MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ SLOGANI ÜZERİNE

Hamza YALÇIN/ 20.06.2013-

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı pratikte MHP, CHP ve merkez burjuva sağı ile eski asker zihniyetinin birleşerek devleti restore etmeyi amaçlıyor. Bu düşüncenin mimarı Doğu Perinçek’tir. Militan gençleri de onun örgütü yönetiyor, yani Mustafa Kemal’in askerlerinin komutanı Perinçek’tir. Mustafa Kemal yaşasaydı ne yapardı bilmiyoruz ama İP ve Perinçek onun adına kendi amaçları için asker yetiştirmeye çalışıyor.

latife_hanim_grubu_pekdasi_istifaya_cagirdi_h46264Mustafa Kemal’in askerleri değil halkız biz, diye yazıyordu bir slogan. Altında da Direnen ÖTDÜ öğrencileri imzası vardı. Mustafa Kemal’in Askerleriyiz sloganını İşçi Partililer atıyor. Slogan halkı Atatürk’ün kurduğu iddia edilen düzeni asker olarak savunmaya davet ediyor.

Biz devrimci görünmek için Mustafa Kemal’e söven bir zihniyete sahip değiliz. Kaldı ki Mustafa Kemal dünyada Devrim Rusyası ile ittifak halinde ilk başarılı kurtuluş savaşına önderlik etmiş bir liderdir. Liderlik ettiği ulusal kurtuluş mücadelesi, zamanında emperyalizme darbe vurmuştur. Onun Hilafeti yıkıp görece laik bir düzen yaratması da olumludur. Bu ülkenin on milyondan fazla bir kitlesini oluşturan Aleviler bu yüzden M Kemal’i severler. M Kemal’in zamanla Türklerin kutsallarından biri haline geldiğini de biliyoruz. Onu seven kitleleri incitmemek için onun hakkında dikkatli konuşuruz. Ancak Mustafa Kemal eleştiri üzeri bir insan değildir. Hiç kimse devrimci eleştirinin üstünde değildir.

Atatürk’ün kurduğu düzen bilindiği gibi kapitalist bir düzendi. Bu düzenin emperyalizme teslim olması kaçınılmazdı. Mustafa Kemal’in kurduğu düzen zamanın toprak ağalarını devrimci bir şekilde tasfiye edemedi. Onlarla uzlaştı. Cumhuriyet kalkınma stratejisi olarak emekçilerin sömürüsü temelinde bir kapitalist sermaye birikimini temel aldı. Devlet eliyle burjuva yetiştirdi. Sonuçta bugünküyle asla kıyaslanamayacak olsa da bir kapitalist yolsuzluk ve vurgun düzeni kurdu. M Kemal’in kurduğu düzen demokratik bir düzen değildi. Emekçilerin baskı altına alınmasına dayanıyordu. Yerleştirdiği laiklik de büyük oranda tepeden inme bir laiklik oldu. Gerçek bir özgürlük düzeni temelinde bir laiklik değildi. Bu yüzden Mustafa Kemal’in askerleri olmak demek kapitalist düzeni savunmak demektir.
Mustafa Kemal’in kurduğu düzen sadece emekçileri ezen burjuva bir düzen değildi. Ayrıca başta Kürtler olmak üzere diğer milliyetlerin kimliğini yok sayıyordu. Bu konuda kıyımlar yaşandı. Yani o düzen bir ulusal baskı düzeniydi. Söz konusu düzen Alevilere göreli özgürlük sağlamış olsa da sonuçta gene çoğunluk mezhebinin baskısına dayanan bir düzendi.

Mustafa Kemal’in askerleriyiz, diyen İşçi Partisi kendisine müttefik olarak AKP’nin tasfiye ettiği eski devlet düzenini alıyor olması çok daha vahim sonuçlar çıkıyor. AKP’nin tasfiye ettiği eski düzen millici değil gene işbirlikçi burjuvaziye dayanan bir düzendi. Bu ittifak sürecinde Veli Küçük de ittifaklara dahil oluyor. Veli Küçük ismini biz Susurluk’tan, yani devlet eliyle kurulan çetelerden biliyoruz. Veli Küçükler ile Ağarlar yol arkadaşlarıdır. Veli Küçüklerin Atatürkçülüğü bilindiği gibi kontr-gerillacılıktı. Devrimcilerin AKP’yle mücadelesi eski düzenin yeniden kurulması mücadelesi değil sosyalizm yolunda bağımsız ve demokratik bir düzen kurma mücadelesidir.

İşçi Partisi’nin PKK’yi emperyalizmin ajanı görürken Veli Küçük, Demirel ve MHP’lileri “vatansever cephe”ye yerleştirmesi saçmalıktır. PKK hiç değilse yurtsever bir örgüttür ve bunu mücadelesiyle kanıtlamıştır.

Mustafa Kemal’in askerleriyiz, sloganı sonuç olarak halkı İşçi Partisi önderliğinde sağcı güçlerin oluşturacağı birliğin peşine düşüp eski düzeni yeniden kurmaya çağırmaktadır. Böyle bir hareketin milliyetçiliği bile tutarsızdır.

Taksim direnişinde başka bir slogan da Biji Serok Apo şeklindeydi. Kürt yurtseverlerinin, liderleri Öcalan’ı sahiplenmelerini saygıyla karşılarız. Kürt ulusal hareketi büyük özveri yaratmış ve muazzam bedeller ödemiş olan, herkesin hesaba kattığı güçlü bir yurtsever ve halkçı harekettir. Ancak Kürt ulusal hareketi her ne kadar enternasyonalizm ve sosyalizmden söz etse de pratikte milliyetçi bir mücadele yürütmekte ve bu mücadele milliyetçi ayrıcalıklara çıkmaktadır. Öcalan faktörü ise PKK’de eleştiri üstü bir lider faktörüdür. Pratikte görüldüğü gibi Biji Serok Apo sloganı hareketin önderini sahiplenmekten çok ötelere giderek bütün Kürtleri Öcalan’a tapınmaya çağırmaktadır. Kendisine Özgürlük Hareketi sıfatı veren Kürt ulusal hareketi Gençlik Apo’nun Fedaisidir sloganıyla gençliği özgürlükçülüğe uzak bir ruhla şekillendirmektedir. Kürt yurtseverlerinin bir yandan bölgesel özerkliği savunurken diğer yandan PKK liderliği etrafında biat temelinde en sıkı merkezileşmeyi savunuyor olmaları da büyük çelişkidir.

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı pratikte MHP, CHP ve merkez burjuva sağı ile eski asker zihniyetinin birleşerek devleti restore etmeyi amaçlıyor. Bu düşüncenin mimarı ve “Mustafa Kemal’in askerleri”nin komutanı Perinçek’tir. Mustafa Kemal yaşasaydı ne yapardı bilmiyoruz ama İP ve Perinçek onun adına kendi amaçları için asker yetiştirmeye çalışıyor. Karşısına aldığı iki esas düşman AKP ile PKK’dir. Üçüncü ve ezeli düşman ise Türkiye solu olmaktadır. Çünkü Perinçek çevresinin başından beri Türkiye soluyla arası açık.
apocu halk insiyatifiPKK ve onun peşindekiler ise özellikle karşı tarafın şovenizmini temel alarak kendilerini haklı konuma getirmeye çalışıyorlar. Ancak her iki karşıt milliyetçilik pratikte birbirini var ederken solu tasfiye etmeye çıkmaktadır. İki grubun birbirini dışlayıcı tutumlarına alet olursak kendimiz halktan dışlanırız.

Her iki slogan da direnişe milliyetçiliği dayatıyor. Her iki kesimin kutsallarına da saygılıyız ama biz Türkiye devrimcileri olarak halkı ne Mustafa Kemal’in ne de Öcalan’ın askerleri veya fedaisi görmek isteriz. Direnişin en güzel yanı onun dinsel, ulusal ve farklılıkları aşarak hayata geçirmiş olduğu dayanışmadır. Bu direniş kitlelere, boyun eğmeme, biat etmeme bilinci kazandırdı. Bu direniş kitlelere düzeni sorgulama gücü kazandırdı. Direniş insanlara ve değişik kesimden gruplara, karşılıklı alçakgönüllülük, tahammül ve saygı temelinde birbirini anlama yeteneği kazandırdı. Biz direnişin bu özgürleştirici, birleştirici, dayanışmacı yönüne önem veriyor, onu anlamaya çalışıyoruz. Direnişi başka taraflara çekmek haksızlık olur. Ne Türk ulusalcılığı ne de Kürt ulusalcılığı özgürlük getirir.

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir