SOSYALİST HAREKETTE DEVRİMCİ YENİLENME İÇİN BİR KİTAP

Murat Karayel/ 01.10.2013-

Adı: Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz

Yazarı: Hamza Yalçın

Yayınevi: Yaşam Yayınları – İkinci Baskı, İstanbul 2013

Gezi Direnişi ile başlayan halk hareketi sosyalistlerin sekterliğini, yetersizliklerini gündemleştirdi. Fakat bugüne kadarkilerden farklı kavrayışlara henüz yol açabilmiş değil. Sosyalist hareketin eleştirisi söz konusu olduğunda dağınıklığı, güçsüzlüğü başta gelen kusurları olarak sunuluyor. Eleştiri içeriden yapılıyorsa, hareketi boydan boya bölen ölçütler uygulayıp, her kötülüğün sorumluluğunu “karşı kamp”a yıkmak bunu izliyor.

Kendisini ayırarak hareketin bir kısmını dışarılaştıran bu bakış açısı, içeriden eleştirmek iddiasını karşılayan özeleştirel değerlendirmelere izin vermiyor. Dağınıklık, güçsüzlük türünden sonuçları öne çıkarırken bunların nedenlerine inme imkânını ortadan kaldırıyor. Sosyalist hareketin içeriden eleştirisi adına, eleştirenin ideolojik kabullerinin, programatik görüşlerinin ve ezilenler karşısındaki “sekt” konumunun halka ve sosyalistlere dikte edilmesine varılıyor.

Sosyalist hareketin yapısal sorunlarına odaklanabilen özeleştirel değerlendirmeler halen istisna ve Gezi öncesindekinden daha dikkatli incelenmeyi hak ediyorlar. İkinci baskısı “Bu kitapta savunulan diyalog kavramı Taksim Gezi Parkı Direnişi’nde somutlaştı” iddiasıyla çıkan “Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz” kitabı istisnanın örneklerinden.

Kitap, sosyalist hareketin düzenden bağımsızlaşamaması sorunsallaştırılarak devrimci yenilenme için öneriler geliştiriyor; sol güçleri sorunları birlikte düşünmeye ve yenilenmenin aktif bileşenleri olarak dayanışmaya davet ediyor.

Hamza Yalçın, kitapta ortaya koyduğu eleştiri ve önerilerinin teorik arka planını ve bunun Marksizm’deki yerini “METOT” makalesinde açıklıyor:  “Marksist anlayış birey-toplum (parça-bütün) ilişkisinde ne toptancı ve tümdengelimci ne de bireyci yani tümevarımcı bir metodu savunur. Marks deyim yerinde ise birey ile toplumun ortasından, yani insan ilişkilerinden yola çıkar. Toplum ve birey işte o ilişkiler içinde sürekli bir oluşum ve gelişme içindedir.” (34) Sosyalist hareketin sorunları, devrim, devrimci yenilenme bu metodolojik konumdan ele alınıyor.

İnsan ilişkilerini toplumsal analizin temel birikimi – hareket noktası kabul etmenin sonucu, burjuva toplumuna özgü egemenlik içeren ilişkilerin sosyalist hareketteki izlerini sürmek oluyor. Örgütlerde, sol güçler arasında, kitle çalışmalarında insanları nesneleştiren manipülasyoncu ve fetihçi ilişkiler yaşatılıyorken, sosyalist hareket iktidarlaşsa bile ezilenlerin özgürleşemeyeceği savunuluyor. Ezilenlerin mevcut bilincini ve deneyimlerini hiçleştiren fetihçi kitle çalışmaları eleştirilirken, “Leninist Öncü Parti” anlayışındaki bozulma vurgusu dikkat çekiyor. Fetihçiliğin alternatifi olarak, öncünün ezilenlerle “sentez oluşturma” sorumluluğu anımsatılıyor.

Sosyalist geleneğin, bireyciliğe karşı durma motivasyonuyla örgüt ve iktidar fetişizmine kapılarak burjuva toplumundaki yabancılaşmayı kolektivizm kılığında sürdürmesi, örgüt ve devrim sorununu yeniden düşünmeyi gerektiriyor.

Kitaptaki, “Devrim muhalefette de devrimdir. Devrim iki insan arasındaki yoldaşlık ilişkisiyle başlar. Örgüte, devrimci harekete dönüşüp; bu yoldan iktidarı alarak genişlemesine ve derinlemesine gelişme olanağı bulur.” (37) belirlemesinden anlaşılacağı üzere; devrim ve devrimci yenilenme yeni insan ilişkilerine ulaşmak amacıyla örtüşüyor. Yeni insan ilişkilerine ve yeni topluma ulaşmanın aynı sürecin uğrakları olduğu düşüncesi; devrimcilere, sosyalizmin özgürlükçü hümanist ideallerini güncel mücadelelerinin yol göstericisi olabilmek sorumluluğu yüklüyor.

Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz’in merkezi kavramlarından biri diyalog. Paulo Freire’nin geliştirdiği bu kavram; egemenlik ilişkilerini dışlayıcı, ezilenlerle sentez oluşturmayı esas alan, insani ilişkileri özneler arası ilişki olarak kodlayan biçimleriyle devrimci hümanizmin hayat bulacağı yoldaşlaşmanın – yeni insan ilişkilerinin ifadesi olarak benimseniyor.

P. Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi’nde savunduğu (akıl ve yürek ile dünyamızı birlikte tanıyıp birlikte dönüştürmek, insanileştirmek olarak özetleyeceğim) eğitim anlayışı ile yürütülen grup çalışmalarını yazar, sosyalist harekette devrimci yenilenmenin kaldıracı kabul ediyor. Koordinatörü olduğu eğitim gruplarının pratiklerinden örneklerle çalışmasını zenginleştiriyor. Bilginin sahibi otoriter öğretmen, manipüle edilecek cahil öğrenci çelişkisinin ortadan kaldırılması grup çalışmalarının temel hedeflerinden biri olarak öne çıkıyor. Benzer çelişkinin devrimci öncünün kurmay, halkın yönetilecek insanlar topluluğu sayıldığı kitle çalışmalarında da bulunduğu ve bunu aşmanın özgürleşmenin şartı olduğu ileri sürülüyor.

Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz; yürüyen bir çalışmanın, kitaptaki fikirlerin takipçisi devrimcilerin sözü mütevazı deneyimlerinin paylaşımı olmakla birlikte, devrimci yenilenmenin sosyalist çevrelerin diyaloğundan geçtiği iddiasıyla ve bunun gereği olan birlikte öğrenci yurdu kurmak, eğitim ve dayanışma kurultayı toplamak, ortak eğitim çalışmaları örgütlemek gibi somut önerileriyle sosyalist hareketin bütününe hitap eden bir çalışma.

 

 

 

 

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir