OKYANUSTA BOĞULAMAYAN UMUTLAR

 

ESAT PARLAR

18 Aralık’ta Güneydoğu Asya ülkelerinden olan Endenozya’nın Java adası doğusundaki Prigi yakınlarında kıyıya 32 km uzakta Avustralya’ya gitmek üzere 380 kaçak  göçmeni taşıyan geminin batmasıyla bir göçmen faciası daha meydana geldi. Üst düzey yetkililer  100 kişilik olduğu söylenen ahşap geminin kapasitesinden fazla insan ve yük taşıdığı için battığını açıkladı. Gemideki göçmenlerin  İran, Irak, Pakistan, Afganistan, Türkiye ve Arabistan gibi Ortadoğudan kadın, çocuk ve erkekler olduğu açıklandı. Yetkililer, kimlikleri tespit edilemeyen bir grubun insanları 4 otobüse doldurduktan sonra bir limana getirerek, Hint Okyanusu’ndaki Avustralya toprağı Christmas Adası’na götürmeyi taahhüt ettiklerinin belirlendiğini söyledi.  Balıkçılar tarafından kurtarılan 33 kişi dışında yüzlerce kişinin kayıp olduğu bildirildi. Doğu Java Eyaleti Emniyet Müdürü Yardımcısı Edy Sumantri, geminin Hint Okyanusu’ndaki dev dalgalara dayanamayarak devrildiğini ifade etti. Polis yetkilileri, sağ yolcuya ulaşma ümitlerinin kalmadığını belirtirken, 2 balıkçı gemisi ve Deniz Kuvvetlerine ait bir savaş gemisi kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Avustralya’ya gitmek üzere olan gemilerin güzergahı olan Endonezya’da irili ufaklı 18 binden fazla ada bulunması kaçak yolcu taşıyan gemilerin işlerini kolaylaştırıyor.

Avustralya vahşi kapitalist ilişkilerin en az olduğu ve bu yüzden hayatını yurt dışında geçirmek isteyenlerin, başka bir deyişle işsizlikten ve geçim sıkıntısından kaçmak isteyenlerin, son zamanlarda en gözde ülkesi haline gelmiştir. Büyük bir kıta ülkesi olan Avustralya azalan nüfusunu özellikle genç iş gücüyle artırmak için her yıl 70 binden fazla göç alıyor. Yüzölçümüne oranla çok az nüfusa sahip Avustralya’da insanlar bahçesi olan müstakil evlerde kalıyor, kiralarda gelir oranlarına göre yardımlar yapılıyor. Sosyal bir devlet olan Avustralya’da insanlara geniş olanaklar sunuluyor. Aile ve kira yardımı gelirle orantılı olarak herkese yapılıyor. “Çok kültürlü” bir topluma sahip. Dini veya kültürel ayrımcılık görece az. “Community Center” (toplum merkezi) olan ve burada insanların sosyal aktivitelerle birbiriyle kaynaştığı, farklı kültürel ve spor faaliyetlerin yapıldığı merkezler bulunuyor.

Avustralya gibi bir ülke “kaçış” için ideal gibi görünüyor. Batan gemide bulunan ve kaçak yollarla giden insanların Ortadoğulu olmaları ilk bakışta elbette tesadüf değildir. Yasal yollarla Avustralya’ya gitmek için dil yeterliliği ve eğitim düzeyi koşulları arandığı için insanlar “kaçmayı” seçiyor. İlk bakışta bunun sıradanlaşan kaçak göçmen faciası olduğu anlaşılabilir fakat bu geminin gökten yere düşen insanları taşımadığı görülmelidir. İranlı bir yolcu : “ülkemizde çok sorunlarımız var. Bu yüzden kaçmayı seçtim.” diyor. Ölümü göze alan ve kaybedecek bir şeyleri kalmayan insanların son umutlarıyla, başka bir yaşamın özlemiyle yola çıktığı bir yolcuktur bu “ölüm yolculuğu”. İnsanlar için bir umudun kalmadığı/bırakılmadığı Ortadoğu; milliyetçiliğin, ırkçılığın dayatıldığı, halkların birbirine kırdırıldığı, ölümlerin öldürmelerin hiç bitmediği bir savaş bölgesi haline getirildi. İnsanların yaşam alanlarının bırakılmadığı ve Ortadoğu’da zulmün yaşandığı gerçeği bir felakette mi teşhir olmaya mahkum? Kaldı ki, teşhir bile olamıyor. Burjuva medyada çıkan altyazı niteliğindeki tek cümlelik haberlere baktığımızda gemideki göçmenlerin macera için 100 kişilik gemiye (hem de ahşap) 380 kişi bindiğini anlatıyor gibi.

 

Fotoğraftaki küçük kız ise korkudan başını elleriyle tutuşuyla bu yolculuğu anlatır gibi. Ölenler bu çocuğun annesidir, babasıdır, kendisidir. Ölümleriyle çok şey anlatıyorlar. Bize suyun dibinden ellerini uzatıyorlar hala yaşayan umutlarıyla.

Son kalan umutlarını cebine koyup yola çıkmış insanların bu macerası umuda yolculuktur. Emperyalizmin Ortadoğu’da başlattığı kanlı savaş onları evlerinde öldürememiştir ama yolculukta bulup onları boğmuştur okyanus sularında. Sadece insanları değil; yanında umutlarını da öldürmüştür, insanlığa saldırmıştır. Sessiz kalıp suça ortak olmayalım. Ölme sırası bize gelmeden, yaşadığımız topraklar üzerindeki umutlarımızla, insanlığa doğru yola çıkmaya, Ortadoğu ve Dünya halklarıyla dayanışmaya, emperyalizm ve faşizm saldırılarına/cinayetlerine karşı direnişe çağrı olsun. Direnen Ortadoğulu kardeşlerimize selamlar olsun!

 

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir