Paranın pul olduğu zamanlar…

H.Toprak

Enflasyonun çok yüksek, paranın değerinin çok düşük olduğu zamanlarda, kağıt paralar bir nevi not defteri olarak da kullanılıyordu ülkemizde. Adresler, telefon numaraları vb. alelacele ilk bulunan kağıda, yani kağıt paralara not edilirdi. O dönemlerde kağıt paralar aynı zamanda bir iletişim aracı olarak da kullanılıyordu.

Bir ara ha bire elime üzerine bir şeyler çiziktirilmiş paralar geçmeye başladı. Bunları gördükçe bana bir koleksiyon hevesi geldi. Topladım da biraz para. Bir süre sonra baktım bu bayağı pahalı bir hobi. Başladım paraları geri harcamaya.

Bu paralar içinde beni en çok etkileyen ve hala sakladığım bir tanesinin üzerinde acıkça bir randevu vardı: Saat on ikide…Menekşe`de.

Hangi gizli aşıklar haberleşmişlerdi böyle? Kimdiler, nasıl insanlardı? Buluşabildiler mi acaba? Menekşe´de randevu verilen kızımız ya da oğlumuz, bu parada tüm hayatını değiştirebilecek bir not olduğunu biliyor muydu? Yoksa alıp cebine ya da kasaya mı koydu?

Menekşe ya Menekşe plajıdır, ya da Pastane. Ben pastane versiyonunu seviyorum. Belki kızımız ya da oğlumuz saat on ikiye çeyrek kala, süslenip-püslenip vardı pastaneye…belki çiçek bile almıştır. Geldi mi acaba beklenen kişi. Yoksa saat birde, dokunulmamış bir pastayı ve meşrubatını bırakıp, hesabı ödeyip, buruk bir şekilde terk mi etti kızımız ya da oğlumuz pastaneyi?

Belki de buluştular, hatta içtikleri meşrubatların hesabını da bu parayla ödediler. Ve o gün başlayan ilişkileri, bugün yirmili yaşlarda olması gereken iki üç çocuk olarak meyvesini verdi. Küçük bir apartman dairesinde mütevazı ve mutlu bir hayat sürdürüyorlardır…

Her okur kendisi karar versin hikayenin nasıl biteceğine. Ben onlar için bir şiir yazmıştım, o şiiri tüm gizli sevda çekenlere armağan ediyorum…

Saat on ikide…Menekşe’de

Yangın gibi bir sabaha düştüm kapımdan

Bugün seni mutlaka görmeliyim

Saat on ikide…Menekşe’de

Yağmur ilk damlasını yanağıma düşürür

Seni aklıma

Yolu yok görmeliyim seni

Saat on ikide…Menekşe’de

Saçlarında güneş oynasa dayanamazdım.

Ellerin hep Amasya elması kokardı

Öpmeye doyamazdım

Kar erimesi vakti olurdu mevsim

Ayrılıklar sonrası görüşmelerimizde

Unutma, saat on ikide…Menekşe’de

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir