RAMAZAN AYI

Seda Şanlıer

Hacivat: ‘’Hoş geldin ya şehri Ramazan!’’ yazılmış. Görsen ne güzel olmuş; çok seviyorum Ramazan gecelerini.

Karagöz: Ramazan sevilmez mi Hacivat Çelebi. Ama yardım etmek gerekir yoksula, hadi boşalt bakalım ceplerini.

Hacivat: Doğru söyledin be Karagöz’üm. Yoksullar için güzel bir yardım düşünelim ne dersin?

Karagöz: Yarın mahalledeki yoksullara iftar yemeği verelim.

Ramazan ayı İslam dünyasında önemli bir aydır. Yukarıdaki Karagöz-Hacivat temsilinde de görüldüğü gibi insanlar bu ayda, yoksullarla dayanışma gösterir ve nefsini kontrol etmek için oruç tutarlar. Oruç güneşin doğuşuyla başlar, batışına kadar devam eder. Bu sürede oruç tutanlar bir şey yemez ve içmezler. İftar zamanı denilen vakitte, oruç tutanlar akşam ezanın okunmasıyla oruçlarını açarlar. Davulcu davulunu çalıp, manisini söyledikten yani sahur vaktinden sonra yine oruç tutma zamanı başlar.
Ramazan ayı insanların bir araya gelmesine de sebep olur. Komşular, akrabalar, arkadaşlar bu ayda özellikle birbirlerine konuk olup, mis gibi kokan ramazan pideleri eşliğinde yemek yerler. Sohbetler edilir, eğlenceler düzenlenir. 30. günün sonunda ise Şeker Bayramı ya da Ramazan Bayramı adı verilen bayram kutlanır.
Ramazan ayının bu özellikleri birliği, beraberliği, hoşgörüyü, paylaşımı ve yardımlaşmayı temsil eder. Böylece oruç tutmak gerçek bir Müslüman için başka bir anlam taşır. Ona, yoksulu anlama ve onunla empati kurma imkanı verir. Bu yönüyle Ramazan, sosyalizm içeren özelliğe sahiptir.
Fakat dinin sömürücü sistemler tarafından yönetme aracı olarak kullanılması nedeniyle bu olumlu özellikler, kendi gibi olmayanı ötekileştiren ve baskı altına alan olumsuz özelliklere dönüşmektedir. Hoşgörü yerini anlayışsızlığa, dayanışma yerini bencilce gösterişçiliğe, birliktelik ve beraber yerini kutuplaşmaya bırakmaktadır.
iuuq_NV_00sftjn_SL_nbyjibzbu_SL_ofu0ibdjwbu_NK_jmf_NK_lbsbhp_AP__NK__SL_kqh

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir