KADDAFİ’NİN LİNÇ EDİLMESİ VE AKP GELENEĞİ

AKP hükümeti Libya’yı ve Kaddafi’yi sırtından vurdu. Hükümet önce Batılılara karşı Libya’ya sahip çıkıyor göründü. Sonra bir baktık ki Türkiye, Libya’ya karşı savaş gemilerini gönderen Haçlı güçlerin başında yeralmış, Batı işbirlikçisi isyancılara para ve silah yardımı yapıyor. Türkiye Batılı güçlerin Ortadoğu’daki saldırılarına bir yandan karşıymış görünürken diğer yandan alttan alta gayretli bir işbirliği içinde.

Kaddafi’nin başına gelenler Arap baharının iç yüzünü ortaya koyuyor. Libya’yı “demokrasi” ve “insan hakları” adına işgal ettiler. Kaddafi Batı işbirlikçisi gericilerin “Allah- ü Ekber!” çığlıklarıyla linç edilerek öldürüldü. Kaddafi’yi sonunda havadan vurup yaralı olarak dinci serserilere teslim ettiler. Türkiye’nin “Özgürlük Savaşçıları” diye desteklediği kışkırtılmış çapulcuların Tekbir getirerek Kaddafi’nin kafasına taşla vurmaları, ona sopa ile cinsel tacizde bulunmaları, ileride satmak için parmağından evlilik yüzüğünü çalmaları vb video görüntülerine yansıdı. İnsanda derin nefret uyandıran o görüntüleri galiba eğitim aracı olarak kullanıyorlar. O görüntüler Batılara itaat etmeyen yönetimlerin başlarına gelecekleri gösteriyor.

Kaddafi, NATO işgali öncesi ülkesini terketmesini isteyenlere ;“Yurt dışına da gitsem, devrim lideri olarak davranacağım için beni gene öldürürler”, dedi. Kaddafi ülkesinde kaldı ve ülkesini emperyalist işgale karşı savunarak öldü. Kaddafi kendisini linç eden serserilere “Ben sizin babanınızım, bu yaptıklarınız yanlış ve günah,” dedi. Batılıların ve Türkiye hükümetinin özgürlük savaşçıları Libyalı dinciler ise “Kaddafi gerçek Müslüman değildi, yapılanları haketti” dediler. Böylece “gerçek Müslüman” olmayanlara yapılabilecekler de ifade edilmiş oldu.

Emperyalistlerin ve AKP’nin özgürlük zaferleri kutlu olsun! Irak’ı nasıl özgürleştirdilerse Libya’yı da öyle özgürleştirecekler. Türkiye emperyalizmin Truva atıdır, diyoruz. Türkiye hükümeti yakın zaman önce hem Libya hem İran ve hem de Suriye yönetimleri ile kolkola göründü. Erdoğan bir yandan Egenekon operasyonları adı altında yargıda ve orduda Alevi tafiyesi yaparken (Orduda Alevi Tasfiyesi ve iki Strateji, Odak, Ocak 2010) diğer yandan Alevi reformundan söz ediyor olması ve aynı süreçte Suriye ile özellikle yakın görünmesi önemlidir. Çok sinsi davranıyorlar. AKP ayrıca Batı’ya karşı Suriye ve İran’ın savunucusu pozlarındaydı. Öyle ki, muhalefet partileri bile Erdoğan’ın Türkiye’yi Batı’ dan uzaklaştırdığını iddia ediyorlardı. Oysa muhalefet partilerin endişe edecekleri bir şey yoktu, çünkü Türkiye hükümeti Batılı emperyalistlere muhalefet partilerinden daha çok bağlıydı. Daha önceleri de yazmış olduğumuz gibi Batılılar Arap Baharı denen süreci Türkiye’de başlattılar. Türkiye’yi böylece daha sonraki süreç için kendilerine sağlam üs yaptılar. Bu süreç Huntington’un Medeniyetler Çatışması adlı kitabında tasarlanmıştı. Amaç Rusya’nın toparlanmasına fırsat vermemek, hızla ilerleyen Çin’in önünü kesmek ve böylece ABD’nin egemenliğini kalıcı hale getirmekti. Enerji kaynaklarına el koymak bu amacın en önemli araçları arasındaydı (Dünya Türkiye Sosyalizm, Odak Yayınları, 2004).

Süreçte Türkiye’ye önemli rol verildi. AKP’nin iktidara getirilişi, daha sonra Arap Baharı olarak adlandırılacak sürecin ilk adımlarıydı. Erbakan tasifiye edildikten sonra, Gülen cemaati ile Milli Görüş Hareketi kaynaştırıldı. On yıllardır ABD emperyalistlerinin koltuğunun altında büyütülen Gülen cemaati ile AKP, iktidarda birleştirildi. Arap ülkelerinde kanlı işgallerle gerçekleştirilen rejim değişiklikleri Türkiye’de görece çok daha kolay kotarıldı. Batılıların “Ilımlı İslam” adı verdikleri rejimin yerleştirilmesine karşı direnişin merkezi orduda idi. Ordunun ise karşısında hiç direnemeyeceği güç ABD idi. Generaller birer birer tasfiye edildiler. Bu işler Irak, Libya ve Suriye’de ne adına yapılıyorsa Türkiye’de de o adla yapılmıştı: DEMOKRASİ! Sol bu sürece direnemediği gibi bir kısım Marksist sol da sürecin destekçisi durumuna düştü. Şimdilerde hedefin Suriye’den Sudan’a kadar Sunni iktidarları olduğu söyleniyor. Türkiye televizyonlarında, Osmanlı ,Muhteşem Süleyman dizileri yayınlıyor. Muhteşem Süleyman her adımında şeyhülislama danışıyor. O şeyhül islam Alevileri katletmenin meşru olduğu fetvalarının veren insandır.

AKP hükümetinin emekçilerin düşmanı olduğu biliniyor. Ama mesela CHP de emek düşmanıdır. AKP Hükümetinin Kürt düşmanı olduğu biliniyor. Ama CHP de Kürt düşmanlığında ondan geri kalmadı. AKP iktidarının özgün yanı ise çok köklü solcu ve Alevi düşmanlığına dayanıyor olması dır. AKP bu yönünü gizliyor ve işini alttan alta yürütüyor. Kürt hareketine karşı tavırlarında dahi bu görülür. Onlar gerici dinciliğin önünü açmak için Kürt Ulusal Hareketi içindeki solcu ve Alevi kökenli güçleri özellikle hedef alıyorlar.

Türkiye’nin mezhepçi yöneticileri Suriye’ye karşı giriştikleri tertiplere itiraz edenlere “Suriye yönetimini Alevi diye mi savunuyorsunuz?” şeklinde karşılık veriyorlar. Türkiye şimdi Suriye’yi Batılılara teslim edecek olan isyancılara üs sağlıyor. Kendi ülkesinde diktatörlüğünü kuran Erdoğan Suriye’deki isyanı Batılılardan da gayretli destekliyor. Hem de demokrasi adına! Türkiye insanı ekranlara “Allahu Ekber!” çığlıkları ile yansıyan Libya’daki linç sahnesini 1993 Sivas katliamından hatırlıyor. Arap baharı işte o gelenektir. “Suriye’den Sudan’a Sunni kuşağı “denen Batı projesi de işte o gelenektir. Bu gelenek özgürlük ve demokrasi adına davranıyor görünmeye çalışırken emperyalizme bağımlı bir dinci baskı düzenini getiriyor.


 

, , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir