan arasında şekillenen bu saflaşmanın dışında üçüncü bir sesi, “Ne darbe, ne diktatörlük!” söylemini yükseltmenin günüdür.

Gün, gençliğin cüretkârlığıyla üniversitelerimizden bu söylemi yükseltme ve yayma günüdür. Birbirleriyle adeta yandaşlık yarışına girmiş rektörlerin açıklamalarına inat, üçüncü bir sesi, alternatifi tüm üniversitelerden yükseltmenin günüdür.

Bütün üniversiteleri çağrımıza destek olmaya ve ortak bir alternatif kurabilmek için kendi sözlerini söylemeye davet ediyoruz!

ODTÜ ÖĞRENCİLERİ!

Akit’in Haberi:

j_6914
ODTÜ öğrencilerinden 15 Temmuz bildirisi

ODTÜ’lü öğrenciler, darbe girişimine ilişkin yayınladıkları bildiride ‘askerlerin kafası kesildi’ yalanını bir kez daha dile getirdi.


Bölücü terör örgütü FETÖ’nün 15 Temmuz’daki askeri darbe girişimi, CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan‘ın çağrısıyla meydanlara inenlerin mücadelesiyle püskürtülmüştü.


ODTÜ’lü öğrenciler, darbe girişiminin püskürtülmesinden günler sonra, yaşananlara ilişkin bir bildiri yayınladı. Yayınlanan bildiride, darbe girişimine karşı meydanlara inenler için yapılanların demokrasi için yapılmadığı iddia edildi. Bildiride, camilerden okunan selalardan duyulan rahatsızlık da açık bir şekilde ifade edildi.


CAMİLERDEN OKUNAN SELALAR..


İşte ODTÜ’lü öğrencilerin yayınladığı bildiri;


“Açıktır ki ne yapılmak istenen darbe demokrasi içindi, ne de darbeyi ezip OHAL ilan edenler demokrasi için hareket etmekte. Açıktır ki camilerden selalar eşliğinde bildiriler okuyanlar bunu demokrasi için yapmıyor.


ÜCRETSİZ ULAŞIM..


Açıktır ki son kurtuluş yolu olarak ücretsiz ulaşım ve bedava kumanya ile kitlesini sokağa çıkarmaya çalışanlar, devletin tüm imkânlarını bunun için seferber etmelerine rağmen 2013 Haziran’ında sokağa çıkan insan sayısının onda birini bile çıkaramayanlar, demokrasi için yapmıyorlar bunu.


ERLERİN KAFASI KESİLDİ YALANI


Açıktır ki tekbirlerle sokağa çıkıp yirmili yaşlardaki erlerin kafasını kesecek boyuttaki vahşeti sergileyenler bunu demokrasi için yapmıyor. Açıktır ki meydanlarda tekbir seslerinin arkasında erilliğin en iğrenç boyutlarını, tacizin her türlüsünü sergileyenler bunu demokrasi için yapmıyor.

Açıktır ki üniversitelerde “cemaatçi avı” diye yola çıkıp, Barış İçin Akademisyenler imzacıları ve diğer muhalifleri tasfiye etmeye çalışanlar demokrasi için yapmıyor bunu. Ve bunca açık gerçekliği biliyoruz ki milyonlar da görüyor ve rahatsız oluyor.

Rahatsızız, darbe girişiminin de, darbeyi bastırıp kendi diktatörlüğünü inşa edenlerin de yarattığı rahatsızlıkları fısıltılarla konuşuyoruz. Ama gün fısıltılarımızı birleştirme günü, fısıltılarımızı çığlıklara, haykırışlara çevirme günü. Rahatsızlıklarımızı, korkularımızı, kaygılarımızı bir araya gelerek aşmanın günü.

Gün üniversiteli olmanın üzerimize yüklediği aydın sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmenin günü. Gençliğin direngenliğini ve iki seçenek arasına sıkıştırılamayacağını bir kere daha göstermenin günü. Gün umutsuzluğu yasaklamanın günü. Gün o “hürlüğün havasını bir ağızdan tutturmanın günü”.

Gün darbeciler ve Tayyip Erdoğan arasında şekillenen bu saflaşmanın dışında üçüncü bir sesi, “Ne darbe, ne diktatörlük!” söylemini yükseltmenin günüdür. Gün, gençliğin cüretkârlığıyla üniversitelerimizden bu söylemi yükseltme ve yayma günüdür. Birbirleriyle adeta yandaşlık yarışına girmiş rektörlerin açıklamalarına inat, üçüncü bir sesi, alternatifi tüm üniversitelerden yükseltmenin günüdür.

Bütün üniversiteleri çağrımıza destek olmaya ve ortak bir alternatif kurabilmek için kendi sözlerini söylemeye davet ediyoruz”

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir