Kriz Üzerine Bir Emekçi İle Söyleşi

Son dönemlerde kendini oldukça yoğun hissettiren, merkezi ABD olan kriz bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de büyük oranda etkiledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “kriz bizi teğet geçecek” demesine rağmen, iş yeri iflaslarının, işten çıkartmaların, zamların önüne geçilemedi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun son araştırmasına göre “işsiz” sayısı 3 milyon 802 bine çıktı. Biz de sizinle son dönemlerde çok fazla artış gösteren “işsizlik” ile ilgili bir röportaj yapmak istedik. Röportajımızı, Sarıyer bölgesinde oturan 45 yaşlarında kamuda çalışan Kemal Ağabey ile gerçekleştirdik. Kemal Ağabey evli ve üç çocuk babası. Çocuklarından ikisi çalışıyor hem de zor şartlarda, bir çocuğu da üniversite mezunu olmasına rağmen işten çıkarılmış. Gerekçe KRİZ… Şimdi sizlere röportajı sunuyoruz.

Odak: Bir işte çalışıyor musunuz?
Kemal: Evet, çalışıyorum.

Odak: Ne kadar süredir çalışıyorsunuz?
Kemal: 20 yıldır çalışıyorum.

Odak: Çalıştığınız yer krizden etkilendi mi? Kriz sonrasında eskiye göre çalışma şartlarınızda değişimler oldu mu? Biraz bahseder misiniz?
Kemal: Evet kriz sonrasında çalışma düzenimizde değişiklikler oldu. Ben yarı kamuya ait olan bir yerde çalışıyorum. Çalışma süreleri yükseltilirken, yapılan zam oranının düşürülmesi gibi değişimler yaşadık. Bu değişimleri daha çok taşeron firmalarda çalışanlar yaşadı. Bizler ise krizin sonuçlarının etkisini en çok ekonomik bütçede hissettik. Temel gıdalara, doğalgaz, elektrik, su faturalarına gelen zamlarla birlikte yaşadık.

Odak: Çalıştığınız yerde işten çıkarmalar yaşandı mı? Çalışma arkadaşlarınız işsiz kalmak zorunda kaldı mı?
Kemal: Şu ana kadar kriz sebebiyle işten çıkarılan olmadı. Çünkü çoğumuz ‘kadrolu’ olarak çalışıyoruz. Bunun yanı sıra ‘sendikalı’ olmamız da işten çıkarılma yaşanmamasında önemli derecede etkili oldu.

Odak: Peki daha önce çalıştığınız yerler var mı? Varsa ayrılma nedenleri nelerdir?
Kemal: Nobel İlaç Fabrikası’nda ve Topkapı Şişecam’da çalıştım. Topkapı Şişecam’da çalıştığım sırada sendikal mücadele verdiğim için işten çıkarıldım. O zaman bağlı bulunduğumuz sendika, işverenin bizlere tekrar işe dönmemiz için çağrıda bulunacağını söyledi; fakat böyle bir gelişme yaşanmadı. Sadece maaşımı verdikten sonra işime son verilmekle kaldı.

Odak: Sizce neden işsizlik var, neden işsiz kalıyoruz?
Kemal: İşsizliğin en önemli nedeni; SSK, SEKA, Türk Telekom, Karayolları, Sümerbank, Petrol Ofisi, Et ve Balık kurumu gibi büyük devlet kuruluşlarının ÖZELLEŞTİRİLMESİdir. Bu özelleştirmeler sonucunda işten çıkarmalar artmış, ‘taşeronlaşmanın’ önü açılmıştır. Taşeron firmalar çalışma koşullarını fazlasıyla geriye çekmişlerdir. Bir taşeron firma kendi bünyesinde çalıştırdığı işçiyi asgari ücretle, sigortasız çalıştırabiliyor, istediği gibi işten çıkarabiliyor ve çıkış göstermeyebiliyor. Emeklilik yaşının 65 olduğu bir dönemde bu şekilde çalışan bir işçinin emekli olması çok zor.

Odak: Artan iflaslar, zamlar, işten çıkarmalar gibi gelişmelerle kendisini ifade eden ekonomik krizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kemal: (Gülerek cevap veriyor) Sayın Başbakan “kriz bizi teğet geçti” diyor, rüya âleminde yaşıyor. Kriz en çok Pakistan, Gürcistan, Türkiye gibi az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri etkiledi. Bu kriz de yoksul halkı eziyor, sömürüyor.

Odak: Bu krizin farklı bir özelliği yok mu? Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da da bu kriz etkili olmadı mı? Amerika’nın en büyük bankalarının kendini feshetmesi krizin bir sonucu değil mi?
Kemal: Amerika’daki bu işveren kendileri tavsiye etti. İşçileri mağdur etmek için böyle bir şey yaptı. Yoksa zengin yine zengin; fakir yine fakir… Kriz yine fakirleri vurdu.

Odak: Sizce işsizliğe karşı nasıl mücadele edebiliriz?
Kemal: Tabi öncelikle iş bulup işimize sahip çıkmamız gerekiyor. İşsizliğe karşı mücadele edebilmemiz için bilinçli ve örgütlü bir toplum yaratmamız gerekiyor. Örneğin benimle aynı yerde çalışan ve benimle aynı işi yapan arkadaşım taşeron firmaya bağlı olarak çalıştığı için hiçbir sosyal hakka sahip değil. Esnek çalışma ve kendi dedikleri işçilere dayatılıyor. Çalışma için bir gün başka bir yere, bir gün başka yere gönderme rahatlığını bulabiliyorlar. İşsizliğe çözüm bulmak için örgütlü olmamız şart.

Odak: Toplumun örgütlülüğünü nasıl sağlayabiliriz?
Kemal: İnsanlarla birebir ilişki kurarak, diyalog sağlayarak örgütlü toplumu yaratabiliriz.

Odak: Elimizden alınan haklarımızı geri almak ve var olan haklarımızı korumak için işçiler arasında bir dayanışma oluşturabilir miyiz?
Kemal: İnsanlarda önceden olduğu gibi dayanışma ruhu yok. Özellikle büyükşehirlerde iş yerlerimizde dayanışma isteği yok. Bu konuda köylüler bizden daha ileride. Biz köye gittiğimizde misafirperverliklerinden bunu anlayabiliyoruz.
1975-76 yılları arasında Divriği Demir-Çelik madenlerinde bir grev yaşanmıştı. Anneler, yaşlılar, çocuklar, oranın yakınındaki bütün köyler bu greve destek olmuşlardı. Bütün insanlar birbirleriyle dayanışma içindelerdi.
15-16 Haziran 1970 yılında işçiler yeni çıkarılmak istenen yasa ile sendikal haklarından yoksun bırakılmak istenince başta İstanbul olmak üzere birçok yerde işçi eylemleri başlatılmıştı. Öğrenciler onları desteklediler. Eylem etkili oldu ve zamanın hükümeti hazırladığı işçi aleyhtarı yasayı geri çekmek zorunda kaldı. Günümüzde, 15-16 Haziran ruhu ile bir ‘hak’ ayaklanması yapılabilir mi?
Bu ruhu yeniden yakalayabilmemiz için, o birlik ve beraberlik duygusunu yeniden kazanmamız gerekiyor. Bunun için insanların birbirini anlaması, bütün sorunları çözümleriyle birlikte diyalog yoluyla birbirine anlatması gerekiyor.
Geçen Mart ayında Esnek Çalışmayı önümüze koydukları için 7 günlük bir grev yaşadık. Bu grev sonucunda yüzde sıfır zam yapılmasından kurtulduk. Bir süredir cumartesi günleri de çalışıyorduk, cumartesi günümüzü de geri almış olduk.

Odak: Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir