Metin Yeğin ile Röportaj: Latin Amerika’da Son Süreç

080320130156000155559_2Odak: Fidel Castro sonrası Küba nereye gidebilir sizce?

Metin Yeğin: Fidel sonrasını ne olacağını daha önce Küba’da sorduğumuzda insanlar ‘Fidel çok önemli bir simge ama Küba’yı bu kadar yıl Fidel sırtında mı taşıyordu?’ diyorlardı. Bu yüzden ani bir değişim beklemiyorum. Bir diğer açıdan ise Küba zaten değişti. Raul’le birlikte küçük işletmelerin ve üretim aracı olmayan yerlerin, mesela evlerin mülkiyeti söz konusu olduğunda zaten değişti. Sadece Küba için değil bütün dünya için söylenebilecek şey hiç bir zaman devrim ya da sonrası ve hatta mücadele anı bile siyah ya da beyaz değildir. Yani devrim-karşı devrim ilk gençlikte sanılan net hatlarla birbirinden kopuk çok ayrı zamanlara özgü bir şey değil, birlikte yaşanıyor hep. Belki klasik gelecek ama diyalektiği bu yaşamın. Bu yüzden ani bir değişiklik yaşanacağını düşünmüyorum. Küba da karar verme hakkı, söz hakkı karikatür demokrasilerinin aksine hala çok önemli bir düzeyde halktadır. Bu yüzden dünya hegemonyasının en önemli gücü ABD’nin yanı başında ayakta durabiliyor Küba. Halkta her zaman doğru karar vermeyebilir tabii ki ama yanlış da olsa onun kararıdır ki gerçek bir demokrasi budur zaten.

Odak: ABD Başkanı Trump’un başkanlık seçimleri sırasında bir açıklaması oldu. Ortadoğu’dan çekilip, Latin Amerika’ya ağırlık vereceklerini söyledi. Bu durum Latin Amerika’daki mücadeleleri nasıl etkiler?

Metin Yeğin: Latin Amerika’da devrimci-halkçı çıkış zaten çoktan sona erdi. Ben Latin Amerika halklarının mücadelesi çok parlak görünürken de bunu yazmıştım. ABD’nin Latin Amerika’ya dönüşü başarılı Honduras cuntası ile başladı. Sürgüne gönderilen halkçı başkan Zelaya’nın özellikle Brezilya’nın etkisiyle halktan en az yüzde 65 destek almasına rağmen geriye dönememesi ile ABD eski bahçesine geri döndü. Ardından Guatemala sosyal demokrat hükümeti çöktü. Eski gerilla hareketi FMLN el Salvador’da tek başına iktidarda olmasına rağmen hiç bir şey yapamadı. Daniel Ortega zaten neo-liberal iktidarın ana simgesi… Yani bir domino oyunu gibi bir dalga etkisiyle bütün kıtayı ele geçirdi yeniden ABD ve Honduras darbesi. Haritadan bile izleyebilirsiniz bunu ve Paraguay darbesi ve şimdi nihayetinde Başkan Dilma’ya karşı Brezilya darbesi. Obama bence çok başarılı tabii ki ABD ye göre başarılı bir dış politika sürdürdü. Bu yüzden Trump’ın açıklaması sadece bir durum belirtmeden daha öteye gitmeyen bir şey ve hedefi geriye kalan Venezuela, Bolivya ve Ekvator.

Odak: Kolombiya barış süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?

Metin Yeğin: El Salvador da gerilla komutanı Shefik ile konuşurken bana ‘Bir gerillanın dağı halktır. Halk bir şey isterse gerillanın onun aksine bir şey yapması mümkün değildir.’ diyordu 52 yıldır süren savaşta Kolombiya’da halk artık barış istiyor. Bu yüzden genel anlamda gerillanın bunun dışında bir şey yapabilmesi çok zordur. Bakmayın siz referandumda hayır çıkmasına bir anlamda rehavetle birlikte daha da çok yıllarca süren savaşın bıktırıcı umutsuzluğunun sonucu. Ayrıca barışa evet diyen kesim zaten gerillayı destekleyen kesim yani El Salvador gerilla komutanın deyimiyle gerillanın dağı olan kesim evet demiş durumda. Bu yüzden gerillanın barış dışında bir şey yapması güçtür. Peki gerçekten barış olur mu bana göre çok kuşkulu. Benim ‘Gerillanın Barışı’ kitabını okumuşsanız zaten bunu uzun uzun anlatıyorum ama zaten barış devrim değildir ve karşılıklı bir yenişememe durumudur. Mesela FARC’ın devrim istemediğini söyleyebilir misiniz? Kolombiya’da tek umutlu taraf eksik de olsa 3 milyon hektar toprağın toprak reformu ile halka dağıtılmasıdır. Bu oranda üretim ilişkilerini etkileyen bir şey eğer doğru ve kolektif olarak örgütlenebilirse etkili bir barışa dönüşebilir yoksa klasik bir Kolombiya hikayesini aşamayacaktır gene.

,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir