Komutan Ernesto Che GUEVARA

Ümit Güler- 15/10/2013-

Ernesto Che Guevara, 14 Haziran 1928’de Arjantin’de Rosaria’da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 1953’de Buenos Aires Üniversitesi tıp fakültesinden mezun oldu. Latin Amerika ülkelerini bir baştan bir başa gezerken birçok insanın yaşadığı yoksulluk koşullarını doğrudan gözlemledi. Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı. Ancak, 1954’de ülkede bir darbe oldu ve Meksika’ya gitmek için ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Orada Küba’daki Batista diktatörlüğüne karşı devrimci bir saldırı hazırlığında olan Fidel Castro, Raul Castro ve diğer Kübalı devrimcilerle karşılaştı.

Kasım 1956’da aralarında Che Guevara’nın da bulunduğu bir grup genç devrimci Fidel Castro önderliğinde Granma yatıyla Küba’ya döndüler. Batista hükümetinin birlikleriyle girdikleri ilk eşit olmayan çatışmada genç devrimcilerin çoğu öldürüldü. Guevara, vurulan bir yoldaşının düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbi malzeme çantasını bıraktığını ve o anı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak hatırladığını yazar.

Fidel, Che ve diğer hayatta kalanlar Sierra Maestra Dağları’nın derinliklerinde yeniden bir araya geldiler. Orada Ocak 1959’da zaferle sonuçlanan Küba devrimci savaşını başlatmak için devrimci bir üs oluşturdular. Che Guevara, Fidel Castro liderliğinde yeni devrimci hükümette Küba Merkez Bankası Başkanlığı ve Sanayi Bakanlığı gibi çok önemli görevler aldı. Emperyalizme karşı mücadele sürecinde birçok önemli uluslararası konferans ve örgütte Küba’yı temsil etti. 1960’lardaki solcu gençliğin ideolojilerinin oluşmasında önemli bir rol oynadı. Artık başka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiği kararını vermişti.

1965–1966 yılları arasında Che Küba’yı terk ederek ilk olarak Kongo’ya gitti ve bu orta Afrika ülkesinde devrimci bir örgüte katıldı. Daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekat Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağı Bolivya’ya gitti. 1966 Sonbaharı’nda Bolivya’da Santa Cruz’da devrimci gerilla güçleri örgütledi. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elinde iken katledildi. Che’nin biraz sonra onu vuracak olan katiline söylediği son sözlerindeki inanç ve cesaret düşmana sonsuz bir korku salmaya yetecekti; “Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın!” Che Guevara öldü ancak onun yeni bir toplumla ilgili ilerici devrimci düşünceleri Latin Amerika ve dünya çapında tüm devrimcilerin zihinlerinde kaldı. Che kısa ve onurlu yaşamında, insanlık var oldukça var olacak ve yeşerip göğe yükselecek bir tohum ekti yer yüzüne.

3 Ekim 1965’de Fidel Castro, Che’nin ünlü veda mektubunu Küba Halkı’na okudu.

imagesChe’nin Fidel’e veda mektubu

Fidel,
Dünyanın başka ülkeleri benim mütevazı çabalarımın yardımını istiyor. Ben senin Küba’ya olan sorumluluğunun sana imkân vermediği şeyi yapabilirim.

Ayrılmamızın zamanı geldi.
Bunu acı ve sevincin karışımıyla yaptığım bilinsin; burada benim kurucu umutlarımın en safını ve sevdiklerim arasında en sevgili olanı bırakıyorum ve beni evladı gibi kabul eden bir halkı bırakıyorum. Bu, benim ruhumdan bir parça koparmaktır. Yeni savaş alanlarında bana vermiş olduğun inancı, halkımın devrimci ruhunu, görevlerin en kutsalı olan nerde olursa olsun emperyalizme karşı mücadele etme görevini yerine getirme duygusunu taşıyacağım. Başka gökler altında son saatim geldiğinde benim son düşüncem bu halk ve özellikle sen olacaksın. Öğrettiklerin için ve eylemlerimin en son sonuçlarına dek sadık olmaya çalışacağım, örneğin için sana teşekkür ettiğimi, Devrimimizin dış politikası ile her zaman özdeşleştiğimi ve buna devam edeceğimi, sonumun geldiği herhangi bir yerde Kübalı devrimci olmanın sorumluluğunu duyacağımı ve öyle davranacağımı, çocuklarıma ve karıma maddi hiçbir şey bırakmadığımı ve bundan üzüntü duymadığımı, aksine sevindiğimi, onlar için hiçbir şey istemediğimi çünkü devletin onlara yaşama ve eğitim görmeleri için gereken her şeyi vereceğini biliyorum.
Her zaman zafere kadar!
Ernesto

Che’nin çocuklarına veda mektubu


Che_Guevara_-_Familia
Sevgili Hildacık, Aleidacık, Camilo, Celia ve Ernesto

Eğer bu mektubu okumanız gerekirse bu, sizlerin arasında olmadığımdan olacaktır. Beni zar zor hatırlayacaksınız, en küçükleriniz ise hiç hatırlamayacaktır. Babanız düşündüğü gibi hareket eden bir adamdı ve kesinlikle inançlarına bağlıydı.

İyi bir devrimci olarak yetişin. Doğaya egemen olmayı olanak kılan tekniğe egemen olmak için çok çalışın. Devrimin önem- li olduğunu ve bizlerin yalnız başımıza hiçbir değerimizin olmadığı hatırda tutun. Her şeyden önce de dünyanın her- hangi bir yerinde herhangi bir kişiye karşı yapılan herhangi bir haksızlığı daima yüreğinizin en derin yerinde hissedebilin. Bu, bir devrimcinin en güzel niteliğidir. Sizi ufaklıklar, hep görmeyi umuy- or ve kocaman kucaklıyorum. Babanız

Che’nin Ailesine Veda Mektubu

Sevgili Canlar, Bir kez daha bacaklarımın arasında Rocinante’nin kemikleri fırlamış sağrılarını hissetmeye başladım. Yine elde kalkan, yollara düşüyorum. Yaklaşık on yıl kadar önce, size yine böyle bir veda mektubu yazmıştım. Hatırladığımca, daha iyi bir asker, daha iyi bir doktor olamamaktan yakınmıştım. Artık doktorlukla ilgilenmiyorum, ama öyle kötü bir asker değilim artık. Çok daha bilinçli olmanın dışında, hiçbir şey değişmedi özünde; Marksizm anlayışım derinleşti ve netleşti. Özgürlük adına savaşanlar için tek çözüm yolunun silahlı mücadele olduğuna inanıyorum ve bu inanca uygun olarak davranıyorum. Çokları bana maceracı diyecek, evet öyleyim -ama farklı bir türden- inançlarını doğrulamak için postunu tehlikeye atan türden…

Belki de bu benim son mektubum olacak. Ölmeye niyetim yok ama, mantıklı ihtimaller arasında bu da var. Öyle olursa, son kez kucaklarım sizleri. Sizleri çok sevdim, yalnız bu sevgiyi nasıl ifade edeceğimi bilemedim; aşırı bir katılıkla kendi yöntemlerime bağlı kaldım, ve bazı kereler beni anlayamadığınızı sanıyorum. Beni anlamak kolay değildi, ama salt bugünlük olsun bana inanın. Bir sanatçının dikkatiyle eksiklerini giderdiğim iradem taşıyacak artık sallanan bacaklarımı ve tükenmiş ciğerlerimi. Bunu yapacağım. Arada bir düşünün yirminci yüzyılın şu fedaisini. Celia’yı, Roberto’yu, Juan Martin’i, Pototin’i, Beatriz’i, herkesi öperim. Ve isyankâr, başıboş oğlunuz sizleri kucaklar.

Ernesto

…Ve ölüm Che’yi Bolivya’da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos’un askerleri O’nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağır bir yara aldı ve Hieguras’da bir okula hapsedildi. Kimsenin karşısında eğilmedi. 9 Ekim günü Barrientos’un kiralık katillerinden Mario Turan’ın dokuz kurşunuyla katledildi.

Che Guevara’nın Marksist Bakış Açısı


Che’nin düşünceleri, birçok et- menden, özellikle de Marksist bakış açısından kaynaklanıyordu. Bu nedenle Che’yi yalnızca dostları ve onu tanıyanlar değil, o da kendisini bir Marksist olarak tanımlıyordu. Che’nin düşüncelerinde özel bir yan olarak öne çıkan önemli bir özellik, Che’nin Marksizmi yalnızca kitaplardan ve masa başında değil kendi yaşam deneyimlerinden, halkın yoksulluğundan, yaşadığı yerlerdeki emperyalistlerin ve sömürgecilerin sömürüsünden öğrenmişti. Che, bu deneyimleri üniversiteden mezun olduktan hemen sonra ve bölge ülkelerini dolaşırken yaşamış ve bunları başkalarıyla paylaşmıştı.

Bu, dogmatizm karşısında Che’nin Marksist bakış açısında önemli bir nitelik oluşturuyor. O, Marksizm-Leninizmin gerçek bir toplumun inşasına bürokratik ve mekanik bir tarzda uygulanması düşüncesini kabul etmiyordu. Marksizm-Leninizmin bir sistem içinde bir kalıp olarak almanın ve onu ölümsüz, sarsılmaz ve değişmez bir gerçek olarak görmenin mutlak bir dogmatizmden başka bir şey olmadığını söylüyordu.

Che Guevara’nın “yeni tip insan” hakkında düşüncesi

Che, devrimin yalnızca toplumsal yapı ile rejimin kurumlarının değişmesi olmadığını, aynı zamanda insanların, onların bil- inç ve değerlerinin, insanlar arasındaki toplumsal ilişkilerdeki gelenekler ve alışkanlıkların da köklü bir tarzda ve bütünüyle değişmesi olduğunu savunuyordu. Bir devrimin ancak “yeni insanı” yarattığında gerçekleşeceğini öne sürüyordu. Che’nin düşüncesine göre gerçek devrimci yeni insanlar, tüm yaşamlarını çalışmaya adamalıdır. Bu insanlar, yeni güne devrim için uyanmalıdır. Bu, toplumsal çıkar için kendi mücadelelerini olduğu gibi çalışmaya kurban etmek değildir. Eğer bu eylem gerçekten bireysel arzulardan kaynaklanıyorsa ve bireysel ihtiyaçları karşılamak içinse bu bir kendini kurban etme değildir. Dolayısıyla burada “kurban etme” sözcüğü söz konusu değildir. Bu, gerçek anlamıyla devrim tarafından aydınlanan ve dikkatli ve düşünceli bir tarzda çalışan bir devrimcinin en önemli niteliğidir. Ancak, bu basit bir gerçeklik değildir ve yanlış yanlar her zaman vardır. Devrimciler için en büyük zorluk, toplumsal çevrenin geliştirilmesi için özel sonuçlar elde etmek ve bu yönde davranmak için kendi duygularından ve algılarından kurtulabilmektir.

Che’nin devrimci düşüncelerinde öne çıkan bir diğer özellik de gençlerin ve siyasi partinin toplumsal rolüyle ilgili getirdiği tanımdır.

Birincisi, gençler “yeni insan”ın yaratılmasında çok önemli rol oynarlar. Gençler bir komünist olmaktan gurur duymalı ve belli bir anda ve belli bir yerde ideallerini ortaya koymaya hazır olmalıdır. Bu arada, gençler, her hangi bir sorun ya da bir adaletsizlik karşısında duyarlı olmalıdır. Her zaman sahip olduklarıyla yetinmemeli, bilmediklerini araştırmak ve öğrenmek için hazır olmalı, bilgilerini zenginleştirmek için yeni bilgileri almalı ve öğrenmelidir.

İkincisi, bütün siyasi partiler ve öncü örgütlenmeler, en seçkin insanları bir araya getirmelidir. Bu durumda, “yeni insan” kavramı, herhangi bir görevi yerine getirmeye hazır politikacı olarak anlaşılır (Che onlara “kadrolar” diyordu). Che şöyle diyordu: “Kadro, ideolojik motorun en önemli parçasıdır. Bu mo- torun dinamik bir vidası olarak adlandırabileceğimiz bir şeydir; işlevsel parça olduğu sürece bir vida, doğru işlevini yerine getirecektir; kadronun dinamikliğinin ölçüsü, onun yalnızca sloganları ya da talepleri aşağıya ya da yukarıya basitçe aktaran bir aracı olmaması, tam tersine kitlelerin gelişmesine ve liderlerin bilgisine yardımcı olan bir yaratıcı olmasıdır.”

Che’nin bakış açısında yer alan enternasyonalist ruh

“Devrimci, sosyalizmin inşasının dünya ölçeğinde tamamlanmasına kadar, hiç durmayan eylemiyle kendisini çaba içinde gören devrimin ideolojik motor gücüdür. Eğer onun devrimci coşkusu, acil görevler bölgesel düzeyde yerine getirildiğinde körleşir ve bu devrimci, proletarya enternasyonalizmini unutursa, onun önderlik ettiği devrim, esinlendirici bir güç olmaktan çıkacak ve devrimci, amansız düşmanımız emperyalizmin çok iyi yararlanacağı uyuşturucu bir rehavete gömülecektir. Proletarya enternasyonalizmi, bir görevdir ancak aynı zamanda o devrimci bir zorunluluktur. Dolayısıyla halkımızı bu yönde eğitiyoruz!”

Che Guevara’nın bu bakış açısı, derin bir insani devrimci anlam taşımaktadır. Che’nin bakış açısındaki gerçek insancıllığın en yüce değeri, mantıksal olarak Marksist hümanizmden başka bir şey değildir. Onun eseri, tüm dünyada proletaryanın kurtuluşunu arayan uluslararası bir görüş içeren, bireysel ve ulusal faktörü aşan enternasyonalist ruh biçiminde belirgin bir eğilimi ortaya koymaktadır

Açıktır ki, onun bu enternasyonalizmi, yalnızca bir duygu değil, her şeyden önce, baskı ve adaletsizlikten insanlığı kurtarmak için verilen mücadelede uluslararasında gerçek ve dinamik bir birliğin gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle kurtuluş tek bir eylemle sağlanamaz, kurtuluşun sağlanması bir süreç olmalıdır.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Hayatını halkların özgürlük mücadelesine, devrim ve sosyalizm kavgasına adayan Komutan Ernesto Che Guevara’yı katledilişinin 46. Yılında saygıyla anıyoruz!

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir