TESLİMİYETE VE İHANETE KARŞI

Baskı ve tutuklama operasyonları birer sınavdır. Her operasyon içimizdeki disiplini, yoldaşlık bağlarını ve iradeyi hedef almaktadır. Her operasyonun ardından içimizde bölünme yaratma çabaları hız kazanmaktadır. Birileri, sahibinin attığı taşın hedefine doğru saldırmayı adeta görev belliyor. Devrimci ruhtan yoksun, kıskançlık ve kinle dolu bazı insanlar akbabalar gibi gezinmeye, iyi niyetli arkadaşlarımızı etkileyerek içimizde bize karşı guruplaşma yaratmaya, bu doğrultuda solun brliği adı altında dışımızdan destekler almaya çalışmaktadırlar.

İktidar içimizde kimi baş düşman görüyorsa onların baş düşmanı da odur. Polis kimden nefret ediyorsa onlar da ondan nefret ediyor. Polis kimi tecrit eder, etkisizleştirir, itibardan düşürürsek bu Hareketi baltalarız diye davranıyorsa, kime karşı güvensizlik, kin ve nefret yaymaya çalışıyorsa onlar da aynı yönde davranıyor. Oluşan irade zayıflığını, kafa karışıklığını hep aynı hedefe yönelik olarak kullanmaktadırlar. Cemaatçılar gibi mazlumları oynamak, dedikoduculuk ve alttan alta davranmak; bizi on-onbeş yıldır uğraştıran, yıllardır düzelmelerini beklediğimiz bu insanların tam da karakterlerine uyacak şekilde en önemli araçları ve yöntemleridir.

Eğitim ve Dayanışma Hareketini engellemek için ne yapmalı? Hareketin lideri mi etkin, o halde onu tecrit edelim, gözden düşürelim, arkadaşlarıyla bağlarını zayıflatalım. Hangi araçları sabote edersek bu hareketin koordinasyonunu zayıfatırız? Hareket internet üzerinden eğitim çalışmalarına mı önem veriyor,  öyleyse o yönde sürekli korku yayalım.  Çalışmanın lideri aktif çalıştığı için ceza almış bir insan. Onu gayrı- meşru ve zararlı biri göstermeye çalışıyorlar. İnternet üzerinden çalışma ve benzeri görüşmeler ise onu gayrı-meşru görünümden ve tecritten kurtarıyor. Karşı taraf bu çalışmayı yasalar çerçevesinde suçlamakta çok zorlanıyor. O halde o kanalları hedef alalım. İnternet zararlıdır, diyelim. Telefon zararlıdır, diyelim. Onunla görüşmenin zararlı olduğunu işleyelim.

Emektar geçinen hatta mağdur geçinen insanlar bunu yapıyor. Hareketin koordinasyonu ile internetteki açık tartışmalar ve  haberleşmeler onlara zararlı, çünkü o zaman  rahatça dedikodu yapamıyorlar.

İt Ürür Kervan Yürür

Oysa internetteki görüşmeler açık olduğu için deneyimli arkadaşlar toplantılardan doğrudan bilgi alabiliyor ve hatalara karşı ikaz edebiliyor; nerede ne döndüğünü tahmin edip müdahele edebiliyorlar. Provakasyona asıl açık olan ise sözde gizli görüşmelerdir. Doğru kullandıktan sonra internet zararlı değil olağanüstü elverişli bir araçtır. Sorunumuz bu araçtan kaçmak değil onu daha düzgün ve daha etkin kullanmaktır. Ayrıca şimdi ulaştığımız aşamada çalışmanın diğer biçimlerinin daha iyi gelişmesinin yolunu açabiliriz. Kaldı ki biz hiçbir zaman o çalışmaları engellemedik.

İçinde bulunduğumuz dönem bir solcu tipi yarattı. Başta görünmeyi bir şey sanan bu tip, mücadeleye cesareti olmadığı halde en büyük söz sahibi olmaya çalışır. Bir şey yaratmaya değil eldeki avuçtakini ele geçirmeye, türlü oyunlarla başa gelmeye çalışır. Bu anlayış  Hareketin dağınıklık döneminde bize İstanbul’da musallat oldu. 2000 yılı başlarında Hareketin öndegelen kadroları dağıldıktan sonra ortada insiyatif alabilecekmiş görünen birkaç kişi kaldı. Bu kişiler dağınıklığı toparlamak ve mücadeleyi geliştirmek yerine yıkıntının başında iktidar olmaya çalıştılar. Yenilere yer açmaya yanaşmadıkları gibi yenilerin önünü kestiler. Hareketin muhbir diye saptadığı ve kontrol altında tutma kararı aldığı sağlıksız insanlarla işbirliği yaparak Hareket içinde bir gizli bir cunta kurdular. Yaptıkları her saptandığında saptandıkça sözde özeleştiriler verdiler. Hataları, Odak’ta isim verilmeden yayınlandı. Sonra ilk fırsatta özeleştirilerinden caydılar. Çevrelerindeki yılgınlık ve korkudan faydalanmaya ve çeşitli entrikalarla Hareketi gözden düşürmeye başladılar.

Yaptıklarına rağmen sağda solda hala mağdur geçinen bu insanların hatırlarına bile dokunmadık.

Kendilerini düzelterek gelmiyorlar. Eğilimleri bizi dağıtıp enkaz halindeki ilişkilerimizin yardımıyla kendilerine yer kapacakları bir örgüte gitmek. Ama buna fırsat bulamadıkları için çevremizden de gitmiyorlar. Zarar veriyorlar. Onları manevi olarak dahi ezmek istemiyoruz ama gerekirse isimlerini ve sicillerini açıklayabiliriz. Şimdi de “birlikçi değiliz”, “işçi sınıfını unuttuk”, “bizi harcayıp her şeyi gençlere teslim ettiler” gibi gerekçeler uydurduklarını duyuyoruz.

İşçi çalışması genel çalışmalarımızda hep önemli yer tuttu. Hareketimiz başından beri hem işyerlerinde hem de emekçi mahallelerinde çalışmaya önem verdi. Ancak nitelikli çalışmalarımız öğrenci gençlikten güç alamadığımız için, sıçrama yapamadı. Sonraki dönemde ise, özellikle Hareketin Koordinatörü yurt dışına çıkmak zorunda kaldıktan bir süre sonra, Hareket büyük bir çöküş ve dağılma yaşadı. Yeniden toparlanmaya çalışırken işçi sınıfı perspektifimizi koruyarak öğrenci gençliğe ağırlık verme kararını hep birlikte aldık. Gençlere ağırlık verme kararını da birlikte almıştık.

Solda birlik meselesine gelince, bu konuda içimizde bazı sorunlar oldu. Mihri Abiler bizi her birlik teşebbüsüne gözü kapalı girmemizi, orada Hareketimizin varlığına hemen son vermemizi istedi. Biz Mihri Abilere saygı duyduk, saygı duyuyoruz ama onların her dediklerini yapmadık. Mihri Abi Perinçek’le “birlik” yapmaya kalktığında kabul etmedik.Mihri Abi daha sonra ÖDP’de kendimizi dağıtmaya yanaşmadık diye bizi fraksiyoncu ilan edip bizden ayrıldığını söyledi. Sonra kendileri ÖDP’yi bölerek ayrıldılar. Ardından davetleri üzerine SDP’ye girdik. Hangi amaçlarla ve düşüncelerle girdiğimizi kendilerine hem sözlü hem de yazılı açıkladık. Birlik konusundaki görüşlerimizi biliyorlardı. Orada Hareketimizi SDP yönetimine teslim etmemiz dayatıldı. Bunu yapamazdık çünkü SDP yönetimi ile görüşlerimiz çok farklıydı. Biz oraya bağımsız varlığımızı korumak koşuluyla katılmıştık. SDP yöneticilerinin kendi görüşlerini ve çizgilerini sekterce dayatmaları karşısında çeşitli gruplar daha ilk adımda partiden gittikleri halde Hareketimiz orada kalıp hataları düzeltmeye çalıştı. Ancak SDP, Hareketimizin koordinatörünü ve yakın arkadaşlarını tecrit edip diğerlerini legal parti bürokratı yapmaya çalıştı. Bazı arkadaşlarımız bu tutuma o dönemden yanaşmaya başlamışlardı. Artık orada yapabileceğimiz bir şey göremeyip ayrıldık.

“Birlik birlik” diyen ve bizi fraksiyonculukla suçlayan Mihri Abiler daha sonra SDP’den de bölünerek ayrıldılar. Ardından solun birliği için SP’yi kurduklarını söylediler. Şimdi orada ne yaptıklarını bilmiyoruz. Biz öylesi birlik çalışmalarına ilgi duymuyoruz.

En son da içimizde iyi niyetli bazı arkadaşlar illa Ertuğrul Kürkçülerin kuracakları partiye katılmamızı veya başka bir parti ile birleşmemizi teklif ettiler. O tarz legal parti girişimlerine ilgi duymuyoruz. İsteyen istediği legal partiye kendisini teslim etsin, biz iddiamızı sürdürüyoruz.

Mihri Abilerin birlik anlayışlarını biz arızalı buluyoruz. O anlayış TEP’te ne örgütlülük ne de devrimci bıraktı. Daha sonra girdikleri her birlikte de bölünmelerle sonuçlandı. Hareketimizi bölmek için de uzun dönem uğraşan bu yaklaşımı  hatalı buluyoruz. Solun birliği hakkında çok farklı yaklaşımlara sahibiz ve bunu uzun süredir ifade ediyoruz.

Sol Niye Birleşemiyor?

Ezilenler niye birleşemiyorsa sol ondan birleşemiyor. İlişkilerde şahsi hesaplara, kıskançlığa ve rekabetçiliğe dayanan mantık aşılamadığı sürece devrimci birlik olmaz. Olsa olsa birilerinin diğerlerini hakimiyet altına aldığı birlikler olabilir. Bencil ve sorumsuz tutumla olanaklarını ve gücünü kötüye kullanma mantığı aşılamadıkça devrimci birlik olamaz. Hele hele içimizdeki disiplinsizlikleri körükleme tutumuyla birlik hiç olmaz.

Birlik yolunda mücadele etmek için önce bireyci yanlarınla hesaplaşmalısın. Bu davaya kendini hiçbir özel çıkar gütmeksizin vereceksin. Öncü tutumla yürümeye çalışacaksın ve önde yürüyenin samimiyetle yanında olacaksın. Mücadelede öne çıkanları kıskançlık edip baltalamaya kalkmayacaksın. Hareketimizin kişi putlaştırılmasına karşı tavrını kıskançlığın ve küçük hesapların için saptırmaya çalışmayacaksın. Düşman her şeyi ile mücadeleye atılmış ve önde yürüyor diye, birilerini hedef almışsa sen önde yürüyene yoldaş olmalısın; onu arkadan vurmaya kalkmamalısın; onu satmamalısın. Daha iyisini yapabiliyorsan sen de yap. Ama sen geridesin diye ileri çıkan arkadaşlarını bencil, darkafalı, küçük hesaplı yaklaşımlarla bastırmaya çalışma. Birlik adı altında tasfiyeciliği kabul edemeyiz.

İçimizde yüzü kalmamış bazı insanların kendilerine uygun bir yer bulmaları bizce de iyi olur. Bu amaçla onları zaten “serbest bıraktık”. Belki başka yerlerde düzelirler. Artık mağdur havalarda sevdiğimiz arkadaşların arkasına saklanıp onları bize karşı ileri sürmeye bir son versinler.

Devrimci birlik ancak solda yenilenme ile mümkündür. Bu yolda radikal adımlar devrimci pedagojide diyalog kavramıyla ifade edilen yoldaşlık ilişkilerine dayanan aktif bir örgüt kurarak  atılabilir (Bakınız Ezilenlerin Pedagojisi, Paulo Freire; Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz, Hamza Yalçın). Yoldaşlık ilişkisi devrimci duygularla devrimci düşüncenin ve eylemin örtüştüğü ilişkidir.

Karşı karşıya olduğumuz saldırıyla başetmek için Hareketimiz içinde birbirimize bağlılığı, disiplini ve örgütlülüğü artırmamız gerekiyor. Eğitim çalışmaları yaşadığımız deneyimler ışığında ele alınarak geliştirilmelidir. Eğitim ve Dayanışma Hareketi doğrultusunda adımlar ülkemizde bu alandaki birikimler ve çabalarla eşgüdüm kurularak atılmaya çalışılmalıdır. 2012 yılında bu hedeflere ulaşırsak solda birlik için iddiamız ve olanaklarımız artacaktır.

Düşmesin bizimle yola…

Düşman güçlü ve saldırı halinde iken sol zayıf ve bezgin. Ama örgütlü mücadeleyi yenmek kolay değildir. Onu dağıtsalar bile geleceğe iz bırakmasını engelleyemezler. Tarih boyunca en güçlü birikimlerin temeli aslında zulüm dönemlerinde atılmıştır. Biz birbirimize bağlı olduğumuz, rekabet, sorumsuzluk ve bencillik yüzünden bölünmediğimiz sürece mücadelemiz gelişecektir.

Bilindiği gibi Hareketimiz mücadelenin yapıcı yönünün de öne çıkarılmasını savunuyor. Yani devrimcilik okuldan atılma, işten atılma ve hiçbir somut başarı kazanmaksızın sadece kaybettirme olarak gösterilememelidir. Düşman, devrimcilerin bir yere ulaşamamaları için onları okuldan ve işten atıyor. “Mücadele sadece kaybettirir”, düşüncesini yayıyorlar. “Bu işlerden bir şey çıkmaz” anlayışını geliştiriyorlar.

Biz aynı zamanda devrimci bir öğrencinin, arkadaşları ile devrimci dayanışma anlayışıyla derslerini başarması, devrimci bir işçinin işini arkadaşlarıyla dayanışma halinde işini iyi yapması için  verdikleri zamanı mücadeleden saydığımızı ifade eden bir hareketiz. Bu anlamda yeri gelmiş, mücadele için  okulumuzu ve işimizi bırakmışız. Okuyan arkadaşların derslerinde başarılı olmaları için zamana ihtiyacı olduğunda, işlerine yoğunlaşmaları için yerlerine kendimiz çalışıyoruz. Öğrencilerin tedbirsizlik ederek kendilerini okullarından attırmamaları için onları sürekli uyarıyoruz.

Diğer yandan ise kayıpları göze almadan mücadele olmaz. Başarılı olmak için devrimci mücadeleyi her şeyin önüne almalıyız.Bütün ilişkilerimizi, hayatımızın her alanını mücadeleye bağlı olarak yeniden örgütlemeleyiz. Bireysel kurtuluş arayışları, düzene teslim olmaktır.

Dergimiz çıktığındaki logosunda Nazım’ın sözlerini bilincimize ve yüreğimize kazımalıyız:

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

 

Biz Direnişçiyiz. AKP iktidarının havuç ve sopa politikalarıyla yola gelmeyiz. Bilindiği gibi politikalarda havuç menfaati sopa da ceza ve korkutmayı ifade etmektedir. Havuç ve sopa yöntemi insanların hayvanları terbiye ederken kullandıkları yöntemdir. İnsan koyun sürüsü veya sirk hayvanı değildir. İnsanı insan yapan en önemli özelliklerinden biri direnişçiliğidir.

Biz insanız, zulme boyun eğmeyeceğiz

Kahrolsun Teslimiyet Yaşasın Direniş!

 

, ,
One comment on “TESLİMİYETE VE İHANETE KARŞI
  1. Pingback: ODAK | Devrimci Çalışmada Güvenlik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir