KIZILDERE ŞEHİTLERİ 41. YILINDA BİR KEZ DAHA UNUTULMADI

30 Mart Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde 1972’de Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve dokuz yoldaşını anmak için bir araya gelen Devrimci Hareket, Emekçi Hareket Partisi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Kaldıraç, Odak ve Proleter Devrimci Duruş; buradan atılan sloganlar ve ajitasyonlar ile Taksim Meydana yürüdü.

Eylem sırasında sık sık “Kızıldere Son Değil Savaş Sürüyor”, “Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma”, “Yaşasın Devrim ve Sosyalizm” sloganları atıldı.

Buradan Taksim Meydana gelen yüzlerce kişi, coşkulu bir şekilde sloganlarını atmaya devam etti. Sonrasında okunan basın açıklamasında, Kızıldere ruhunu, Mahirlerin dayanışma ruhunu devam ettirdiğimiz, bugün Ortadoğu ve Dünyada gelişen olaylara karşı Anti-emperyalist tavrımızı her daim göstereceğimiz, Kızıldere’de katledilen devrimcileri sadece anmak değil onların mücadelesini sürdüreceğimiz vurgulandı.

Basın açıklamasından sonra Grup Adalılar “Kızıldere” ve “Çav Bella” marşlarını okudular. Marşlardan sonra atılan sloganlar ile eylem sona erdirildi. Aşağıda eylemde okunan basın açıklamasını yayınlıyoruz:

KIZILDERE SON DEĞİL, SAVAŞ SÜRÜYOR!

Bugün, bundan 41 yıl önce Kızıldere’de üzerine bombalar yağdırılarak yok edilmeye çalışılan 10 devrimci siper yoldaşımız için buradayız. Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy’un 30 Mart 1972’de devlet tarafından katledilişlerinin 41. yılında buradayız. Yok etmeye çalıştıkları yoldaşlarımızın, yok edemedikleri fikirlerinin devamcıları olarak buradayız, onların sosyalizm yolunda yürüttükleri devrim mücadelesinin peşini bırakmayanlar olarak buradayız. Emperyalizme karşı mücadelenin devamcıları olarak buradayız. Onların açtığı yolda örgütlü mücadelenin bayrağını taşıyanlar olarak buradayız. Kızıldere’de düştüklerinde tarihe yazdıkları devrimci dayanışmanın devamcıları olarak buradayız.

Kızıldere devrimci dayanışmanın eylem pratiğidir

Onları, 1971’de kaldıkları Maltepe Cezaevi’nden kaçarak, siper yoldaşları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek amacıyla, NATO’ya bağlı Ünye Radar Üssü’nden, üç İngiliz askerini kaçırarak Kızıldere’ye götüren teoride ortaya koydukları sosyalizmi, pratikte bir eylem deneyimi olarak ortaya koymaktır. Kızıldere böyle bir devrimci dayanışmanın örneğini tarihe koymuştur.

Darağacında “Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Emperyalizme Karşı Mücadelesi” diye haykıran Deniz Gezmişlerin, işkencede günlerce ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkayaların, Kızıldere’de “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik.” diyen Mahir Çayanların kararlı mücadelesini yalnızca anmak için değil, bugünün mücadelesinde yaşatmak, aynı devrimci kararlılıkla, onların fikirlerini uygulamak için buradayız.

Kızıldere kahramanlık hikayesi değil, eylem kılavuzudur

1971’de açılan bu yol, bizlere yalnızca kahramanlık hikâyesi değil, asıl olarak yarattığı ve bugünümüze armağan ettiği devrimci ideolojinin ve dayanışmanın, siper yoldaşlığının ve devrimci eylemin deneyimidir. Bu sadece teorik bir çıkış değil, aynı zamanda devrimci pratikle de ortaya konan bir mücadeledir. İşte Kızıldere, böyle bir direniş kuşağının, bizlerin bilincindeki en canlı örneklerinden biridir.

Kızıldere Emperyalizme karşı çekilen bayraktır

Emperyalizmin o yıllarda karşısına dikilen Mahirler gibi, bugün emperyalizme karşı direnen halklar, 6. Filoyu unutturmayacaktır! Emperyalizmin tüm Ortadoğu ve Dünya üzerinde uyguladığı politikalar, elbet halkların direnişiyle son bulacaktır. Emperyalizme karşı mücadele edenler her defasında 6. Filoyu hatırlatacaktır. Mahirler emperyalizme karşı mücadelenin önderi oldular, bugüne ışık tuttular. Bizler de bugünün mücadelesinde onların açtığı yoldan gidecek, Emperyalizmi yeryüzünden sileceğiz.

Katliamları zamanaşımına gömen AKP hükümeti, aynı ideolojinin temsilcisidir.

Kızıldere’den Çorum’a, Sivas’tan Maraş’a, Roboski’ye kadar, halklarımıza katliamdan başka hiçbir şeyi reva görmeyen dünün egemenleri ile bugünkülerin arasında öz itibariyle hiçbir fark yoktur. Devrimcileri ve muhalif tüm kesimleri tutuklayan, hapishanelere koyan o günün katliamcı geleneğinin bugünkü temsilcisi AKP hükümetidir. Memleketin kanlı tarihini zamanaşımına gömen zihniyet ile Kızıldere’de yoldaşlarımızı katledenler, aynı düzenin birbirini tamamlayan parçalarıdırlar.

Demokrasi makyajı altında, gericiliğin mevcut tüm biçimlerini pervasızca uygulayan, işçilerin ve emekçilerin kazanılmış haklarını birer birer ellerinden alan, istikrar kandırmacasıyla bizleri işsiz ve aç bırakan bu düzenin, halklarımıza zulümden ve yoksulluktan başka verebileceği hiçbir şey yoktur! İşte bu yüzden, devrimciler olarak; tüm baskı ve katliamlara rağmen, bedeli her ne olursa olsun Mahirler, Denizler ve İbrahimler gibi yaşayacak, onlar gibi mücadeleye devam edeceğiz. Bugün onları yalnızca anmıyoruz, aynı zamanda fikrilerini uygulamak için peşlerinden yürüyoruz. Kızıldere bizler için son değil, savaşını izinden sürdürdüğümüz bir eylem kılavuzudur.

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM!
YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA!

Devrimci Hareket, Emekçi Hareket Partisi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Kaldıraç, ODAK, Proleter Devrimci Duruş

İSTANBUL-ODAK/ 30.03.2013

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir