Neden Mücadele Etmeliyiz?

Fatoş Ergün410986_10150776097763904_464324832_o

Karanlık yarınlara doğru sürükleniyoruz. Geleceğimiz belirsizlikle dolu. Ülkede var olan, kazanılmış burjuva demokratik hakların dahi yok sayıldığı günleri yaşıyoruz. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte zorbalık, haksızlık, yolsuzluk ve hukuksuzluk had safhada. Bu durumda “Neden mücadele etmeliyiz?” sorusundan ziyade “Ezilen, sömürülen, düşünce özgürlüğü bile elinden alınmış bir insan neden mücadele etmez?” diye sorgulamak daha doğru olacaktır.

İnsan ne zaman kendisini, çevresini, yaşamını sorgularsa işte o zaman çelişkilerini de görmeye başlayacaktır. Çelişkileri görmek, onları düşünmek ise insanı doğal olarak mücadeleye itecektir. İnsanın içindeki mücadele ruhu ortaya çıkacaktır. İnsanın kendisini ve çevresini kavraması, kendi gerçekliğini ve özgücünü anlamasına da yardımcı olur.

Biz halkız. İşçileriz, öğrencileriz, kadınlarız, ezilen-sömürülen insanlarız. Aleviyiz, Kürdüz, Ermeniyiz. Yok sayılanız. Çoğunluk olmamıza rağmen, sermaye sahibi azınlığın hayallerini gerçekleştirenleriz. Başkalarının hayallerini gerçekleştirmek uğruna hak ettiğimizden çok düşük maaşlarla; ömrümüzden ömür vererek, yaşam standartlarımızı en alt seviyeye çekerek çalışan; sabahın aydınlanmaya yeni başlamış saatlerinde evlerimizden çıkan insanlarız. Peki bu devran hep böyle mi dönecek? Başkalarına mahkum bir yaşantıda mı olacağız sürekli?

Biz mücadeleye omuz verenler tam da buna karşı durmak gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü daha yaşanılır, daha insancıl bir dünya istiyoruz. Bunu da ancak kararlı ve örgütlü duruşumuzla ve mücadeleye olan inancımızla gerçekleştirebiliriz.

Bu sistemden rahatsız, herkes gibi sömürülen, ezilen, dışlanan veya yok sayılan insanların bazılarının seçtiği bireysel kurtuluş yolu ise tamamen boş bir hayaldir. Bu sistemin kendisi, kendi varlığını garanti altına almak için sistemin yıkılamayacağını, biz mücadele edenlerin mücadelesinin boş ve zaman çalan bir uğraş olduğunun propagandasını yapmaktadır. Bunun nedeni ise örgütlü bir güçten korkmalarıdır. Bazı insanlar bu propagandadan etkilenir ve aslında çok daha fazla sömürülmesine rağmen kendilerini özgür zanneder. Ama özgür bir insan olmanın yolu ise bilinmelidir ki kesinlikle örgütlü bir mücadeleden geçmektedir. Diğer türlüsü sadece koskocaman bir yanılgıdır.

Bizi hiçbir sistem partisi veya sistemin çarkına dahil olmuş bir insan anlayamaz. Aslında güçlü olanın biz olduğumuzun farkına varmamız gerekiyor. Bunun farkına varmalı ve derhal ayağa kalkmalıyız. Çünkü bizler iş kazalarında ölmeyi, tüm hakları elinden alınmayı, hayalleri yasaklanmayı, ikinci-üçüncü sınıf insan muamelesi görmeyi hak etmiyoruz. Bizi sömüren kapitalistlerden daha güçlü olduğumuzun farkına varmalıyız.

Gerçek gücümüzün farkına varmamız için öncelikle inanmamız gerekmektedir. “Tek başına neyi değiştireceksin?” diyenlere inat “Evet, tek başımıza hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizin farkındayız ve bu yüzden de örgütlü olacağız ve güçlü duracağız” diyebilmeliyiz. Hep birlikte bir bütün olarak bu yargıyı yıkıp akın akın birikerek mücadeleyi göğüslemeli ve bizim sokaklarımıza da bayram getirmeliyiz.

Ezilen sınıfın bayramı Sosyalizmdir. Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir