Ramazan Ayının Ardından

160820131249462732577Kaç saat aç kalacağız sorularıyla Ramazan ayı geldi, geçti.

Size ramazan ayında yapılacaklar diye uzun bir liste sıralayacak değilim belirteyim.

“Ramazan ayındaki  ilk oruç dayağı” diye bir geyik var bilmem bilir misiniz? Aslında geyik sayılmaz, gerçekten de oruç tutmadığı için oruç tutan iyi niyetliler(!) tarafından dövülen insanlar var bizim ülkemizde. Geçen sene piyango Erzurum’daydı. Dinde zorlama yoktur denilirken bu zorbalık neyin nesidir? Kimse oruç tutmak zorunda değil ama herkes kendini tutmak; öldürmemek, çalmamak ve iftira atmamak zorundadır. Kur’an’da din namına bekçilik, temsilcilik, zorbalık yasak. Kimse dinin bekçiliğine, temsilciliğine ve zorbalığına kalkışmamalıdır. Zaten yaz sezonu ile oruç tutan insan sayısı minimuma düşmüşken bir de sadece Alevi kardeşlerimiz tutmuyormuş gibi provokatörlük yapan dinciler var ki söyleyecek kelime bulamıyorum  böylelerine artık. Bugün mantar gibi her yerde  açılan kuran kursları beyin yıkama operasyonları ile binlerce insanı uyuşturmaya devam ediyor.  Sorgulamayan, koyun misali insanlar olmaları için tüm çabalarını ortaya koymuşlar adeta.

Tutarsız konuşmalarını acıklı müzikler eşliğinde TV’lerde mazlum  edebiyatı yaparak  halkın saf duygularını paraya çeviren din adamları(!) var birde. Ramazandaki tüm bereket onları buluyor sanırım. Kuran en iyi öğreticiyken Nihat Hatipoğlu ve ekürilerine neden ihtiyaç duyulur? “Sakız orucu bozar mı? Ojeyle namaz kılınır mı?” soruları artık tarih olması gerekirken hala bu çark üzerinden otelcikler yapan insanlar var ediliyor.  Din değişmez değil midir? 100 sene önce günah olan şimdi sevap mı?

İnsanların en hat safhada sömürüldüğünün ispatı olan diğer bir konuda  bağışlar, zekât ve filtre konusu. Zekât, ihtiyacı olana malının kırkta birini vermekken bunu kuran Kurslarına bağışlamak akıl almaz. Bu memleketin sadece hocaya ihtiyacı yok ki. Gerçek ihtiyaç sahiplerinin yüzünde bir tebessüm oluşturmak varken, her yıl yüzbinlerce çocuğumuz maddi zorluklardan eğitimine devam edemezken,  bu kurumlara yapılan bağışlarla kara vicdanlarının aklanacağını mı düşünüyorlar. Burs bekleyen yüzbinlerce çocuğun umudu olup, yetimhanedeki çocuklara sıcak bir çorba, belki sahip olamadıkları bir oyuncak bağışlamak daha huzur verici değil midir?

Huzur demişken Ramazan huzur  ayıdır derler ya, koca bir yalan. Bu ramazan ayında kaç kanlı habere şahit olduk.

Havalimanı saldırısı onlarca canın gidişi olmadı mı? Midyat’ta çocukların kanlı görüntüleri hafızalardan çıktı mı?  Bu kanlı senaryolara bizi alıştırmak isteyen sözüm ona dinci İslamiyet savunucusu AKP bunların vebalinden hiç mi korkmaz? AKP hükümeti ile tarihin en kanlı günlerini yaşıyoruz, belki de yaşamaya devam edeceğiz.

Ak-it lerin çok fazla gündemde olduğu şu zamanlarda İftar programına çıkan Prof.Dr. Mustafa Aşkar’ın (nasıl profesör olmuş orası muamma) “namaz kılmayan hayvandır” sözü nasıl bir ithamdır, nasıl bir adap bilmezliktir. Böyleleri bu hakaret dolu sözleriyle hayatına devam ederken Prof. Dr. Zeynep Sayın Balıkçıoğlu RTE’ye hakaret etti diye işinden alınıyorsa, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’yı tecride aldıran bir hükümet varsa karşımızda kimse dinini layıkıyla yaşadığını söylememelidir. RTÜK ırk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınlar için bir ceza yaptırımında bulunması gerekirken AKP hükümetinin tekelindeki TRT’ye hiçbir ceza uygulanmaması da ayrı bir konu tabi.

Sözüm bunca olaya rağmen 3 maymunu oynayan %52 ‘ye ;

Ey tarafgirler, katil benim katilim demeyin! Hırsız benim hırsızım demeyin! Katillere ve hırsızlara prim vermeyin! Parlamenter sistemin illüzyonu budur işte. Bizim adamımız diye, katilleri ve hırsızları alkışlatır size ve farkında bile olmazsınız. Tümünü reddedin! Tüm zulme uğrayanlardan, zaafa uğratılmışlardan, köleleştirilen işçilerden, yoksullardan, evsizlerden yana olun! Kendi cehenneminize odun olmayın.

Katillerle katil, hırsızlarla hırsız, şerefsizlerle şerefsiz, karaktersizlerle karaktersiz, halk düşmanlarıyla halk düşmanı olmayın. Onlar yükünü alır gider ve siz aç acına kalırsınız! Onlar kahraman olur ve siz de yardakçısı.

Unutmayalım ki karakterimizi ortaya çıkaran hadiselerdir, laflar değil.

Mesele paranın pulun yamultmadığı KARAKTERLİ İNSAN, PARMAKLA GÖSTERİLEN VİCDANLI MÜSLÜMAN olabilmek.

Dinini dünyaya satanlarla satmayanların yeri er meydanıdır, söz meydanı değil.
Çok gürleyen, Allah diyen, İslam yolunda zannedilenlerin sesleri gitti.
Hatta seslerinin ve ellerinin yerleri değişti.
Şimdi zulüm için alkış tutuyor, şimdi menfaat için sesi gür çıkıyor.
Makamı, şöhreti için, dünyalıkları için mü’min dostlarına yapılan taarruzlara arka çıkıyor, aman şuyum buyum elimden gitmesin diye zulümlere sessiz kalıyor.
İşte imtihan!
İşte hodri meydan!
Görüyoruz delikanlıları…
Görüyoruz babayiğitleri…

Artık gözüne perde inenlerin gözlerini açması umuduyla..

Esra Yılmaz

04/07/2016

, ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir