SOLDA BİRLİK VE BİRLİKTE ÖĞRENME

Hamza YALÇIN

Oysa yakından bakıldığında Türkiye solundaki her örgütte bir yığın özgün fikirler ve olumlu pratikler görülecektir. Sol güçler niye polemik yerine birlikte öğrenme metodunu kullanmasınlar? Bu yol hem grupların birbirilerinin ileri yönlerini keşfedip hep birlikte gelişmeye hizmet edecek hem de birlikte ortak ve daha ileri görüşlere varma olanağı sağlayacaktır. Birbirinin yanlışlarını kanıtlamaya yoğunlaşmış olan bir ideolojik mücadele ortak ve daha ileri bir kavrayış edinmeyi olanaksız kılıyor.”

10372319_10152088072827197_7799151411216580133_nTürkiye solu birlik oluşturmadığı için devrimci olanakları layıkıyla değerlendiremeyecek durumda. Türkiye solu etkisiz durumda olduğu için Marksist solun en yakın olduğu güçler hatta çok sayıda eski sosyalist, çareyi başka yerlerde arıyorlar. Yakın dönemde milyonlarca insan Türk ulusalcılarının örgütlendiği Cumhuriyet Mitinglerine katılmıştı. Diğer bir grup sosyalist ise sözde bir askeri darbe tehlikesine karşı AKP-Cemaat iktidarının yörüngesinde hareket etmeye başlamıştı. Yani sosyalistler kendilerine ait olmayan taraflarda yer almışlar ve birbirlerine karşı mücadele ediyorlardı. Kimi eski sosyalistler ise örgütlü mücadeleyi bir yana bırakarak Alevi hareketine katılıyorlardı. Başkaca önemli bir kesim ise uzun süredir Kürt ulusal hareketinin yörüngesinde davranıyordu.
Bütün bu anlayışların temelinde kendi öz gücüne güvenmemek ve başka güçlere yaslanmak yer alıyor. Başka güçlerin bizi kullanmasına kendimiz davetiye çıkarmış oluyoruz. Çünkü biz Türkiye solu, aramızda, rekabeti dıştalayan dayanışmacı ilişkileri egemen hale getiremiyoruz. Rekabet nasıl sıradan emekçileri bölüp zayıf düşürüyorsa aynısını sola da yapıyor. Rekabet yoluyla kendi örgütünü güçlendirenler ise zaten özünde düzene ait olan bir mantığa kapılarak sosyalizmden uzaklaşmış oluyorlar.

Türkiye solunun temel sorunu, halk iktidarı yerine örgüt iktidarını hedeflemesidir. Türkiye solu bu yaklaşımla kitle hareketini, ele geçirilecek ve manipüle edilecek bir güç olarak görmektedir. Evet, örgüt iktidarı yaklaşımının temelinde kitle hareketini ele geçirmek ve onu manipüle etmek temelinde bir öncülük anlayışı yatıyor. Bu öncülüğün seçtiği mücadele araçları büyük ölçüde ezenlerden ödünç alınmadır. Öncü kitlelerle ilişkisinde “bilen ve öğreten” öğretmen konumunda iken kitleler de klasik öğrenci konumundadırlar. Söz konusu yaklaşım örgütlenme ve bilinçlenme adına sonuçta insanları eleştirici düşünceden uzaklaştırarak belli politik güçlere bağımlılaştırmaya çıkmaktadır.
Böylece sola iki yönlü darbe vurulmuş oluyor. Bir yandan sol adına bağımlılık ilişkileri yaratılırken diğer yandan ise örgüt düşmanı mücadele kaçkınlığına muazzam malzeme verilmektedir. İşte soldaki örgüt düşmanlığının en büyük güç kaynağı, örgütlülük adına yapılan yanlışlardır. Sen örgüt adına devrimci eleştiriden uzak bir şekilde körü körüne inanmayı ve hatta tapınmayı dayatırsan insanları sol içi rekabete ve hatta çatışmalara seferber edersen örgütlülüğü kölelik örgüt düşmanlığı bireyciliği ise özgürlükçülük konumuna getirirsin.

Örgütlenme ve bilinçlenmeyi örgüt iktidarı yolunda kitle hareketini ele geçirmeye ve manipüle etmeye tabi kılan grupçu anlayış, bildiği ne kadar devrimci, demokratik ve sosyalist ifade varsa onları pratiği için süs haline getirmektedir.
Aynı anlayış solda birlik özlemini de aynı metotlarla sürekli kötüye kullanageldi. 1970’li yıllarda gördüğümüz Direniş Komiteleri ve günümüzdeki ÖDP, SDP ve HDP pratikleri buna örnektir. Nasıl ki örgütlü mücadele adına davranan sekterizm solda örgütsüzlüğü ve bireyciliği körüklüyorsa bu anlayış solda birlik adına davrandığında, uğrattığı hayal kırıklıkları yüzünden hep solda birbirine güvensizliği pekiştirerek grupçuluğa ve bölünmüşlüğe hizmet etmektedir. Birlik bu tür anlayışların elinde balıkçının oltaya taktığı yemdir.
Örgüt iktidarına dayanan anlayış solda birliğin yolunu güç ve manipülasyon yardımıyla kitleleri fethederek diğer sol güçleri altetmekte görüyor. Bu sekter anlayış ideolojik mücadeleyi de kendisinin ne kadar doğru başkalarının ise ne kadar yanlış olduğunun ispatına dayandırmaktadır.

Sol içi iletişimdeki durum körlerin fil hakkındaki ideolojik mücadelesini andırıyor. Ünlü hikâyeye göre 6 kör bir fil hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Bacağından tutan biri “fil bir ağaçtır” diyor. Kuyruğundan tutan diğeri, “fili bir halattır” diyor. Hortumundan tutan, filin bir yılan olduğunu söylüyor. Gövdesine dokunan, filin bir duvar olduğunu, filin kulağına dokunan onun büyük bir yelpaze olduğunu, dişine dokunan ise onun bir mızrak olduğunu iddia ediyor. Buraya kadar normal. Ancak her bir araştırmacı sırf kendi gözlemine yani dokunmasından edindiği algıya dayanarak çıkardığı sonucu tüm diğerlerine karşı bağnazca savunuyor ve diğerlerini anlama yoluyla daha ileri bir kavrayışa ulaşma çabasına girmediği gibi, vardığı sonucu onların bilgisiyle test etmeye bile çalışmıyor.
Oysa yakından bakıldığında Türkiye solundaki her örgütte bir yığın özgün fikirler ve olumlu pratikler görülecektir. Sol güçler niye polemik yerine birlikte öğrenme metodunu kullanmasınlar? Bu yol hem grupların birbirilerinin ileri yönlerini keşfedip hep birlikte gelişmeye hizmet edecek hem de birlikte ortak ve daha ileri görüşlere varma olanağı sağlayacaktır. Birbirinin yanlışlarını kanıtlamaya yoğunlaşmış olan bir ideolojik mücadele ortak ve daha ileri bir kavrayış edinmeyi olanaksız kılıyor.
Türkiye solunun dağınıklığının temelinde sekter bir eğitim anlayışı yatıyor. Sekter eğitim anlayışı mevcut düzenin eğitim anlayışının sola yansımasıdır. Marksist soldaki örgütsel yapılar, kitlelerle ilişkiler işte bu geleneksel öncülük anlayışla şekilleniyor. Bu anlayışı sorgulamayı ve alternatifini yaratmayı başaramadığımız sürece istersek iktidarı alalım halk karşısında bir iktidar grubu durumuna düşeceğiz. İflas eden sosyalizm bunun kanıtıdır.
Sosyalist bir birlik istiyorsak, devrimci bir birlik istiyorsak gerek örgütlerin kendi içinde gerekse sol içinde sekter metoda karşı diyaloga dayanan bir eğitim metodu geliştirmeliyiz.

Polemikçi ve sekter metot grupçuluğun ve rekabetçiliğin metodudur. Bu metot karşısındakinin açığını aramaya, birbirinin güvenini kötüye kullanmaya, birbirini kötülemeye, engellemeye ve hatta bu yoldan fırsatçılık, yalan, çarpıtma ve şiddet gibi gibi ahlak dışı metotların gelişmesine yol açmaktadır. Gerçek bir birlik hareketi solda birlikte öğrenmeye ve dayanışmaya dayanmalıdır.
Biz bu amaçla sola dört mütevazı öneri getiriyoruz.
Bunlar 1)Marks’ın Kapital adlı eserini geleneksel olmayan ve Marksizm’in özüne uygun bir metotla birlikte okuma 2)Alternatif öğrenci yurdu 3)Eğitim ve Dayanışma Kurultayı 4)Sosyalistlerin üst örgütlenmesi. Kısaca değinip sözümüzü bitireceğiz.
1)Kapital okuma çalışması.
Kapital okuma çalışmasından amaç sol güçlerin Marks’ın Kapital’i aracılığıyla birlikte öğrenme adını verdiğimiz diyaloga dayanan bir eğitim yöntemi geliştirerek, günümüz dünyası hakkında ortak ve derinlemesine bir kavrayışa varmaktır. Bu çalışmanın en önemli sonucu diyaloga dayanan bir birlikte öğrenme metodu geliştirmek olacaktır. Bu aynı zamanda düzene alternatif bir iletişim metodudur. Çalışma önerisini bir EHP’li arkadaşlara sunduk ve kendilerinden olumlu cevap aldıktan bir süre sonra başladık. Çalışmayı genişletmek arzusundayız.

2)Alternatif öğrenci yurdu
Fethullahçılar ve tarikatçılar kendi yurtlarını kurdular. Devletin yurtları var. Bir de ulusalcıların yurtları var. Hepsi de kurulu düzene eleman yetiştirmeye dayanıyor. Henüz kapitalizme karşı netleşmiş bir duruş geliştirmemiş olan Aleviler kendi yurtlarını açıyor. Sosyalistler öğrenciler arasında ders dayanışmasını, onlar arasındaki alternatif insan ilişkilerini, emekçilere ve demokratik mücadeleye yakınlığı geliştirecek ve grup yapılarını aşan, solun ortak ürünü niteliğinde bir alternatif öğrenci yurdu yaratmak için niye birleşmesinler?
3)Eğitim ve Dayanışma Kurultayı
Biz sosyalist güçler düzene alternatif güven ilişkileri kuramamaktan muzdaripiz. Kim birlik derse, kim demokrasi derse, kim özgürlük derse önünde sonunda altından başka şeyler çıkıyor. Her şey kendi tersine dönüyor. Burjuva düzenin içimizdeki eli olan grupçuluk ve türlü metotlarla birbiri üzerinde egemenlik kurmaya ve rekabete dayanan sekter ilişki tarzı sonuçta gelip belirleyici yerini alıyor. Bu adeta kural olmuş. Niye böyle? Niye bu kısır döngüden kurtulamıyoruz? Neden güven ilişkileri yaratamıyoruz? Neden düzenden bağımsızlaşamıyoruz?

Sol, kurulu düzenin insanı nasıl biçimlendirdiğini derinlemesine tartışmadan ve bu konuda kendi içinde ortak görüşlere ulaşmaksızın ne emekçilere gerektiği gibi yardım edebilecek ne de kendisi düzenden bağımsızlaşabilecektir. Emperyalizme bağımlı kapitalist düzen içindeki öğrenme süreçlerini birlikte inceleyeceğimiz, devrimci eleştiriyi özellikle kendimize yönelteceğimiz bir kurultaya ihtiyacımız var. Biz buna eğitim ve dayanışma kurultayı diyoruz. Gezi direnişinin ortaya çıkardığı forumları bu kurultayların adımları görüyoruz. Karaburun Kongresi gibi tartışmalar da bilgiyi birlikte yaratma çabaları olarak görünüyor. Eğitim ve Dayanışma Kurultayı dediğimiz oluşum bütün bu çabaların derlenmesini amaçlamalıdır. Eğer orada birbirine üstün gelme, birbirine tertip hazırlama, birbirini manipüle etme anlayışı yerine karşılıklı alçakgönüllü tutumla, birbirine karşı saygıya ve sorumluluğa, güvene ve devrimci eleştiriciliğe dayanan yaklaşımla birlikte öğrenme hayata geçirilebilirse bir derleniş yolunda önemli adım atılmış olacaktır.

4)Solun ortak üst örgütlenmesi
Bundan kastımız ise sol hareket içinde ortak devrimci değerlere sahip çıkacak, onları koruyup geliştirecek bir örgütlenme kurmaktır. Yasaklısı ve yasaklı olmayanı devrimci güçler olarak, birlikte düşünüp davranarak, ortak bir hukuk, ortak bir ahlak ve ortak bir irade yaratmalı ve bu paydayı sürekli büyütmeliyiz. Yol göstericisi piyasa ve rekabet olan ve devletler şeklinde örgütlenmiş burjuva grupların bile Birleşmiş Milletler adlı örgütleri var. Sol hareketin niye bir üst örgütlenmesi olmasın? Muhbirlerin ve sağlıksız insanların solun bölünmüşlüğünden ve sol gruplar arasındaki rekabetten yararlanmasının önüne geçmek hepimizin sorunu değil midir? Sol grupların kendi içlerinde giriştikleri ihlaller hepimizi ilgilendirmiyor mu? Sırf içlerinden iki tanesini kendi tarafına çekebilmek için 98 insanı soldan soğutacak sorumsuzca rekabet ve sol içi çatışmalar hepimizi ilgilendirmiyor mu? Bütün bu konularda sosyalistlerin ortak bir ahlakı, ortak fikirleri, değerleri, ortak iradesi olması gerekmiyor mu? Sol İçi Hukuk Komisyonu ve çeşitli platformlar solun üst örgütlenmesinin nüveleridirler. Ancak tüm grupları bağlayan, daha kalıcı ve daha geniş bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Üst örgütlenme elbette ki asıl gücünü ahlaksal otoritesinden alacaktır. Ancak bütün gruplar bu oluşuma hayat vermek için çalışmalı ve onun arkasında durmalıdırlar. Üst örgütlenme BM’de olduğu gibi güçlü grupların ihlal edebileceği bir duruma düşmemelidir. Sosyalistler arasında güç ilişkileri belirleyici olmamalıdır.

Bizim önerilerimiz bunlar. Önerilerimiz hâlihazırdaki HDP, Sol Cephe ve Birleşik Muhalefet önerilerine kıyasla daha mütevazıdır. Hiç birinin kesin alternatifi değildir. Kimseye kolaycı birlik yolları sunmuyoruz. Yukarıdaki önerileri saydığımız bütün sosyalist güçlerle birlikte hayata geçirmek istiyoruz.
Bu düşüncelerle mevcut birlik içinde mümkün olduğu kadar yer almayı isteriz. Tabii yakın zamanda içinde yer almış olduğumuz ÖDP ve SDP deneyimlerinden edindiğimiz ön yargıları bir yana bırakmaksızın. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer”. Herkese de eleştirici ve ihtiyatlı olmalarını tavsiye ediyoruz.
*Hamza Yalçın arkadaşın bu metni Petrol-İş salonunda gerçekleştirilen “Birleşik Muhalefet İçin Çağrı” forumunda arkadaşımız Ezgi Özdal tarafından okunmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir