Ortadoğu’da Büyük Kapışmaya Doğru

IMG_1799Arap Baharı adlı verilen karşı devrimci sürecin ilk kısmı tamamlandı. Turuncu devrim olarak başlayan bu süreç Irak’ın ve Suriye’nin işgali ile insanlık tarihinin gördüğü en kanlı biçimler arasında yerini aldı. IŞİD Arap Baharı’nın ürünüdür. İşler umulduğu gibi gelişmediği için yeni komplolar yoldadır.

Arap Baharı, adına Ilımlı İslam denilen bir araca dayanan ABD-İngiltere- İsrail işbirliğinin ürünü bir projeydi. Bu ittifak, merkezinde Ortadoğu’nun bulunduğu Büyük Ortadoğu adı verilen ve İslam dininden insanların ağırlık oluşturduğu coğrafyada, hemen hemen bütün halkları birbirine karşı kullanarak emperyalist egemenliği kuvvetlendirmeyi amaçlıyordu. Ortadoğu’da İsrail’in önünün açılması, bu projenin en önemli hedeflerinden biriydi. Bu projenin en önemli amaçlarından birisi de Kürt ulusal kurtuluş hareketini manipüle etmekti. Bu yoldan bölge ülkeleri ve Türk-Kürt-Arap- Fars bütün halklar birbirine düşürülecekti.

İşe Türkiye ile başlanmıştı. İki çok önemli adım atıldı. İlkin Öcalan Suriye’den çıkarıldı. Böylece Suriye ile Kürt hareketinin ittifakı yıkılmış oldu. Sonraki çok önemli adım ile de AKP iktidara getirilmişti. AKP iktidarı bir Ilımlı İslam modeli olarak, AKP-Gülen tarikatı ittifakıydı. AKP-Gülen iktidarı desteklenerek ordu, egemen politik güç olmaktan çıkarıldı. Çünkü ordu ABD’nin yeni planına uygun olmayan bir rejimi savunuyordu, onun egemen politik güç olmaktan çıkarılması ABD’nin Iımlı İslam’ının ve Bağımlı Kürdistan Planı’nın yolunun açılması için zorunluydu.

Ardından da ilkin Ortadoğu’daki seküler rejimler yıkıldı. Ancak Tunus, Mısır ve Libya’da başarılar sağlanmış görünürken Irak’ta Saddam rejiminin yıkılmasının ürünlerini İran derleyecekti. Ayrıca Rusya da inisiyatif almıştı. Rusya’nın destek çıkmasıyla Suriye’de çok önemli bir direniş oluşunca ABD projesi ilerleyemez hale geldi. Önce Mısır’daki Müslüman Kardeşler iktidarı yıkıldı. Ardından AKP ile Gülen birbirine girdiler. Başarısızlık AKP ile AB’nin arasını da bozdu. Bununla kalmayıp şimdi de ABD-İngiltere ile AB’nin arası açılıyor. ABD, Batı Avrupa’yı denetim altına almaya çalışıyordu. Şimdi AB kendi ordusunu oluşturmaya çalışarak ABD ile arasına mesafe koymaya başlıyor.

İşler daha da sapa sardı ve Körfez Ülkeleri birbirine girdi. Öyle ki Katar, Suudi Arabistan’ın başını çektiği Arap ülkeleri ittifakı tarafından “terörizmi” destekliyor gerekçesiyle ittifak içi düşman ilan edilecekti. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Yemen’in hemen Katar’a karşı tavır alması sonrası Erdoğan beklendiği üzere Katar’a sahip çıktı. AKP apar topar bir kanun tasarısı hazırladı. TBMM’ye sunulan bu tasarıya göre Türk askeri Katar’da mevzilenebilecek.

IMG_1797Erdoğan’ın dinci çetelere Ortadoğu’da arka çıktığını biliyoruz. Erdoğan’ın Katar’ın yanında saf tutması da bundandır. Ancak Katar’a karşı ambargo siyaseti sürdüren ittifakın da Erdoğan ve Katar’dan aşağı kalır yanı yoktur. IŞİD, El Kaide, El Nusra ve Boko Haram gibi örgütler Suudi paralarıyla finanse edildi. Katar’ın hedef alınmasının arkasında ABD var. ABD hükümeti zengin Katar rejiminden haraç almak ve ayrıca onu hizaya çekmek istiyor. Bu durum Erdoğan iktidarını çok etkileyebilme potansiyeli taşıyor. Katar’a asker gönderme tezkeresi bu yüzdendir.

Erdoğan da hedeftedir. Çünkü Erdoğan ile Katar’ın hem siyasi hem de ticari çok büyük yakınlıkları var. Her ikisi de Müslüman Kardeşler adlı örgütün arkasında duruyorlar. Suudi Arabistan ile Mısır, Müslüman Kardeşler’i (İhvan) terörist görüyor. Katar parası Erdoğan iktidarı için çok önemli. Bu yüzden Erdoğan “Türkiye olarak 15 Temmuz darbe girişimiz başta olmak üzere daima güçlü desteklerini hissettiğimiz tüm dostlarımız gibi Katar’a ile de ilişkilerimiz geliştirerek sürdüreceğiz.” dedi. Amerika-Mısır-Suudi Arabistan cephesinin Katar’a karşı yaptırımlarını doğru bulmadıklarını söyleyen Erdoğan “Bir oyun oynanıyor, arkasındakileri henüz tespit edemedik” diye açıklama yaptı. Erdoğan, etrafındaki çemberin daralmakta olduğunu görüyor.

ABD-İngiltere-İsrail planları bir tek Kürt meselesinde, o da kısmen, tuttu. Türkiye’de ordunun iktidarın sahibi olmaktan çıkarılması Kuzey Irak’ta Barzani yönetiminin devletleşmesinin önünü açtı. AKP iktidarı Barzani iktidarına engel olmayıp ona kol kanat gerdi. Ayrıca ABD, IŞİD’i kullanarak Suriye’deki Kürt hareketine yol açtı ve giderek Kürt hareketi ile resmî ittifak kurmasına zemin hazırladı. Bunu “Kürt hareketi ABD’nin hizmetine girmiştir” şeklinde yorumlamak yanlış olur. Mevcut Kürt hareketi kimsenin hizmetine girmez ama kendi çıkarlar için ABD ile bile ittifak yapabilir. Kaldı ki Rusya Kürt hareketinin ABD’ye mahkum olmasına karşı durmaktadır.

Evet, Arap Baharı adı verilen sürecin ilk aşamasında ABD cephesinin elinde şimdilik sadece Barzani iktidarı var. Kürt hareketini denetim altına almaları zordur. Ama onlar kendilerine inisiyatif yaratmak için Kürtlerle bölge ülkeleri ve halkları arasında savaş çıkarmaya çalışıyor.

Ergenekon davaları sırasında dergimiz Odak, ordunun siyasal iktidarı elde tutan güç olmaktan çıkarılmasının oligarşik rejimi istikrarsızlığa sürükleyeceğini yazmıştı. Bu çünkü devlet geleneği Türkiye’de ordunun elinde toplanmıştı. Bu konudaki öngörümüz gerçekleşti. Erdoğan iktidarı ayakta kalmak için Türkiye’yi çok büyük sorunların içine sürüklüyor. ABD onun zor durumunu kullanarak bölgede kendi planlarına uygun yol alıyor. AKP’nin Rusya ve İran ile ilişkiye girerek durumunu kurtarma şansı vardır ama zayıftır. AKP’nin AB ülkeleriyle de arası bozuldu. Gelecekte İran ile Türkiye’nin savaşa sokulması dahi olasılıklar arasındadır.

Bizler Atatürkçülük adına emperyalizme ve işbirlikçi sermayeye hizmet eden ordunun tasfiyesine üzülmedik. Ama Emperyalizmi de AKP iktidarını da alkışlamıyoruz. Gelenler gidenlerden kötüdür. Türkiye solunun gelişmeler karşısında halka yardım edebilmek için etkin bir güç haline gelmesi gerekir. Bunun için en önemli görevlerden biri devrimci örgütlerin gelişmesi diğeri ise solda birliktir.

10.06.2017

Odak Dergisi

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir