Kadınlar “Artık yeter!” demeli, insanlık dışı sisteme direnmelidir

Fevziye Polat

Kadının toplumsal konumu nedir? Bu toplumdaki değeri ve yeri neresidir? Bunlar bizi ilgilendiren ve en acil şekilde cevaplanması gereken sorulardan birkaçıdır. Onu, toplumun her alanında dışlayarak eve hapseden kapitalizm ve sıkı sıkıya bağlı olduğu erkek egemen ideoloji, kadının yerini de kendi sınıfsal çıkarlarına göre ayarlamaktadır.emekci-kadinlar-kortej.img_assist_custom-610x300

Kadının direncini kırmakta, merakını köreltmekte ve onu kendisine bağımlı kılmaktadır kapitalizm. Ucuz iş gücünden başka bir şeye yaramaz olarak görülen ve sisteme sömürülecek işçi çocuklar doğurmakla görevlendirilmiş bir kadın yaratmaya çalışan bu sistem; toplumun kadına olan bakış açısını da, toplumdaki kadın algısını da, kadının toplumdaki değerini de kendi düzen çıkarlarına göre belirlemiştir. Gördüğü her türlü baskıyı ve sömürüyü “doğal ve onun doğası gereği” olduğunu kanıksatmış, sorgulamayan ve tek tip-itaatkar bir kadın modeli yaratılmaya çalışılmaktadır.

Böyle bir ortamda ise, kadının bunca ağır ve yok edici, onu tamamen silikleştiren politikalara ve yasalara karşı sesini yükseltmemesi düşünülemez. Hal bu durumdayken kadının “Artık yeter!” demesi de, mücadelesi de haktır. Kadınların talepleri ve mücadeleleri dört bir yandan yankılanmalıdır.

Emekçi kadınların ve kadın devrimcilerin son yüzyılın devrim mücadelelerinde tuttukları yer; faşizme karşı direnişlerde ve ulusal kurtuluş mücadelelerinde, sokakta ve haksızlıklara karşı duruşlarında sergiledikleri büyük kahramanlıklar yakın dönemin gerçekleri olarak bilinmektedir. Kadınlarımız sisteme ve sömürü çarkına karşı savaş halindedir.Elbette Türkiye’de de emekçi kadının cinsel ezilmişliği de her alanda ve her yönüyle yaşanmaktadır. Burjuva toplumun aldatıcı ve iki yüzlü yasaları ise ona pek yarar sağlamamaktadır. Kapitalizm kadına baskı, sömürü, sefalet, kölelik, savaş ve yıkım getirmektedir. Diğer yandan ise kadını git gide üretim sürecine daha çok sokarak, kadın ve erkek emekçilerin birlikte mücadelesinin de koşulları yaratılmaktadır. İktidardakilerin, sermaye devletinin ve dinci gericilerin kadını ve kadın bedenini aşağılayıcı ve onu ötekileştirici söylemleri, kadını umutsuzluğa ve yıkıma götürmekte ve yalpalamalarına neden olmaktadır. Fakat bizler, bu sistemin; bu eril dil ve gerici zihniyetin bize bir şey kazandırmayacağını biliyoruz. Kadınlar başını öne eğip gitmek yerine, direnişe geçmeyi tercih etmelidir.disk-kadin

Otobüste şort giyen kadına tekme atan adam tahliye edilirken fabrikada tacizlere maruz kalan kadın işçiler cezalandırılıyorsa bu adeta tacizcilerin ödüllendirildiği anlamına gelmektedir.

Biliyoruz ki bu yasalar da, bu yargı ve sistem de bizden değil. Tacize, tecavüze, sömürüye ve baskıya uğrayan; katledilen kadınlar olarak tüm emekçi kadınların, ezilen kadınların sesini duyurmak için, mücadelemizi ilmek ilmek örmek adına dayanışma içerisinde olmalı ve insanlık dışı bu sisteme karşı direnmeliyiz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir