ODAK’A SORUŞTURMA “Cumhurbaşkanlığına Hakaret Askeri Teşkilatı Aşağılama”

Dergimizin Kasım 2016 tarihli sayısında Hamza Yalçın’ın “Ordu’da Son Gelişmeler ve Devrimci Mücadele” başlıklı yazısı nedeniyle dergimizin yazı işleri müdürü Doğan Baran ve yazının sahibi Hamza Yalçın’a “Cumhurbaşkanlığına hakaret ve Orduyu aşağılama” iddiası ile savcılık tarafından soruşturma açıldığını öğrendik. Arkadaşımız Doğan Baran, konu ile ilgili ifade verdi. Savcılığın başlattığı soruşturma ne ile sonuçlanırsa sonuçlansın, Odak olarak bir kez daha bütün yazılarımızın arkasında olduğumuzu ve bu temelde halka yalan söylemenin suç olduğunu bilerek gerçeklerden uzak kalmayacağımızı tekrarlayalım. Ne yaşadığımız ilk baskı ne de son olacak. Bunu bilerek aşağıda arkadaşımızın konu hakkında ifadesini aktarıyoruz:Başlıksız-1

Dergimize Açılan Soruşturma Hakkında:

Odak Dergisi sahibi ve yazıişleri müdürüyüm. 21 Şubat günü polisin telefonumu aramasıyla dergimizin Kasım 2016 sayısında Hamza Yalçın arkadaşın yazdığı “Ordu’da Son Gelişmeler ve Devrimci Mücadele” adlı yazıya savcılığın “Cumhurbaşkanlığına hakaret” iddiasıyla soruşturma başlattığını öğrendim. Daha önce de dergimizde çıkan ve mazlum Kürt halkına yaşatılan acıları haberleştiren “Silvan Ablukada Türkiye Ayakta” adlı yazıya, terör örgütü propagandası yapıldığı gerekçesiyle soruşturma açılmıştı.

Öncelikle dergimizin sosyalist, devrimci düşünceleri benimsemiş, toplumda gelişen türlü haksızlıkları ve eşitsizlikleri kendisine dert edinmiş bir dergi olduğunu belirtelim. Zaten bunu biliyorsunuz. Görüşlerimizden ve duruşumuzdan ötürü sayısız baskı gördük. Nasıl ki tüm yaşadığımız baskılar bizi onore etmişse, Hamza Yalçın’ın yazısına başlatılan soruşturmanın da aynı duyguları çağrıştırdığını söyleyeyim. Demek ki doğru yoldayız.

Hamza Yalçın, Kuleli Askeri Lisesi ve Ankara Harp Okulu mezunudur. Ordu’da da devrimci fikirlerle tanışmış ve devrimciliği nedeniyle hayatı boyunca ağır işkencelere, mahpusluklara ve sayısız başka zorluğa maruz bırakılmıştır. Kendisi halen dergimizin başyazarıdır. Onu samimi bir devrimci, bir yurtsever yani ezilen insanların dostu olarak biliriz. Zannediyorum TSK’yı da iyi tanıdığından, ilgili yazıyı kaleme almış ve çeşitli tespitlerde bulunmuştur. Yazıdaki görüşler dergimizin ve yazı işleri müdürü olarak bizzat benim de arkasında duracağımız görüşlerdir.

İddia edilen Cumhurbaşkanına hakaret iddiasını ise temellendirmenizi talep ediyorum. Yazıda geçen düğün meselesi mi hakaret olarak ifadelendirilmektedir? Erdoğan’ın kızının düğününe alınıp alınmayacak gazeteciler öncesinde listelenmiş ve muhalif hiçbir basın kuruluşu düğüne alınmamıştır. Dolayısıyla düğün hakkında eleştirilerimizdeki tüm aktarımlar, belirlenilen basın kuruluşlarının aktarımlarıdır. Düğünden bir gün önce 8 askerin öldüğü, askerlerin cenazelerinde ailelerin hükümete tepkisi, resmî bayram kutlamalarını daha önceden iptal ettiren asker cenazelerinin Erdoğan’ın düğününü iptal ettirmemesi, düğünün şaşası ve cenazelere rağmen düğüne katılarak nikah şahitliği yapan Hulusi Akar gibi daha başka bilgileri Aydın Doğan’ın ve o dönem Ethem Sancak’ın elinde bulunan medya kuruluşlarından öğrendik. Bunlar doğru değilse eğer, öncelikle ilk soruşturmanızı bu isimlere açmanız gerekmektedir.

Yazıda geçen diktatör ifadesi ise iddianıza dayanak, kelimenin sadece bir gerçekliği ifade ettiğini söyleyebilirim. Halkın büyük bir kısmı da bu şekilde düşünüyorken, onlara gerçek dışı yorumlarda bulunmayı veya gerçek dışı yorumlar içeren yazıları yayınlamayı vicdanımız kabul etmez. Referandum’a sunulacak olan ve “Başkanlık Rejimi” olarak tasarlanan sistem diktatörlük rejiminden başka hiçbir şeyle benzeşmemektedir.

Bu görüşlerin hakaret kabul edilmemesi gerekmektedir. Konuyu örneklendirmek açısından ve hakaret tanımını daha doğru ifadelendirmesi bakımından AKP yanlısı medyanın dilini yazımız ile karşılaştırmanızı isteriz. Örneğin Akit gazetesinin herhangi bir haberi veya köşeyazısı, bu bağlamda incelenebilir.

Soruşturma hakkında ne basın yayın polisinizin ne de savcı veya mahkemelerin adaletine güvenimiz yok. Yazı, sıradan bir burjuva ülkesinde bile ifade özgürlüğü kapsamında ele alınırdı. Yazı hakkında dava açılmaz ve ceza almaz isek şaşırırız. Bunları belirtip, sonuç itibariyle yazının bir hakaret değil, görüşlerimiz çerçevesinde bir eleştiri yazısı olduğunu ve konunun bu şekilde ele alınmasını tekrardan talep ederiz.

 

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir